<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540</id><updated>2011-04-21T16:09:17.500-07:00</updated><category term='Prekast Beton malzemeler - 2'/><category term='Telefonla çiçek sulama'/><category term='Bitki Koruma Merkezi'/><category term='Osmanlı Devrinde Bahçecilik'/><category term='Parc de la Villette'/><category term='Prefabrik Beton Parke'/><category term='Prekast Beton malzemeler'/><category term='Kemer Country'/><category term='Bahçelerde sulama'/><category term='Kenosha'/><category term='A.b.d'/><category term='Solenoid vanalar ve çalışma prensipleri'/><category term='Kent Mobilyaları'/><category term='Prekast Beton Uygulama'/><category term='Parc André Citroën'/><category term='Minimalist Bahçeler'/><category term='PH Tuzluluk Kireç ve Bitkiler için önemi'/><category term='Toprak Askerler'/><category term='Se ve J1'/><category term='Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi'/><category term='Güzelcehisar cafe'/><category term='Ontario&apos;da Profesyonel Organizasyon'/><category term='Soğanlı Bitkiler'/><category term='istanbulun yesil alani'/><category term='Ilginç bitkiler'/><category term='Toprak verimliliği ve Bitki beslenmesi'/><category term='Duluth Town Green'/><category term='Bir Uygarlık Böyle Battı'/><category term='Williams Meydanı/ Las Colinas - Teksas'/><category term='Paris&apos; te küçük bir Çocuk Oyun Parkı'/><category term='Başarlı Kent Parkları yaratmak'/><category term='Harborpark'/><category term='Chiswick parkı'/><category term='Circular Quay'/><category term='Golf Klübünden AltınPark&apos;a...'/><category term='Avrupa&apos; da Kırevleri'/><category term='Park modelleri'/><category term='Reform Parkları'/><category term='Hazır rulo çim'/><category term='CINEMA 4D Release 8'/><category term='Genişletilmiş Gerçeklik'/><category term='Açık alan sistemi'/><category term='Çocuk Oyun Elemanları'/><category term='Central Park'/><category term='Çöl Peyzaj Okulları'/><category term='çim alan bakımı'/><category term='Doğu kültürü ateşe verildi'/><category term='Bahçe Tasarım Ilkeleri'/><category term='Avlulu bahçelerde minimalizm'/><category term='Türkiye&apos;nin En Büyük Parkı Açılıyor'/><category term='Yaz ve bahar aylarında bahçe bakımı'/><category term='botanik bahçeleri'/><category term='Urartu Baraj ve Sulama'/><category term='Cam kenarlarını şenlendirin'/><category term='Foto Edit ile resim boyutlandırma'/><category term='Simetri ve Asimetri tarihi'/><category term='MicroStation Descartes'/><category term='Memedik Göleti'/><title type='text'>Peyzaj Mimarlığı</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>56</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5114406015474549794</id><published>2008-01-20T09:17:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T10:39:15.633-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='CINEMA 4D Release 8'/><title type='text'>CINEMA 4D Release 8</title><content type='html'>&lt;b&gt;CINEMA 4D Release 8&lt;/b&gt;                       &lt;b&gt;         &lt;a class="portakal" target="_blank" href="http://www.maxoncomputer.com/download_main.asp"&gt;         Release 8 yüklemek için tıklayınız&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       3D animasyon, özel efekt, karakter modelleme ve render alanında profesyonel          kullanıcılara hitap eden Cinema 4D, yüksek performansından dolayı yakında          broadcast yayıncılık ve film endüstrisinin başucu programı olabilir&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Maxon Computer tarafından üretilen Cinema 4D pratik olmasından dolayı çok          hızlı bir şekilde animatörler tarafından benimsendi ve bir çok projede kullanılmaya          başlandı. Film endüstrisi tarafından da çok yakından tanınan Cinema 4D özellikle          Spiderman (örümcek adam) filminin bazı efektleri için kullanılmasıyla da          gündeme geldi ve isminden oldukça söz ettirdi&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Maxon, Cinema 4D�yi bu alanda lider konumda bulunan 3D Studio MAX, Maya          ya da LightWave�e rakip olarak piyasaya sürmedi. Firmanın böyle bir iddiası          yok. Çünkü her 3 programda kendisinden istenilen işlemleri ve render metodunu          kendi teknolojisini kullanarak gerçekleştiriyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Örneğin Cinema 4D 8, animasyonların render sürecinde ilginç bir şekilde          titreşimi ortadan kaldırabiliyor. Bu titreşim olayı 3D dünyasında özellikle          animasyon işlemleri sırasında oldukça sinir bozucu bir durumdur. Hatta bir          çok animatör teknolojinin bu konuda oldukça yetersiz olduğundan yakınır.          İşte Cinema 4D 8 bu soruna biraz olsun (bir çeşit farklı tarama yöntemiyle          de olsa) çözüm getirmiş sayılıyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Bir diğer önemli konu zekice tasarlanmış arabirim. Zira bu arabirim sayesinde          tüm tasarım işlemlerini son derece anlaşılabilir bir ortam içinde ve istediğiniz          araçlara kolay ulaşarak yerine getirebiliyorsunuz. Açıkcası program kolay          öğrenilebilir yapısından dolayı 3D tasarıma çekingen yaklaşanları bile kolayca          etkisi altına alabiliyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       �Network Rendering� modülü tarafımıza gönderilmediği için bu özelliği test          edemedik. Bilmeyenler için hemen açıklayalım; Network Rendering özelliği          TCP/IP protokolünü kullanarak çalışmanın render sürecini ağ üzerindeki diğer          bilgisayarlara paylaştırabilen bir uygulama. Bu modül sayesinde örneğin,          1 saat sürecek bir render işlemi ağ üzerindeki diğer bilgisayarlara paylaştırılarak          yarım saat ya da daha düşük oranlara indirilebiliyor. Cinema 4D hem Windows          hem de Macintosh ortamlarında çalışabilen bir yazılım. Biz test aşamasını          yüksek performanslı bir PC ile gerçekleştirdik. Dolayısıyla burada yer alan          bir takım sonuç ve görüşler Macintosh sistemlerinde farklılıklar gösterebilir.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       3D dosya formatlarıyla da uyumlu olan program 3D Studio, Direct 3D, Illustrator,          Lightwave, VRML1, VRML2, QuickDraw 3D, shockwave 3D ve DXF formatlarındaki          dosyalarla da sorunsuz çalışabiliyor. Ayrıca browser özelliği sayesinde          proje içinde yer alan bütün nesnelere çok daha kolayca müdahale edebiliyorsunuz.           Etkileşimli poligon ve point modelleme araçları ile nesneleri dilediğiniz          gibi şekillendirebilir, Bend, twist, bulge, melt, wrap, explosion gibi gelişmiş          deformasyon araçlarıyla da sonuca ulaşabilirsiniz. NURBS kontrolleri de          modellemelerinizde size cok yardımcı olacak fonksiyonları içermektedir.          Array, boolean, instance, metaball gibi modelleme araçlarıyla da nesneleri          kopyalayabilir, bir nesneden diğerini çıkartır veya toplayabilirsiniz.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Özellikle özelleştirilebilir menü, buton ve kısayollar farklı meslek guruplarındaki          kişiler için büyük kolaylıklar sağlayabilir. Örneğin modelleme yapmak isteyen          bir kişi kullanmayacağı kısayol ve butonların yerine daha fazla kullanacağı          kısayol ve butonları tanımlayıp, ekranı kendi isteğine göre özelleştirebilir.          Bu da daha verimli bir çalışma alanı ve daha rahat bir ekran hakimiyeti          demektir. Cinema 4D bir animatörle bir tasarımcının ayrı arayüzler kullanabilmesine          olanak sağlıyor. Bu benzer programlarda bulunmayan bir özellik. Programın          güçlü yanlarından biri de güçlü ışıklandırma efektleridir. Yapmış olduğumuz          testlerde bu efektlerin gerçek atmosferi yansıtma başarısı bizi oldukça          etkiledi. Örneğin çalışmalarınızda Omni, Distant, Spot round / square, parallel,          parallel spot round / square tubes, area lights gibi farklı ışık kaynakları          kullanarak ilginç ve şaşırtıcı mekanlar elde edebilirsiniz.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Cinema 4D bu konuda çok esnek. PC işlemcileri ve ekran kartları için zor          işler sınıfında olan bu tip efekler Cinema 4D�nin profesyonel hesaplama          algoritması sayesinde daha hızlı ve düzgün bir şekilde çalışmaya adapte          ediliyor. Örneğin, Caustics, volume caustics efektleri sayesinde ışığın          yüzeylerdeki yansıma, yayılma ve geçirgenlik etkilerini gerçek mekana olduğu          gibi nesne üzerine yansıtmanız bu program ile gerçekten çok kolay� Gölgelendirme          işlemleri için ise başlı başına bir yazı hazırlamamız gerekiyor çünkü bu          konuda gerçekten çok güçlü araçlara sahip. Soft, hard, area gibi gölgelendirme          tipleri daha gerçekçi projeler için kesinlikle gözardı edilmemesi gereken          özellikler. Bir diğer önemli özellik ses kullanımı; Cinema 4D ile hazırladığınız          projelerde mono, stereo, DTS 5.1,DDS eX 6.1,SDDS 7.1 ses düzenlerini destekleyen          efektler hazırlayabilirsiniz. Cinema 4D içeriğinde bulunan yardımcı fonksiyonlar          sayesinde animasyon hazırlamayı da oldukça kolay hale getiriyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Hazırladığınız animasyona istediğiniz kadar kamera koyabilir, değişik açılardan          görüntü alabilirsiniz. Scene motion blur ile sahnenin tümü için kamera efekti,          Object Motion Blur ile nesne için kamera efekti hazırlayabilirsiniz. Timeline          penceresinden hazırlamış olduğunuz projede kullandığınız bütün nesneleri          ve onların hareketlerini görebilir herhangi bir andaki (frame veya saniye)          istediğiniz noktada müdahale edebilirsiniz. Formula fonksiyonu yardımı ile          matematiksel formüllerden animasyonlar oluşturabilirsiniz. Cinema 4D Release          8 kullanıcının tercihlerine göre satın alabileceği yedi adet modül ile birlikte          geliyor. Bunlar, MOCCA, Advanced Render, Thinking Particlei, PyroCluster,          Net Render, Dynamics ve BodyPaint 3D. Bu modüllerden özellikle BodyPaint          3D , üç boyutlu objelerin giydirilmesi konusunda harikalar yaratıyor.Vücut          modellemelerinde, örnegin bir yaratık modelinin giydirilmesi sırasında karşılaşılan          zorlukları BodyPaint ile rahatlıkla çözebilirsiniz.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Dynamics modülü, yer çekimi, eğim, rüzgar, dış etkiler, etki-tepki gibi          fizik kanunlarına dayalı olayları objelere uygulamanızı saglıyor. Örneğin          plastik topa vurulduğu anda oluşan esnemeyi, Dynamics eklentisiyle çok kolay          yaratabilirsiniz. Advanced Render ise özellikle ısıklandırma konusunda öne          çıkıyor. Alan derinliği, objelerden yansıyan ışıklar, gölgelendirme işlemleri          ve ışık kırılmalarını gerçeğe yakın şekilde render edilmesini sağlayan Advanced          Render profesyonellerin kesinlikle vazgeçemeyeceği bir eklenti. Cinema 4D,          standart paketin yanı sıra iki adet alternatif paket sunuyor. Bunlardan          Cinema 4D XL, MOCCA, Advanced Render, Thinking Particles, PyroCluster ve          Net Render modüllerini içeriyor ve üç kullanıcı ağ üzerinde programı çalıştırabiliyor.          Cinema 4D Studio ise tüm modülleri içeriyor ve sınırsız kullanıcılı NET          paketi içeriyor.&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;       Sonuç olarak; Cinema 4D profesyonel kullanıcılar için hazırlanmış başarılı          araçlara sahip kalite düzeyi gerçekten yüksek bir program. Özellikle hızlı          �network rendering� sistemi ve gerçekçi yüzey efektleri tüm kullanıcılar          tarafından oldukça beğeni topluyor. Benzer programlarla saatlerce uğraşarak          ortaya çıkarılan çalışmalar CINEMA 4D�nin kullanıcı dostu arabirimi sayesinde          hızlı bir şekilde sonlandırılabiliyor. 3D modelleme, animasyon, jenerik          üretimi, post-production, film kurgu, özel efekt v.b. alanlarda hizmet veren          kişi ve kuruluşların CINEMA 4D�yi kesinlikle yakın takibe almaları önerilir.          Cinema 4D�yi ülkemizde CP Vision temsil ediyor.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; Network Consultant, Cpv System Haus&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Bengi Demirkan          - University of Greenwich / Peyzaj Mim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5114406015474549794?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5114406015474549794/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5114406015474549794' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5114406015474549794'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5114406015474549794'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/cinema-4d-release-8.html' title='CINEMA 4D Release 8'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8182574484532837702</id><published>2008-01-20T09:16:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T10:36:57.107-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Foto Edit ile resim boyutlandırma'/><title type='text'>Foto Edit ile resim boyutlandırma</title><content type='html'>Mevcut resimlerin            boyutları ile oynayabildiğimiz gibi, renkleriyle tonları ile de            oynayabiliyor ve keskinleştirme gibi efektler de verebiliyoruz.            Uzantılarını farklı olarak bmp, jpg, gif, png vs. uzantılarla            değiştirebiliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Öncelikle programı            kuruyorsunuz makinenize. Daha sonra aşağıdaki resimleri izleyerek            Foto ebatları ile oynayacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           &lt;b&gt;                          Resimler programın açılmış halidir. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/1A.jpg" border="0" height="357" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Alttakinde ise            görmek istedigimiz resmi boyutlandırmak amacı ile seçiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/2A.jpg" border="0" height="387" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Alttaki resimde            ise fotoyu göz önüne getiriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/3A.jpg" border="0" height="342" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Altta ise            boyutlandırmak amacıyla resize menüsüne giriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/4A.jpg" border="0" height="345" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        72 dpi &lt;b&gt;�750x....�&lt;/b&gt;            noktalı kısmını kendisi otomatik belirleyecek. Dikey resimlerde ise            750 yi Height kısmına yazacagız.    &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/5A.jpg" border="0" height="374" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Altta ise &lt;b&gt;Ok.&lt;/b&gt; e tıklayıp, onayladıgımız yeni boyutu &lt;b&gt; farklı&lt;/b&gt; kaydedecegiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/6A.jpg" border="0" height="346" width="447" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Altta hangi            klasöre koymak istiyorsak, o klasöre yeni bir isim vererek            kaydediyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2004/3d/fotoresim/7A.jpg" border="0" height="414" width="447" /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8182574484532837702?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8182574484532837702/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8182574484532837702' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8182574484532837702'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8182574484532837702'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/foto-edit-ile-resim-boyutlandrma.html' title='Foto Edit ile resim boyutlandırma'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2618310111414845507</id><published>2008-01-20T09:16:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T09:20:13.217-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Se ve J1'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='MicroStation Descartes'/><title type='text'>MicroStation Descartes, Se ve J1</title><content type='html'>&lt;b&gt;MicroStation Descartes, Se ve J1 &lt;/b&gt;                       &lt;b&gt;Kapsamlı Resim Çözümü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        MicroStation Descartes, resim dosyaları üzerinde çalışma (edit) veya otomatik          vektörizasyon yapabileceğimiz geniş tabanlı resim çözüm yazılımıdır. Kendi          alanında tek olan MicroStation Descartes mühendisler ve plancıların kullanım          alanlarına yönelik tasarlanmıştır. Muhteviyatlarını şu başlıklarda toplayabiliriz.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Siyah-beyaz ve renkli resim dosyalarının görüntülenmesinde yüksek performans          Standart resim dosyalarını yükleyebilme ve sıkıştırabilme, Native RTL ve          PostScript ile güçlü plot kapasitesi, MicroStation plot, ZEH için arayüz,          Cadnet ve Intergraph network plot alanı, Resim yerleştirme ve dönüştürme          (affine, helmert transformasyonları vb) fonksiyonları, Resim editleme kapasitesi;          transparan, mozaik, montaj, koridor ve raster çizimler, Raster görüntüyü          otomatik vektörizasyon, text ve sembol tekrarlarını sıralama, "Model Server          Imager client" fonksiyonu Değiştirilebilir çek-yerleştir (drag and drop)          tool-box'ları ve menüler, MicroStation BASIC ve MDL programlarını kullanabilme.        &lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Resim anlatımı Bir resmi herkes anlayabilir ve bir resmin vektörel hazırlanmış          bir sunumdan daha fazla bilgi içerdiği son derece açıktır. MicroStation          Descartes bu iki anlatım için (resim ve vektör) en iyi çözümü ortaya koymayı          hedeflemiştir. MicroStation /J üzerinden çalıştığı için MicroStation'un          CAD gücünü, kendi fonksiyonları ile resim (image) gücünü ortaya koyar. Kullanıcı          istediği platformda (resim/vektör yada her ikisi) çalışarak, proje için          en uygun yolu belirler.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Resim dosyaları için ihtiyacımız olan bütün araçlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Eksiksiz resim çözümü, projelerde ihtiyaç duyulan isteklere limit koymadan          cevap verebilecek güçte olmalıdır. MicroStation Descartes ile projelerde          farklı formatlarda resim dosyalarını kullanabilir, hava fotoğraflarının          mozaik görünümü elde edilebilir, hava fotoğrafları yenilenebilir. Bir resmi          kullanışlı vektörlere (otomatik) dönüştürülebilir yada arazi modelimiz üzerine          kaplayabilir ve bunlar üzerinde görsel uçuş yapabiliriz. MicroStation Descartes          herhangi bir çözünürlükteki veya ölçekteki siyah-beyaz ve renkli resimleri          rahatlıkla kullanır. Resim dosyası MicroStation Descartes'e yüklendikten          sonra 8 pencereden biri veya birkaçında görüntülenebilir, resim kontrol          fonksiyonları (büyütme, küçültme, tekrar çizme gibi) ile yönetilebilir.          Resim açma-kapama, kaydırma, büyültme, küçültme hızı, görmeden inanılamayacak          kadar abartılıdır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Yükle ve git &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Farklı türden resimleride destekler. Bunlar; HMR, TIFF, GEOTIFF, COT, CIT,          RLE, CALS, IMG, PCX, IMG (24 bits), BUM, TG4, INT, RGB, TGA, JPEG, RLC,          RS ve BMP'dir. Resim boyutlaranı azaltmak için Deflate, Packbits, CCITT3,          CCITT4, ve JPEG data kompres fonksiyonları kullanılır. Belirtilen formatlardaki          resim dosyalarının konum bilgilerini algılar,yerleştirir. MicroStation Descartes'de          resimler desteklenen bütün formatlara dönüştürülebilir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Harita resim dosyalarını koordinatlarına yerleştirme&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Herhangi bir resim dosyası önceden konum bilgisine sahip değilse, bu dosyayı          (özellikle harita resimlerini) coğrafik konumuna getirmek gerekir. MicroStation          Descartes içerisinde resim konumlama ve dönüştürme (transforme) fonksiyonları          vardır. Bu fonksiyonlar ihtiyaca göre sıralanmış komutlar dizisinden oluşur.          Herhangi bir resim istenilen yere mouse ile kolayca yerleştirilebilir ve          istendiği anda yeri değiştirilebilir. Prezisyonlu resim yerleştirme işi          genellikle harita fotoğraflarında büyük önem taşır. Bunun içinde en az 3          veya 4 ortak noktadan dönüşüm yapılması gerekir. Bu sayede resim coğrafik          uzayda doğru koordinatlarına yerleştirilmiş olur. MicroStation Descartes          kontrol noktalarını listeler ve geometrik doğruluğu gösterir. Hava fotoğrafları          daha önceden çizimi tamamlanmış tasarımlara bu sayede yerleştirilir.MicroStation          Descartes resimleri ve vektörleri aynı pencerede gösterir. Yada farklı pencerelerde          resim gösterimi istenmiyorsa bunun için olanak sağlar.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Doğru geometride vektörize edilmeye hazır resim&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Koordinatlarına göre yerleştirilmiş resim, vektörize edilmeye hazır halde          demektir. Resim üzerinden sayısallaştırma sırasında fonksiyon komutları          eleman üzerinden ayrılmadan (nokta, doğru, ark gibi) çalıştırılabilir. MicroStation          Descartes MicroStation/J üzerinden çalıştığı için sayısallaştırma MicroStation/J'nın          bütün CAD gücü kullanılarak yapılır. Otomatik vektörizasyon ise MicroStation          Descartes içerisinde tanımlanmış fonksiyonlar yardımı ile yapılır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Resimleri arazi modeli üzerine kaplamak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        MicroStation Descartes ile sayısal arazi modeli üzerine aynı yerin resmi          kaplanabilir. MicroStation Descartes ve MicroStation/J'nın fonksiyonları          dinamik bir sunum hazırlanabilir. MicroStation Descartes'ın resmi hızlı          gösterebilme özelliği yardımıyla, hayali uçuş yapılabilir ve gerçeğe yakın          sonuç elde edilebilir ve bu hareketli görüntü AVI formatında kaydedilebilir.        &lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Resimlerin çizime dönüştürülmesi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        MicroStation Descartes'ın özellikleri; taranmış (scan) harita veya çizimleri,          kullanışlı vektörel dataya çevirme, otomatik vektörizasyon, interaktif dönüşüm          yapabilme ve dijitize edebilme başlıkları altında toplanmış bir dizi dönüşüm          araçları ile standardize edilmiştir. Vektörizasyona hazırlık için, resim          dosyası üzerinde istenilmeyen lekeler temizlenebilir. Bunun için yatay,          düşey ve eğimli silme fonksiyonları bulunmaktadır. Resim dosyasında leke          büyüklükleri tanımlanarak istenilmeyen birçok fazlalık otomatik temizlenebilir.          Bu fonksiyonlar tanımlanmış bölgeye yada bütün dosyaya uygulanabilir. Microstation          Descartes vektörizasyon fonksiyonları ile resim dosyası üzerinden sayısallaştırma          işlemi yada otomatik vektörizasyon yapılabilir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        150�den fazla farklı obje : ağaçlar, çalılar, sarılıcılar, çiçekler (su          zambakları, kamış ve sarmaşıklar gibi). Tüm bitkiler olabildiğince detaylandırılmıştır.          Ek bir yazılıma ihityaç yoktur. Mevsim seçimi, basit bir materyal tablosu          ekleyerek yapılabilmektedir.&lt;br /&gt;        Kullanımı kolay : hücre seçilir ve canlandırılır. Galeri bölümündeki pek          çok resim MicroStation ile canlandırılmıştır.        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Bengi Demirkan - University of Greenwich / Peyzaj Mim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2618310111414845507?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2618310111414845507/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2618310111414845507' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2618310111414845507'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2618310111414845507'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/microstation-descartes-se-ve-j1.html' title='MicroStation Descartes, Se ve J1'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1146706605450184063</id><published>2008-01-20T09:16:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T09:19:10.974-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genişletilmiş Gerçeklik'/><title type='text'>Genişletilmiş Gerçeklik</title><content type='html'>&lt;b&gt;Genişletilmiş Gerçeklik&lt;/b&gt;                                                                     &lt;br /&gt;               Öyle bir sistem düşünün ki,            bilgisayar ekranında gördüğümüz bazı bilgiler ve grafikler, monitörden            çıkıp hayatımıza girmişler. Nereye bakıyorsak, gözümüze takmış            olduğumuz özel bir gözlük sayesinde, baktığımız yer hakkındaki            bilgiler gözlerimizin önüne geliyor�tıpkı bazı bilim kurgu filmlerinde            gördüğümüz gibi. Çeşitli laboratuarlardaki bilim adamları, işte böyle            bir proje üzerinde çalışıyorlar. Eğer proje başarıyla hayata            geçirilirse, hayatın pek çok alanını daha kolaylaştıracağa ve çok            büyük ses getireceğe benziyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Genişletilmiş gerçeklik adı verilen            sistem, temelde, başa takılan bir gösterici, takip etme cihazı ve            taşınabilir küçük bilgisayardan oluşuyor. Araştırmacılar bu üç cihazı            da tek bir ünitede toplamak, kemere benzeyen bir cihazla da            kullanıcının başına taktığı gözlüğe benzer göstericiye, kablo            kullanmadan bilgileri aktarmak istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             İş tabii ki burada bitmiyor.            Araştırmacıların önünde çok daha büyük sorunlar var. En büyük sorun,            kullanıcının baş ve göz hareketlerine uygun olarak grafiklerin,            kullanıcının bakış açısından çıkmayacak şekilde aktarılması sırasında            çıkıyor. Bir grup araştırmacı, sadece, hem bu sorunu ortadan            kaldıracak, hem de ucuza mal olacak bir görüntüleyici üzerinde            çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bir başka sorun ise, kullanıcının            yerini ve yöneldiği yönü belirlemede ortaya çıkıyor. Halihazırda            araçlarda kullanılan GPS, 10-30 metrelik hatâlarla araçların yerini            tespit ediyor. Bu yüzden genişletilmiş gerçeklik gibi bir sistem için            GPS pek elverişli değil. Bunun yerine, Kuzey Carolina Chapel-Hill            Üniversitesinden bir grup araştırmacı, HiBall adını verdikleri yeni            bir takip sistemi geliştirdiler. Bu sistem 45 metrekarelik bir alan            içerisinde hatâsız çalışıyor ve genişletilmiş gerçeklik için oldukça            elverişli görünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bu sorunlar çözüldüğü takdirde sistem            hayatın pek çok alanında yer almaya başlayacak. Örneğin makine bakımı            ve mimarî, genişletilmiş gerçekliğin kullanılacağı ilk alanlardan biri            olarak gösteriliyor. Genişletilmiş gerçeklik sistemi, kişinin            çalıştığı parça üzerine sanal bir grafik çizecek. Çalışan da buna            bakarak nereye ne eklemesi gerektiğini görecek, işini tamamlayacak.          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Turistler ve öğrenciler de bu sistemi            kullanabilecekler. Meselâ Çanakkale Savaşının yapıldığı yerlere            gidenler, başlarına taktıkları görüntüleyiciler sayesinde, savaşı,            âdetâ içindeymiş gibi öğrenebilecekler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bilgisayar oyunları da bu sistemden            nasibini alacak. Oyundaki unsurlar, kullanıcının çevresindeki gerçek            dünyaya yansıtılacak. Kullanıcı, oyundaki karakterlerden biri olacak            ve oyun oynayacak. (Hemen belirtelim, bunun bir prototipi,            Avustralyalı bir araştırmacı tarafından yapıldı bile. En meşhur            oyunlardan biri olan Quake�i temel alan prototipte araştırmacı, bir            üniversite kampüsü modelini oyunun yazılımına ekledi. Araştırmacı bu            sistemi kullanarak kampüse giderken, kendisini oyunun içinde buluyor.)          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Genişletilmiş gerçeklik, askeriye            için de biçilmiş bir kaftan görevini görecek. Bu sistem sayesinde, bir            askerî birliğe, bulunduğu yer hakkında bilgi verilecek, tehlikeli            durumlarda düşman askerlerinden saklanılacak yerler gösterilecek.          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ama bütün bunların gerçekleşebilmesi            için, birkaç yıl beklemek gerekecek. Zira araştırmacılar,            karşılaştıkları sorunların 2010 yılına kadar ancak çözülebileceğinin,            genişletilmiş gerçeklik sisteminin piyasaya sunulabileceğinin haberini            veriyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                          &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Durcan Cengiz / Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1146706605450184063?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1146706605450184063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1146706605450184063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1146706605450184063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1146706605450184063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/geniletilmi-gereklik.html' title='Genişletilmiş Gerçeklik'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6559774826298498162</id><published>2008-01-20T09:16:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T09:18:13.067-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bitki Koruma Merkezi'/><title type='text'>Bitki Koruma Merkezi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Bitki Koruma Merkezi&lt;/b&gt;                                                                                                              &lt;br /&gt;                  Bitki Koruma                Merkezi (CPC), 28 botanik bahçenin ve arboretumun yetkilendirdiği                Amerika�daki tehlike altındaki türleri koruyan ulusal bir                konsorsiyumdur. CPC�nin koruma gücünün Birincil odağı ex situ                korumadır, tohumdan başlar. 1987�de Desert Botanical Garden,                Kuzeydoğu bölgesel bahçe olarak hizmet etmektedir. CPC�nin                kuzeydoğu bölgesi; öncelikle Sonoran, Chihuahuan ve Mojavean                çöllerinden güneydoğu California�ya kadar uzayıp Güney Arizona�dan                geçerek güneybatı Yeni Meksika ve batı Teksas�a uzanmaktadır.                Desert Botanical Garden, ender U.S. bitki taksonomisi CPC Ulusal                Koleksiyonu�na ait 36 endemik güneybatı bitki türlerine ev                sahipliği yapmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Ulusal                Koleksiyondaki her tür için, CPC, neslin tükenmesini önlemek                amaçlı $10,000 bağış sağlamıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Herbaryum, halk                ve araştırmacıların çalışmalarında kullanmaları için bitkiler                hakkındaki verileri kapsayan paha biçilemez bir depo gibidir.                Korunan bitki türlerinin -kimliği belirlenmiş, etiketlenmiş-                koleksiyonudur ve kayıtlar sürekli devam etmek, güncel olarak                sunulmaktadır. Bitki etiketleri, bitki hakkında bilgi vermektedir                ve böylece her bitki için doküman belge şeklinde sunulmaktadır.                Özel koleksiyonlar için ciltlenmiş kitap formlu arşiv bulmak                mümkündür. Modern herbaryumda, türler dosyalar halinde özel                kabinlerde, sınıflandırılmış ve botanikte bilimsel                adlandırılmasına göre alfabetik şekildedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Herbaryumdaki                araştırma sonuçları, bitki kimliklendirmesi, bitki ve bitki                anatomisi karşılaştırmaları, nüfus çalışmaları, istilacı türleri,                çalışmalar ve programlar için belgelenmiş türleri, yerel türleri                içermektedir. Desert botanical Garden Herbaryumu (DES) 51,000�in                üzerinde türü kapsamaktadır. DES 1974�te Ulusal Kaynak Koleksiyonu                olarak ünvanlandırılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Koleksiyon,                dünyadaki kurak ve yarı kurak bölge Bitkilerinden meydana                gelmektedir, özellikle güneybatı U.S. ve kuzey Meksika. Kaktüs                (3.000 tür) ve agavlar (1.800 tür) alan içindeki en gösterişli                bitkilerdir. Herbaryum tür belgeleri, koleksiyon içindeki                Bitkilerin varlığını kanıtlamakta ve güneybatı U.S. - Meksika�daki                etnobotanik çalışmaları da desteklemektedir. Herbaryum                koleksiyonu, hem alan çalışanlar hem alanı ziyaret eden bilim                adamları için floristik ve taksonomik çalışmalarda                kullanılmaktadır. Ayrıca dünyadaki botanik bahçeler ve                üniversitelerdeki araştırmacılara türler ödünç verilebilmektedir.                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Koleksiyon                veritabanı, herbaryumda 2001 senesinde kataloglanmaya başladı. Bu                veritabanına 4.000�in üzerinde veri girişi tarihsel olarak                yapıldı. veritabanı �Güneybatı Doğal Tarihsel veritabanı� olarak                internette yayınlanmaktadır. Güncelleme ise Çevresel Çalışmalar                için Arizona State Üniversite Merkezi tarafından yapılmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    &lt;b&gt;                Kütüphane&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Desert Botanical                Garden Kütüphanesi, botanik kitaplar ve eğitici-araştırma sürekli                yayınları koleksiyonlarına sahiptir. Desert Botanical Garden                çalışanları, gönüllüler, üyeler ve ziyaretçiler için bir eğitim ve                araştırma aktivitesine olanak sağlayacak niteliktedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Dünyadaki                çöllere ilişkin floristik, ekolojik ve hortikültürel çalışmaların                referansları kütüphanede yer almaktadır. Kuzey Amerika�nın ve                kuzey ve merkez Meksika güneybatı çöllerindeki sukkulentler ve                bitki familyaları hakkında kapsamlı materyal bulunmaktadır. Çöl                Bitkilerinin detaylı monografları ve yerel floradan genel                kültüvasyonlara kadar kapsam vardır. Kütüphane, bitki                sınıflamaları ve adlandırılmaları, yenilebilir ve kullanılan                bitkiler, ender ve tehlike altındaki bitkiler, çöl ekolojisi ve                koruma yolları hakkında botanik örnekler, resimler olarak                materyale de sahiptir. Koleksiyonda 6.300 kitap, 300 süreli                yayın yer almakta ve kütüphanenin 50 kadar üyesi bulunmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    &lt;b&gt; Diğer kullanımlar&lt;/b&gt;                  &lt;br /&gt;                                   Sosyal hayat ve                iş yaşamına dair etkinlikler için, Desert Botanical Garden çeşitli                mekanlar sunmaktadır. Açık hava pavyonu, doğal manzaralı avlular                ve tarihsel düzenlemeler bu etkinlikler için seçenekler sunmakta.                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    Hayatın yeniden                başladığını düşlediğinizde, Desert Botanical Garden sizi çölün gün                batımı seremonisiyle karşılamaya hazırdır. Yıldızlar altında akşam                yemeği, daha sonra gece mesquite ağaçları altında dansla sizi                çağırmakta. Evlilik töreni için Desert Botanical Garden unutulmazı                size sunacaktır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    İş görüşmeleri                ve konferanslar içinde oditoryumlar seçenek sunacaktır. Grup                aktiviteleri, toplantılar, öğle yemekleri ve akşam yemekleri,                egzotik çöl florasıyla düzenlenmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                     Kaynak: dgb.org&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Derleme: &lt;/b&gt;                 Pınar            Özyılmaz/ Peyzaj mimarı- Ankara.Ü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6559774826298498162?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6559774826298498162/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6559774826298498162' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6559774826298498162'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6559774826298498162'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/bitki-koruma-merkezi.html' title='Bitki Koruma Merkezi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8936506546443278344</id><published>2008-01-20T09:11:00.009-08:00</published><updated>2008-01-19T09:16:40.809-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi'/><title type='text'>Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi - 1</title><content type='html'>&lt;b&gt;  Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi - 1 &lt;/b&gt;                                                                                                                                      &lt;b&gt;PEMÖT                    Sempozyum sunumu                        03 Mart 2003                    Perşembe &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;br /&gt;                 Tasarım kendiliğinden göreceli ve kişisel bir kavram olduğu                    gibi tasarım eğitimi de bağlı olduğu bölümlerin ihtiyaçlarına                    göre şekillenmektedir. Tasarım eğitimi bağlı olduğu tek bir                    disiplin çerçevesinde bile bir çok farklı unsur içerir.                    Tasarım eğitiminin içeriği ve yetkinliği öğrencinin hayal                    gücüne, bakış açısına, algısına, değerlendirme ve yeniden                    kurgulama yeteneğine bağlı olarak şekillenmelidir. Bu nedenle                    tasarım eğitiminin öğrencinin özelliklerine göre                    yönlendirilmesi başarıyı artıracaktır.                                            &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Tasarım gündemle, zamanla, toplumsal ve kişisel olarak sürekli                    değişim içindedir. Dünyada hiçbir varlığa tek bakış açısı, tek                    model, tek kuram, tek hedef ve tek çerçeveyle bakamayız.                    Dolayısıyla tasarım eğitimine çok yönlü bakabilmek eğitim                    sorumluluğunun ilk ilkesi olmalıdır. Tasarım eğitiminde                    eğiticilere düşen, özgürlüklerin öğrenci ve eğitici arasında                    cesaret kırıcı olmadan öğrenci-yaratıcının öznelliğinde                    kültürel fenomen olarak mimarlığın karmaşıklığının                    değerlendirilmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Peyzaj mimarlığı eğitimi; öğrencilere snatsal ve kültürel                    tasarım bilgisi, tasarım ve fiziksel form olarak problemleri                    analiz etme yeteneği, tsarımı bir yapı işine çevirmek için                    teknik donanım ve profesyonel projeler için yetenek ve bilgi                    kazandırmalıdır. Özellikle stüdyoda öğrencilerin analitik ve                    eleştiri yeteneğini geliştirici ve yaratıcı potansiyelini                    artırıcı çalışmalarla tasarım disiplinlerinin ve planlarının                    uygulamalarla kültürel olarak şekillenmesi sağlanmalıdır.                                        &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;&lt;br /&gt;                   Genel Bakış:                    &lt;/b&gt;                       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Günümüzde tasarım, globalleşmeye, yeni teknolojilere, çevresel                    faktörlere, ilgili mesleki disiplinlere, değişen geleneklere                    bağlı birbirinin yerini alan trendlere göre sürekli                    değişmektedir. Dolayısıyla Peyzaj mimarlığında tasarım eğitimi                    de, değişim ve sorunlara cevap veren, tasarım yayınlarını ,                    yenilikleri takip eden ve değişen global değerlere bağlı                    olarak geleceğin kompleks çevresine hazır olan öğrenci                    merkezli bir yapıya kavuşturulmalıdır.                          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Yanlızca Peyzaj mimarlığının teknik bilgisine sahip olmanın,                    ilerde tasarımın getireceği pratik soruları yanıtlamakta                    yeterli olmayacağı bilinmektedir. Eğitimin pratiği bu konudaki                    kabullere dayanmakta, tasarım eğitimine farklı yaklaşımların                    temelinde, çoğu zaman açığa vurulmayan kavramsal çerçeveler                    yer almaktadır. Bazen felsefi ve bilimsel, bazen mistik ve                    yarı dinsel olan bu çerçeveler belirli bir mimari yaklaşımı ve                    mimarlık pratiğini belirginleştirmek için gerekli zihinsel                    araçları ve kavramları sağlarlar. Daha mimarlık eğitimi                    sırasında karşımıza çıkan bu çerçevelerden birini sorgulamadan                    benimsemek yerine tasarım ve tasarım eğitimi üzerine düşünmeye                    başladıktan sonra başvurabileceğimiz, sınırları belirli bir                    uzmanlık alanından çok, bir kuramsal çerçeveler labirentidir.                    Bu labirentten çıkış yolu bulamayıp bazen içiçe geçmiş gibi                    görünen, bazen ulaşılmaz olan sayısız yaklaşımın varlığını                    kabullenmek ve kişisel eğilimlerimize uygun düşen bir seçim                    yapmak ya da deneme yanılma yoluyla bunu benimsemek sıkça                    karşılaşılan bir durumdur. Yapılan araştırmalar, tasarım                    eğitimiyle ilgili olan labirenti daha da büyütüp içinden                    çıkılması zor bir hale gelmeyi sağlamıştır.                          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Kısacası, eğitim başlı başına başı sonu olmayan bir konudur.                    Bir de tasarımın düşünsel boyutu ve kişiselliği eklendiğinde,                    �Tasarım Eğitimi� nden bahsetmek biraz karmaşık bir hal                    almaktadır. İçiçe geçmiş bu çerçeveler bütünlüğünü en iyi                    şekilde aralayıp, - bir öğrenci olarak- hala tartışılmakta                    olan ( hiçbir zaman da kesin çerçeveler içine alınamayacağı                    hepimiz tarafından bilinmektedir) "Peyzaj mimarlığında                    tasarım eğitimi nasıl olmalı?" sorusuna en uygun cevabı bulmak                    açıkçası biraz zor gözükmektedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Sonuçta bu çalışmayla, kuramsal çerçeveler içinde yer alan                    tasarım eğitimi kabul edilen yaklaşımlara göre                    değerlendirilip kişisel olarak "olması gereken" belirlenmeye                    çalışılmıştır. Günümüzün sürekli değişen ortamında,mimarlıktan                    beklenenlerin nitelik ve boyutları da değişmektedir. Bununla                    beraber, tasarım eğitiminin verdikleriyle, bu eğitimden                    beklenenler arasındaki çelişkilerde artmaktadır. Kullanıcılar,                    ihtiyaçlarındaki değişimlere uyum sağlayabilen, doğayla                    bütünleşebilen ve bu özelliklerini geniş zaman dilimlerinde                    koruyabilen çözümler istemektedir.                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                     Tüm bu                    beklentiler, mimarlık bölümlerinin, öğrenci seçiminden,                    öğrenci ve öğretim elemanı yetiştirmeye kadar, eğitim ve                    öğretim programlarının gözden geçirilerek, yeniden                    belirlenmeleri gereğini ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    &lt;b&gt;                                       Konuşmacı :  &lt;/b&gt;                                                        Işıl Ünal-İ.Ü Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8936506546443278344?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8936506546443278344/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8936506546443278344' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8936506546443278344'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8936506546443278344'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/peyzaj-mimarlnda-tasarm-eitimi-1.html' title='Peyzaj Mimarlığında Tasarım Eğitimi - 1'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5922953300431229707</id><published>2008-01-20T09:11:00.008-08:00</published><updated>2008-01-19T09:15:23.209-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Minimalist Bahçeler'/><title type='text'>Minimalist Bahçeler</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="Peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;                Minimalist Bahçeler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                             &lt;br /&gt;                              Zaman içinde                değişen ruh hallerimizi ifade eden yeni bir bahçe yaratma                formu-fikri ortaya çıkmıştır. Bu yeni fikir çağdaş olmakla                birlikte, ana fikirleri geçmişe bağlı geleneklerle köklenmiştir.                Teknolojiyi de beraberinde kapsayan bu ton aynı zamanda doğal                materyalleri de en iyi şekilde kullanmayı mümkün kılmaktadır. Bu,                heyecanlandırıcı ve nefes kesici olmakla birlikte kullanıcıda                yavaş yavaş sakinleştirici ve dinlendirici -istirahat ettirici-                bir etki de yaratmaktadır. Tasarımda oldukça basit görünen ancak                özünde kurnazlıkla saklanmış bir hazine ve zor anlaşılırlık ile                birlikte derin semboller de içermektedir.              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mükemmel biçimde                tasarlanabilen bahçeler, sessiz, bitkilendirmenin gerisine de                dayanan ancak bununla birlikte oldukça renkli ve boş alanları ile                ışığın dramatik bir biçimde kullanıldığı bahçeler olma                özelliklerini de taşırlar. Bu tasarımlar aynı zamanda dünyanın her                yerinde naturalistik ve ekolojik koşullarla yetiştirilmiş vahşi                düzendeki Bitkilerin mükemmel bir biçimde toparlanarak                sergilendikleri tasarımlardır. Bu, doğu-batı kültür ve                geleneklerinin konuya eşit bir şekilde dahil edilmesidir, eşit bir                şekilde yansıtılmasıdır, bu minimalist bahçedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               �Daha az                olan daha fazladır� (�Less is more�) 1959 yılında ünlü                Alman mimar Ludwig Mies van der Rohe bu kelimeleri bugünkü                Amerikan projelerinden birini ifade etmek amacıyla kullanmıştır.                Mies, bazı şeyleri frenlemek yerine zorlamış, bazı şeylerde ısrar                etmiştir. Ludwig Mies van der Rohe�un görüşüne göre, �Eğer                fikirleri azaltırsanız her fikir bir önceki halinden daha iyi ve                başarılı olacaktır� .&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Bugünkü                minimalizm, geniş bir dolaşımı ifade eden bir dönem                niteliğindedir. Çoğu insanın söylemek istediklerini ifade eden                birtakım konseptleri oluşmuştur ve mevcut kılınmıştır. Saf, temiz,                pürüzsüz-muazzam düzgün çizgiler, geometrik şekiller, darmadağın                olmamış sessiz-sakin renklere sahip sakinleştirici objeler                konsepti daha büyülü kılar. Ancak böyle tarif edilen düzenlemeler                ve dönemler görülen fotoğraflardan esinlenilerek                oluşturulabilmektedir çünkü, bugün �bazı� insanlar gerçek bir                minimalist düzende ev ya da bahçeye sahiptir, en azından bu                yerleri ziyaret etmiştir.                   (RESİM-01)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Minimalist                stiller insanların geçmişlerine ve deneyimlerine dek uzanan geniş                spektrumları içerir. Tasarımlar modern tasvirleri içerse dahi bu                tadı paylaşan kişiler için o kadar da yeni ve genç değildir.                Tasarımlarda, durgunluğun ve tevazünün yanında, kökeninde bulunan                değişik yaşlara ait kültür ve gelenekler kendini belli etmektedir.                Esas olarak minimalizm, birtakım duyguları, olumlu ve iyi                hissettiren-enerji verici hisleri de kapsamaktadır. Yakın                zamanları sembolize eden taze yaklaşımları, modern sunumları,                tazelik hissi uyandırıcı ve keyif verici özellikleri bünyesinde                barındıran tasarımlar minimalizmin özünü oluşturur. Böylece                minimalizm yeni başlangıçları sembolize eder. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                  �Minimalizmin                bahçe tasarımının geçmişiyle ilgisi nedir?� &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Bahçelerin                gelişimine baktığımızda, minimalizmin bir ipliğin devamı                niteliğinde batı ve doğuya özgü bahçe yapımında rol aldığını                görmekteyiz. Çin ve Japonya�daki oryantal bahçelerde, genellikle,                belirli bir limite sahip Bitkilerin kullanıldığını görürüz. Bu                bahçelerin dizaynları, belirli sembolik elementler ile (su ve                kaya) doğanın bir özetini sunar şekilde yapılmıştır ve                yapılmaktadır.                   (RESİM-02)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Batı                dünyasında ise, bahçeler sanatın dönüm noktalarında ve mimaride                gerekli unsurlardır. Bazı İtalyan Rönesans bahçeleri, karışık ve                kompleks villalarla ifade edilir. Örneğin, Viterba yakınlarında                bulunan Villa Lante bahçelerinin her biri fevkalade güzel mimari                komposizasyonlara sahiptir. Materyaller, ölçü ve hiyerarşiler                kalitenin birer yansımasıdır ve bütün bunlar bir mimari ile                çevrelenir. Bu, model niteliğindeki ev planlarının soyut versiyonu                olarak bahçelerle çevrilmesi şeklinde kendini göstermektedir.                Bahçeler, villa yapıları arasında iletişimi sağlayıcı etkendir.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Modernizm bir stil gibi yaşam                şekline dönüşmüştür. Günümüzde önemli bahçeler inşa                eden-tasarlayan mimarların hepsi dünyanın gelişimi ve bununla                birlikte ilerlemesinde alacağı yeni şekillere yardım etmekle                ilgilenmektedirler. Bu kişiler tarihle eğitilmiş, ekolojik denge                ile ilgili kişilerdir; teknolojinin faydalarını bilirler ancak                mutlaka kendi duygularını ve artistik yanlarını tasarımlarında                birer dokunuş gibi işlerler. Böylece; sakin, modern, enerjiyle                tasarlanmış, dengeli dünyaya ait minimalist bahçeler ortaya çıkar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             Karmaşık                şeylerin güzel olduğunu düşünmek insanların ortak yanlışıdır  (DESCARTES)               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Evin hemen                yakınında bulunan bahçelerin birden çok kullanım amaçları ve uzun                birer hikayeleri vardır. Bahçe bir rekreasyon alanı, açık havada                dinlenme ve gölgelenme-güneşlenme mekanı, bitki ya da baharat                yetiştirme ortamı, arkadaşlar ve aile ile eğlenme amaçları gibi                çeşitli amaçlara hizmet eder. Avlulu bahçelerin 2000 yıllık                geçmişine ve bugüne bakıldığında; şimdilerde volkanik küllerin                altında kalıntılar halinde yatan Roma Şehir Bahçeleri, bu                mekanları yukarıda da belirtilen bütün rekreasyonel aktivitelerin                yapılmasına olanak sunan , ev ile doğal dünya arasındaki bağı                kurucu özelliğe sahip olduklarını göstermektedir.                                  (RESİM-03)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Ortada                bulunan bahçe, ev içindeki odalarda kapalı mekandan sıkılmış,                bunalmış kullanıcılar için bir nefes alma, sakinleşme hatta                meditasyon alanı olarak rol oynar. 2000 yıl öncesinde Çin                şehirlerinin yüksek duvarları ardında, kayaların ve suyun egemen                olduğu gizli meditasyon bahçeleri oluşturulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               İç                mekanlarda kullanılan materyaller (kaya, taş, ahşap, plastik                elemanlar, cam, çelik, canvas vb.) aynı düzeyde dış mekanlarda da                kullanılabilir. Daha yumuşak özellikteki materyaller (kilim ve                perde gibi) eşitliğini-kullanılabilirliğini dış mekanlarda da                koruyabilir.                   (RESİM-04)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Yeni evlerin                tasarım aşamalarında, başlangıç safhasında bahçe                haritalanmalı-planlanmalıdır. Aynı zamanda bu aşamada evin                çizilmiş planlarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir.                Böylelikle, iç ve dış mekanların birleştirilmesi-bütünleştirilmesi                mümkün olur. Eski evlerin tasarımlarında ise, belirli                materyallerin iç ve dış mekanlarda kullanıldığını görmekteyiz.                Böylelikle ışık ile birlikte dış mekanın enerjisi de içeride                hissedilebilir, dış duvarlar açılır, bir mekandan diğerine                net-kolay geçişler sağlanabilir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               İç ve dış                mekanlar arasındaki iletişimi sağlama, tasarım değerini arttırıcı                bir unsurdur. Örneğin; bahçenin sınırları bir odanın duvarları                gibi sınırlarla çizilmemeli, düzgün olarak muhafaza edilmemeli ve                tamamen bitkilerle dekore edilip doldurulmamalıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             �Minimalizm,                sade ama basit olmayan, yalın ama yavan olmayan bir güzellik                anlayışıdır...�  (Sublim -                HEGEL)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Ev ile bahçe                arasıdaki bağlantı pek çok farklı yolla sağlanabilir. Formal ve                pozitif bir eşikle veya sınırlarla bir alandan diğerine                hissedilmez bir akış sağlanabilir. Tasarım minimalist yolla                yapılıyorsa, kavşaklar minimum olacak şekilde mümkün olduğunca                azaltılır. İç mekan ve dış mekan arasındaki anlamlı bariyerin                azaltılması tasarımı olumlu kılmayabilir ancak bu tasarımı farklı                boyutlara taşımak için bir fırsat olur.                   (RESİM-05)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               İç ve dış                mekanlar arasındaki bağlantıyı arttırmanın bir diğer yolu da,                yapıdaki sınır çizgilerini farklı parçalarla değiştirmektir.                Örneğin; dış mekandaki zemin iç mekana geçişte devam                ettirilebilir. İç mekandaki duvar konstrüksiyonları dış mekandaki                bahçe duvarlarında standart çizgiler olarak devam ettirilebilir.                Bu yöntemle iç ve dış mekanlar arasında bir süreklilik                sağlanabilir. Bu yaklaşımın başarısı (olumlu yönü); tasarımdaki                detaylarda ve konstrüksiyonun sadeliğinde yatmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               İç mekan,                kullanılacak materyallerle dışarıda da yankılanabilir. Dış çevre                ile böylece uyum sağlanabilir. Bu yöntem kurnazdır ancak açıktır.                Bu seviyede dekorasyona karışılmaz, ekleme yapılmaz ve böylelikle                iç bağlantıdaki geometri tam olarak ifade edilebilir.                                  (RESİM-06)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Müşteri, iç                ve dış mekanlardaki dekorasyonların kendi içlerinde özelliklerini                muhafaza edebilen birer galeri niteliğini taşısın ister.                Dışarıdaki donatılar, kendi bahçesi içerisindeki dekorasyona                eklemeler yapması için müşteriye mükemmel fırsatlar sunar. Böylece                müşteri, minimalist bahçe içinde işe karışmanın en basit yolunu                elde etmiş olur. Bu, müşteri tatmini açısından son derece                önemlidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             �Fakirlik,                yoksunluk, eksiklik değildir MİNİMALİZM; aksine bilinçli bir                tercihtir. Zor olanı seçmektir, fazla çok yapmaktır.� (Mies - Less                is more) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               &lt;b&gt;Derleme: &lt;/b&gt;           Ayşe Gül Aydın -İ.Ü / Peyzaj Mimarı)&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5922953300431229707?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5922953300431229707/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5922953300431229707' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5922953300431229707'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5922953300431229707'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/minimalist-baheler.html' title='Minimalist Bahçeler'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-3516617707036964555</id><published>2008-01-20T09:11:00.007-08:00</published><updated>2008-01-19T09:14:57.248-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Başarlı Kent Parkları yaratmak'/><title type='text'>Başarlı Kent Parkları yaratmak</title><content type='html'>&lt;b&gt;Başarlı Kent Parkları yaratmak&lt;/b&gt;                                                           &lt;br /&gt;                        Kent parkları            bugünkü öncelikli rekreasyonel rollerinden sıyrılıp, toplumsal            gelişmeyi katalize edecek yeni rollere bürünebilselerdi,            şehirlerimizin gelişmesi ve zenginleşmesi yolunda başlıca bileşen            olurlardı. Parklar ve parkları çevreleyen alanlar yalnızca doğayla            ilişki kurulan yerler değil, aynı zamanda sosyal ve kültürel alışveriş            yapılan yerler olmalıdırlar. Bir park; pazar yerleriyle, paten kayan            insanlar ve oyun oynayan çocukların yaptığı fiziksel aktivitelerle,            sanatsal ve toplumsal olaylar ile veya sadece arkadaşlarıyla gezinen            gençlerle hayat bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Parklar çok uzun            yıllar boyunca dünyanın birçok kentinde, şehirlerin başarısını            şekillendiren çok önemli etkenler olmuşlardır. İlk �formal� parklar,            New York�taki Central Park örneğinde de olduğu gibi, 19�uncu yüzyılda            yoğun ve kirli kent yaşamıyla kontrast oluşturması amacıyla pasif            yeşil alanlar olarak yaratılmışlardır. Bununla birlikte uzun vadede bu            alanlar, gidilecek önemli hedefler ve yerler haline gelmişlerdir.            Central Park�taki The Sailboat Pond bu tür yerlere iyi bir örnek            teşkil eder; hem bir buluşma noktası hem de doğanın tadına varılan bir            mekandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Daha sonraları            parklar; kent meydanları, yeşil kuşaklar, kısacası kent içinde yol            veya bina olmayan hemen hemen herşeyi kapsayan, daha geniş ve            birbirleriyle bağlantılı �açık alan sistemleri� olarak planlandılar.            Bu da, açık alanların kente faydalarının kısmen de olsa anlaşıldığının            bir göstergesidir. Fakat birçok şehirdeki kamu alanları ve kent            yaşamının kalitesi gözlemlendiğinde, söz konusu yaraların gerektiği            gibi idrak edilemediğini görüyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Günümüz kent            parklarının içeriği, gençlere, yaşlılara veya yalnızca oturma/yürüyüş            amacı güden kullanıcılara çekici gelmeyen birkaç aktiviteden            ibarettir. Çoğunlukla gölgeli bir yer veya bir sandviç ya da bir            fincan kahve satın alınabilecek bir yer bile bulunmamaktadır. Buradaki            tehlike; insanların parkları kullanması için ne kadar az sebep olursa            o kadar az insanın parkları kullanacağı ve de parkların zamanla            önemini yitireceği gerçeğidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Önemli kamu alanları            olan parkların yaratılmasında çeşitli adımlar vardır. İlk adım,            toplumun ilgi gösterdiği konuların belirlenmesi ile başlar. Bunun            belirlenmesinin ardından, parkın plan ve programının geliştirilmesi            için kullanıcıların meziyet ve ilgi alanlarının nasıl kullanılması            gerektiğine karar verilir. Tüm bunlar kullanıcıların parklara bakış            açısının gelişmesini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Parkların nasıl            kullanıldığının gözlemlenmesi ve bireylerin park kullanımını algılama            şeklinin belirlenmesi de, başarılı alanlar yaratma yolunda anahtar            elemanlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Başarılı bir park,            farklı yaş grupları ve kullanıcı topluluklarına hitap edebilen birçok            aktivite sunar. Parkın öncelikle sahip olması gereken özellik; alana            ulaşımın kolay olması ve alanın çevreyle bağlantılı            olmasıdır-ulaşılabilirlik. Ayrıca park güvenli, temiz ve çekici olmalı            ve oturacak yerler bulunmalıdır-rahatlık ve görünüm. Hepsinden            önemlisi de parkın sosyallik özelliğidir; park başka insanlarla            karşılaşma, tanışma, buluşma aktivitelerinde de hizmet etmelidir. Bu            prosesin son ve en mühim kısmı ise değişiklikler yapmaktır; parkta            değişiklikler yapma ve bu değişikliklerin kullanımı nasıl etkilediğini            gözlemleme şeklinde uygulanır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Günümüzde bazı            şehirlerde parkların, kent yaşamının kalitesine çarpıcı biçimde            katkıda bulundukları anlaşılmaya başlanmıştır. Parkların,            mahallelerin/semtlerin kültürel yaşamlarıyla bütünleştirilerek ve            bakım, yeni programlar, hatta bazı durumlarda dizayn hakkında            kullanıcılara sorumluluklar verilerek , hiç umulmadık yerlerdeki            parklarda bir canlanma, yenilenme görme şansına sahip olunmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                        Aşağıda, kentsel            alanların olumlu yönde değişimine yol açan birkaç park örneği            verilmiştir:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Union Square Park, New York&lt;b&gt;   &lt;/b&gt;             New York�taki Union Square            Park, tarih boyunca değişik zamanlarda oteller, tiyatrolar ve moda            için bir merkez, işçiler, komünistler, anarşistler ve sosyalistlerin            sıkça buluştuğu ve münazara ettiği bir yer olmuştur. 1970�lerin            başıyla birlikte park ve çevresi gözden düşmüş ve istenmeyen            aktivitelerin mekanı haline gelmiştir. Yakın zamanda park, tarihsel            özellikleri korunarak restore edilmiştir. (...)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Laguna Beach, California                             Lineer bir park ve            yürüyüş bandından oluşan alanda her yaş grubu için aktiviteler            mevcuttur: basketbol gibi küçük ölçekli spor alanları, çocuklar için            tırmanma elemanları, oturma ve oyun alanları, gezinti yolları, kafeler,            dikkat çekici çiçek parterleri ve Peyzaj görünümleri bunlardan            birkaçıdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           San Bernardino, California                            Yakın zamana dek San Bernardino�nun kalbi, etrafında            hızla akan trafikle birlikte bir park yeri olmaktan ibaretti.            İnsanları şehir merkezine çekmek amacıyla; çardaklar, yürüme yolları            ve oturma alanları ile çevrili çim kaplı bir meydan oluşturuldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                          Park çevresindeki yollara açılı park yerleri ilave            edilerek, ağaçlandırma yapılarak ve yaya geçitleri vurgulanarak trafik            yavaşlatıldı ve park, çevresindeki alanlarla daha ilişkili hale            getirildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           &lt;b&gt;             Kaynak : &lt;/b&gt;            &lt;br /&gt;Fred Kent, President, Project For Public Spaces&lt;br /&gt;                         Kathy            Madden, Director, Urban Parks Institute&lt;br /&gt;                         Great            Parks/Great Cities: Seattle, 1998, Urban Parks Institute regional            workshop&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;b&gt;             Derleme : &lt;/b&gt; Berfu Karaman /İ.Ü-Peyzaj                    Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-3516617707036964555?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/3516617707036964555/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=3516617707036964555' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3516617707036964555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3516617707036964555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/baarl-kent-parklar-yaratmak.html' title='Başarlı Kent Parkları yaratmak'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5727280328695279075</id><published>2008-01-20T09:11:00.006-08:00</published><updated>2008-01-19T09:14:21.808-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Simetri ve Asimetri tarihi'/><title type='text'>Simetri ve Asimetri tarihi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Simetri ve Asimetri tarihi&lt;/b&gt;                                            Batı            dünyasındaki simetri tutkusunun evrensel olduğu bilinen bir husustur.            Bu durum özellikle mimaride ve Gotik katedrallerdeki Rönesans stili            bahçelerde, Eski Roma�daki kamu yapılarında ve Hellenistik döneme ait            tapınaklarda özellikle göze çarpmaktadır. Simetri yalnızca dış            görünüşte değil, aynı zamanda tüm planlarda da dikkate alınmıştır.            Buna göre; batı stili bir binanın girişinin, her iki tarafta da eşit            sayıda pencere ve sütunların ortasında bulunması olağandır. Hatta            simetriyi sürdürmek amacıyla ekstrem durumlarda �kör pencereler� dahi            kullanılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Aynı durum bahçe            düzenlemeleri için de geçerliydi. Havuz, taş basamaklar, patika,            ağaçlar ve çiçek parterleri de, ortadan geçtiği varsayılan hayali bir            aksın çevresinde simetrik biçimde bahçeye dağıtılırdı. Simetri            öylesine kabul görmüştü ki, asimetriye kayan her şeyin mevcut tüm            doktrinlere karşı geldiği düşünülüyordu. Batı stilinin temsilcisi            �formal bahçelerde hayati önem, geometrik ve simetrik düzenlemelere            yüklenmişti. İtalyan bahçeleri de simetrik bahçeler kapsamında            gelişmiş örneklerdendir. Çeşitli kaynaklar ve tablolardan edinilen            bilgilere göre henüz Ortaçağ İtalya�sında, kale ve manastır            avlularında ağaçların ve çiçekli Bitkilerin kullanıldığı bahçeler            düzenlenmiştir. Elbette bu dönemdeki bahçeler henüz son derece basit            ve sadeydi. 13-14�üncü yüzyıllar boyunca aristokratların şehirleri            terk edip kalelerinin duvarları dışında villalar inşa etmeleriyle            birlikte bahçe sanatında da bir gelişme oldu. Yine de bu bahçeler hala            tam anlamıyla �olgunlaşmamıştı�. Ortasında havuzu bulunan, düz            yolların kesiştiği dairesel alanlar ve bir veya iki adet kameriyeden            öteye geçememiş görünüyorlardı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       15�inci yüzyılda            bahçeler mimariyle ilişkili hale gelmeye başladı. Brunellesco            (1377-1446) tarafından dizayn edilen taş mimarisindeki oranlar,            geometrik bahçe planlarını teşvik etti ve bunun sonucu olarak bahçe            sanatında büyük bir atılım yaşandı. 16�ncı yüzyılda bahçe stili,            Donato Bramante (1444-1514) tarafından tanıtılan tasarımlara            dayanarak, simetri ve perspektifle karakterize edilir hale geldi.            Ressam Raffaello Sanzio(1483-1520)�nun üstün yaratıcı kabiliyetinin            eseri olan yeni havuz ve teras tasarımları tanıtıldı. Leon Batista            Alberti (1404-1472) yaptığı dizaynlarında, bahçenin doğal çevre            manzarasıyla bağdaştırılmasının (harmonizing) önemini vurguladı.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       İtalyan stili            bahçeler Fransa�ya 17�nci yüzyılda girdi ve yörenin iklim ve etnik            karakteristikleri ile yoğruldu. Fakat yine de İtalyan stilinin            temelinde herhangi bir değişiklik olmadı. Sonunda �Fransız bahçesi�            adıyla anılan Fransız stili ortaya çıktı. Bu oluşum sürecinde ünlü            bahçe mimarı Le Notre �nin de büyük katkısı olmuştur. Bu tarzın en            tipik örneği Palais de Fontain bleau bahçesidir. Fransa o dönemde hem            askeri hem de sanatsal yönden Avrupa�nın merkezi konumundaydı. Bu            dönemden itibaren Fransız stili, birçok Avrupa ülkesi için bir model            teşkil etmiştir. Fransız stilinin tesirlerinin görüldüğü örneklerden            ikisi; Almanya�daki Stadtschlossam Potsdam bahçesi ve Viyana�daki            Schönbrunn�dur. Bir başka deyişle bu iki örnek ve benzerleri, Fransız            bahçesinin birer �imitasyonu� niteliğindedirler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Simetrideki güzellik            Avrupa�da Eski Yunanlılar tarafından çok daha evvelden farkedilmişti.            Fakat elimizde Hellen periyodunda simetriye dair kesin bilgiler            bulunmaması sebebiyle bu konuda net bir görüş öne sürmek mümkün            değildir. M.Ö. 1�inci yüzyılda yaşamış ünlü mimar Marcus Vitruvius �De            Architectura Libri Decem� adlı kitabında simetriden şöyle            bahsetmektedir: �Simetri; mimarinin, herbiri bütünle orantılı paya            sahip parçalarının harmonisidir.� &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Bu açıklamaya göre            simetri, bir aksın iki tarafında aksa eşit uzaklıklarda bulunan            noktalar ya da figürlerden ibaret değildir. Daha çok estetik oran ve            bütünlük ilkeleri üzerine kurulmuş bir teoridir. Genel bir konsepte            dayanan ve �aksiyel simetri�den ibaret olan simetri anlayışı, zaman            içerisinde olumlu yönde sürekli bir değişime uğramıştır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Bu genel konsepte            ulaşılmasının pek çok sebebi vardır. Bunlar içerisinde şüphesiz en            önemlisi mimari konstrüksüyon özellikleridir. Avrupa�daki yapılar            yaygın olarak taş veya tuğla kullanılarak inşa edilmişlerdir. Bu            açıdan bakıldığında duvarlar yapısal elemanlardır ve büyük ölçekli            binalarda dinamik dayanma noktalarını sağda ve solda aynı şekilli            duvarlara dağıtmak ve bu şekilde binayı desteklemek esastır. Bu ve            benzeri sebeplerden dolayı Avrupa�da, Roma kamu binaları , Gotik            katedraller ve Rönesans saraylarında görüldüğü üzere, simetri yaygın            bir �kural� haline gelmiştir. Tüm bu binalar, bir sanat prensibi            olarak simetriye göre yapılmışlardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Fakat zaman            içerisinde bu prensip önemini yitirmeye başladı. Simetrik ve geometrik            dizayn değişimlerden geçti ve 17�nci yüzyılda İngiltere�de, Fransız            stiline ve formal düzenlemelere karşı hareketler başladı. İnsanlar,            doğanın bozulmamış orijinal niteliklerine ulaşmak için çalışmalar            başlattılar. Bu, insanların özgürlüğü hissedebilme arzularına            dayanıyordu. İnsan yapımı simetrik ve geometrik düzenlemelerden            vazgeçildi ve tabiatın doğal formuna yönelim başladı &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       Böylece William Kent            (1685-1748) önderliğinde İngiliz stili bahçe doğdu. Kent�in idealine            göre havuzun şekli informal olmalı, ağaçlar doğal formlarında            gelişmeli ve sular tıpkı dereler gibi şırıldamalıydı. (...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                       &lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; Osamu            MORI �Typical Japanese Gardens�, Tokyo, 1962&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Berfu Karaman / İ.Ü-Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5727280328695279075?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5727280328695279075/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5727280328695279075' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5727280328695279075'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5727280328695279075'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/simetri-ve-asimetri-tarihi.html' title='Simetri ve Asimetri tarihi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5904239377850906267</id><published>2008-01-20T09:11:00.005-08:00</published><updated>2008-01-19T09:13:58.635-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avlulu bahçelerde minimalizm'/><title type='text'>Avlulu bahçelerde minimalizm</title><content type='html'>&lt;b&gt;Avlulu bahçelerde minimalizm&lt;/b&gt;                                                                                                             Bahçe                düzenlemelerinin tarihine bakılınca, avlulu bahçelerin tekrarlanan                ve önemli özelliklere sahip olan bahçeler olduğunu                görürüz.İspanya’nın güneyindeki bahçelerde, İslami etkileri açıkça                görmekteyiz. Bu bahçeler içinde, Granada yakınlarındaki Alhambra                Sarayı ve Generallife bahçeleri iyi birer örnektir. &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Geleneksel                Roma evlerinde; evin içinde bulunan ve gökyüzüne açılan, sakin,                çevrelenmiş bir alan özelliği gösteren ve genellikle merkezde bir                çeşme yada balık havuzu bulunabilen, aydınlık “atrium” adını alan                avlular mevcuttur. Bahçe, devamındaki bir diğer avluya açılır. Bu                ilişki genellikle korunaklı ve kapalı bir yol ile olur. İtalyan                Rönesans bahçelerindeki avlular gizli bahçe, duvarlarla gizlenmiş                genel bir görüntü sergiler. &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Bütün bu                örnekler gösteriyor ki; avlulu bahçeler, kendi kendilerini                gözlemleyen kendi içinde bir alan, korunma hissi veren bir nitelik                taşıyan ve dış dünyadan arındırıcı-barışın daim olduğu birer alan                olma özellikleri ile kullanıcılarına hizmet etmektedir. Sıcak                iklimlerde, bahçeler güneşin sıcaklığından koruyucu özellikte,                içindeki su elemanları ile serinletici ve                dinlendirici-sakinleştirici seslerle donatılmış olduğunu                görmekteyiz. &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Çağdaş                avlulu bahçelerin önceki kadim örneklerin yansımaları ile                tasarlanmış oldukları bilinmektedir. Sade-renkli duvarlar,                bitkilerle donatılmış, zihni mümkün olduğunca başka yere çeken ve                hatta sakinleştirici etkiye sahip avlular; tek bir ağaç (belki bir                incir ağacı) ile sıcak iklimlerin bunaltıcı etkisinden koruyucu                bir öneme sahip olabilir. &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Kulübe stili                bahçenin aksine, duvarların belirsizliği ve tırmanıcı-sarılıcı                bitkilerle kaplanmasıyla minimalist avlular bitkisiz ve derli                toplu sınırlara sahiptirler.  &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Ölçü,                avluların tasarımlarında eleştirilen bir özelliktir. Modern                alanlar bilinen basit geometrik kurallarla ve gözü hoşnut edecek                şekilde tasarlanır. Bilinen bütün bu bahçeler, esinlenen                mekanların birer tasdik şekli ve ünitenin inkar olunamaz hissidir.              &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;”Akla hem de                saf akla hitap eden sadece saf akıl ile haz alınan bir güzelliktir                Minimalizm” (Kant)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;              &lt;br /&gt;Ağaçlarla tasarlanan avlular&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Minimalist                bahçelerde az miktarda parçalar kullanılır, bununla birlikte                kullanılan materyaller mekanları ziyaretçiler için eğlenceli                kılabilir. Bu zıtlık, şimdilerde bitkilerin dağınık bir şekilde                kullanılmasına olan eğilimle kendini daha da belirgin hale                getirmiştir. Öyle ki, bir bitkinin nerede başlayıp nerede bittiği                belli olmayan bahçelerde bu vurgu oldukça iddialıdır. &lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Minimalist                yaklaşımda bitkiler saygılı (hürmetli) bir biçimde ele alınır,                soliter kullanılan bitkiler bir sanat galerisinde sergilenen birer                obje gibi algılanıp yansıtılır. Bu yaklaşım, bitkilere, mevcut                durumlarından farklı yaklaşımlarda bulunma fırsatı verir. Fark                edilmeyen karakterleri ve strüktürü daha anlaşılır-fark edilir                kılar. Soliter kullanılan ağaçlar mimarideki kolonlar görevini                görürler, gövdeleri zemine doğru açık bir biçimde uzanır. Bu                biçimde, gölgeler daha dramatik bir hale dönüşür. Burada,                ağaçların kombinasyonundan esinlenen ve tüm konsepti yükselten bir                unsur vardır. Bu son derece anlaşılır bir ifade şeklidir ve                anıları canlandırabilir.&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;Ağaçlar                birbirleriyle kontrast oluşturacak şekilde de düzenlenebilir.                Örneğin; soliter bir ağaç değerli bir obje niteliği taşırken, grup                halinde kullanılan bitkiler konsepti, sakinleştirici özellik                taşıyabilirler. Ağaçlar formal alanlarda kullanıldıklarında, bir                çember veya geniş bir cadde gibi, bu durum insan kullanımını açık                bir şekilde ifade eder; diğer bir deyişle basit bir olaydır. Bu,                her zaman tasarımcı için kullanılabilirliği ve uygulanabilirliği                iyi olan disiplindedir.&lt;br /&gt;                                &lt;b&gt;              &lt;br /&gt;Derleme:&lt;/b&gt;               Ayşe Gül Aydın -İ.Ü / Peyzaj mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5904239377850906267?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5904239377850906267/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5904239377850906267' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5904239377850906267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5904239377850906267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/avlulu-bahelerde-minimalizm.html' title='Avlulu bahçelerde minimalizm'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-365525059331026213</id><published>2008-01-20T09:11:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T09:13:35.715-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parc André Citroën'/><title type='text'>Parc André Citroën</title><content type='html'>&lt;table align="center" border="0" cellpadding="1" cellspacing="0" height="125" width="435"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;Parc André Citroën &lt;/b&gt;                        &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt; &lt;td height="1" width="450"&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt; &lt;td height="10" width="450"&gt;                                                                                                                                    &lt;b&gt;                    Paris, FRANSA&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;                   Andre Citroen Park’i, üzerinde önceden Citroen                     otomobillerinin fabrikasının bulunduğu alana kurulmuş bir                     kent parkı. Ortasındaki devasa Çim alan bir taraftan Seine                     Nehri ile, diğer taraftan da Akdeniz vejetasyonunu barındıran                     2 post-modern serayla çevrili.&lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;Seraların arasındaki alanda                     zemin kotundan, farklı periyodlarla su fışkırtan fıskiyeler                     var. Seine Nehri’nin bulunduğu yönde çok geniş bir Paris                     manzarası izlenebiliyor. Çim alanın bir kenarı boyunca                     yansıtıcı özelliği olan yükseltilmiş bir havuzdan oluşan bir                     kanal-Jardin des Metamorphoses- ve kanal boyunca uzanan iki                     kat yüksekliğindeki granit bloklar mevcut.&lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;Karşı kenar                     boyunca ise farklı konseptlerde 6 bahçe-Serial Gardens- ve                     hareket konseptiyle tasarlanmış ve farklı rüzgar hızlarına                     farklı tepkiler verecek çalıların seçilmesiyle oluşturulumuş                     “Garden in Movement” bulunmakta. &lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;                   Andre Citroen’in fabrikası 1915’de Seine Nehri kıyısına inşaa                     edilmiş ve 1970’lere dek kullanımda kalmış. Fabrikanın                     kapanmasıyla birlikte ortaya çıkan 23 hektarlık boş alan,                     yapılan kentsel planlamalar ışığında bugünkü Andre Citroen                     Parkı’na dönüştürülmüş.&lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;Pahalı konutlar parkın dış sınırını                     oluşturuyor. Champ de Mars ve Trocadero Bahçeleri gibi                     Citroen Parkı da Paris’in Seine’e dik biçimde yerleştirilmiş                     prestijli mekanlar geleneğini sürdürüyor.&lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt; &lt;b&gt;                               Konsept &lt;/b&gt;                   &lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;                   Parkın mimarlarından Alain Provost ve Gilles Clement,                     Citroen’i kentselden kırsala bir geçiş olarak tanımlıyorlar.                     Alan 4 ana tema üzerine kurulu: hile, mimari, hareket ve doğa.                     2 seranın etrafı sütun biÇiminde budanmış manolyalarla                     sınırlandırılmış. Manolyaların herbiri su su içerisine                     yerleştirilmiş platformlara oturtulmuş.&lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;Ortadaki Çim alan                     kullanıcılara, Paris manzarasına karşı oyunlar oynama,                     yemeklerini yeme ya da kitaplarını okuma olanağı sağlıyor.                     “Le Jardin en Mouvement” ‘ın rijit bir geometri üzerine                     kurulu tasarımı güller, mısırlar, gelincikler, dikenler vb                     kırsal menşeeli Bitkilerin özgürce yetişmesine ortam sağlamış.                    &lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;Kenar boyunca devam edildiğinde karşınıza çıkan seri halinde                     dizilmiş 6 bahçenin-Jardins seriels- herbiri dominant bir                     rengi yansıtıyor: kırmızı, turuncu, yeşil, mavi, mavi ve                     gümüş. Kullanılan bitkiden zemin kaplama malzemesine dek                     herşey sözkonusu rengin bir yansıması. Fransız Barok                     döneminin bir yansıması da kullanılan su ve budanmış                     bitkilerde izlenebiliyor.&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                   &lt;br /&gt; Elemanlar &lt;/b&gt;                   &lt;br /&gt;                          &lt;br /&gt;                   Park Citroen’in insanları çekmek için dizayn edilmiş ana                     elemanlar:                   &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;                         &lt;br /&gt;                                                                         &lt;b&gt;Beyaz Bahçe;&lt;/b&gt; ortasındaki alan beyaz renkli çiçeklerle doldurulumuş oyunlar ve gezintiler (stroll gardens) için                     düşünülmüş.                          &lt;br /&gt;                                                                   &lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;Siyah Bahçe;&lt;/b&gt; koyu yeşil ve yoğun bir vejetasyonla kaplı                     dingin bir geçiş. Siyah ve Beyaz Bahçeler’deki vejetasyon ve                     çiçeklenme zamanları, renk ve form açısından birbirleriyle                     tezat oluşturacak biçimde seçilmiş.                          &lt;br /&gt;                                                                   &lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;Central Park;&lt;/b&gt; içerilerinde turunçgiller ve Akdeniz                     vejetasyonu bulunan çok büyük 2 serayla vurgulanmış.                          &lt;br /&gt;                                                                   &lt;br /&gt;                   Ortadaki yeşil alanı sınırlayan yansıtıcı su kanalı ve sabah                     erken saatlerde başlayan fıskiye gösterisi.                          &lt;br /&gt;                                                                   &lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;Seri Bahçeler-Serial Gardens :&lt;/b&gt; herbiri 5 farklı duyuyu                     yansıtan ve farklı metalleri sembolize eden 5 farklı renkteki                     bahçeler.                          &lt;br /&gt;                                                                   &lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;Hareket Bahçesi-Garden of Movement : &lt;/b&gt;vahşi bir bozkır                     görünümünde, civarındaki sofistike tasarımdan son derece                     farklı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                          &lt;b&gt;                        Yazan :&lt;/b&gt;                                                                Berfu                     Karaman/FRANSA - Peyzaj M. / İstanbul Universitesi&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-365525059331026213?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/365525059331026213/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=365525059331026213' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/365525059331026213'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/365525059331026213'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/parc-andr-citron.html' title='Parc André Citroën'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5726674892378818508</id><published>2008-01-20T09:11:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T09:13:06.515-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Açık alan sistemi'/><title type='text'>Açık alan sistemi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Açık alan sistemi&lt;/b&gt;                                   &lt;b&gt;             &lt;a class="portakal" href="http://www.peyzaj.org/2003/16haziran/rekor.htm"&gt;&lt;br /&gt;            &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;Yaklaşık olarak 1965 yılında başlayan bu yeni model döneminde              kent içindeki tüm açık alanların bir sistemin parçaları olması gerektiği              ortaya atılmıştır. Çalışanlar ve halk kentin tüm açık alanlarını rekreasyonel              amaçlı kullanma eğilimi içine girmiştir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Bu yeni model belki de en iyi çocuk oyun alanlarındaki değişimle açıklanabilir.              Artık çocuk oyun aletleri eski modellerden (kaydıraklar, salıcaklar)              farklılaşmaya başlamış, demiryolu traversleri ve benzeri ahşap elemanlardan              yapılmış oyun yapıları kullanılmaya başlanmıştır. Bu değişimde, bu tür              oyun aletlerin vandalizme daha dayanıklı olması ve daha ucuz olması              da önemli etkenlerdir. Daha küçük yaş grupları için daha ufak oyun alanlarının              yapımı da bu dönemin önemli özelliklerindendir. �Atlet cebi� denilen              kentsel açık alanlar bu dönem içinde popülerleşmiştir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Olmsted� in anafikrini paylaşan bu mekanlar sosyal reformlara hizmet              etmekte ancak bunun için Olmsted gibi hektarlar değil sadece metrekareler              kullanmaktadır. Daha önce işlevsiz olarak kabul edilen alanların rekreasyonel              aktiviteler amaçlı kullanımı bir anlamda kentlerin sıkışıklığından kaynaklanmakta,              ancak rekreasyona çabuk ulaşma fikrini pekiştirerek yüzyılımızın hız              kavramı ile de bağdaşmaktadır. Banliyö tipi yerleşimler ve semt parklarından              daha fazla kullanılmaya başlayan kamusal açık alanlar iş saatlerinde,              öğle tatillerinde, kamusal hizmetlerin yakınlarında ve benzer kalabalık              mekanlarda bolca oluşmaya (oluşturulmaya) başlamıştır. Daha sanatsal,              katılımcı hassasiyet bu dönemde ortaya çıkmış ve parklarda daha özgür              programlar oluşmaya başlamıştır. Örneğin tartışmalı popüler müzik konserleri.              (genelde rock müzik)&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Parklar tarihi incelenirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta              park modelinin (ya da formunun) dönemin sosyal ihtiyaçlarından, ideolojik              düzenden ve kentlilerin tutumlarından etkilenmesi ve bunları yansıtmasıdır.              Parklar tarihi modellere ayrılabilir, birbirinden kesin farkları olabilir              ancak hiçbir model asla ölmez. Tarihin herhangi bir döneminden bir dilim              alınsa bu modellerin herhangi birisine rastlamak mümkündür. Günümüzde              bu modellerin hepsini yansıtan parklar mevcuttur.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Örneğin oyun alanları keyif bahçelerinin içine girmiştir. Kimse hangi              modelin en iyi olduğunu ya da hangi modelin kime hizmet ettiğini tam              olarak bilmemektedir ve bu nedenle her modelin karakteristiklerini taşıyan              çok sayıda alternatif alan oluşturulmaya çalışılmaktadır. Şu andaki              mevcut, gelişen ihtiyaçlarımız ve davranışlarımız ileride ortaya çıkacak              olan park modellerini şekillendirecektir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;Kaynak:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;            Changing Roles Of Urban Parks : From Pleasure Garden to Open Space ,              Cranz, Galen (Berkeley University)&lt;br /&gt;            City Parks of Past and Tomorrow, Cranz, Galen (Berkeley University)            &lt;br /&gt;            Project for Public Spaces&lt;br /&gt;            Frederick Law Olmsted ve Çalışmaları, Lisans Tezi, Cüneyt ÇAKAR, Rahşan              BUÇANOĞLU, Doç. Dr. Adnan KAPLAN, 2002, Izmir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;Derleme ve Çeviriler :&lt;/b&gt; Cüneyt Çakar / Ege .Ü - Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5726674892378818508?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5726674892378818508/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5726674892378818508' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5726674892378818508'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5726674892378818508'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/ak-alan-sistemi.html' title='Açık alan sistemi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1471527782813874465</id><published>2008-01-20T09:11:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T09:12:43.963-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Reform Parkları'/><title type='text'>Reform Parkları</title><content type='html'>&lt;b&gt;Reform Parkları&lt;/b&gt;               &lt;b&gt;       &lt;a class="portakal" href="http://www.peyzaj.org/2003/16haziran/rekor.htm"&gt;&lt;br /&gt;             &lt;/a&gt; &lt;/b&gt;            Reform Parkları� nın en önemli elementi olan       Oyun Alanları (Playground) adını da eski model olan Keyif Alanları�na (Pleasure       Ground) olan karşıtlıklarından almıştır. Artık doğanın keyfini       çıkartmak ve ruhunu zenginleştirmenin zamanı değildir, bu eski ve demode       bir rekreasyon biçimidir, yeni dönem oyun dönemidir! 1880� li yıllardan       itibaren kent plancıları çocukların oyun oynayabileceği kent içi mekanlar       talep etmiştir. Bu dönem aynı zamanda Peyzaj mimarlığının progresif       (gelişimci) dönemi olarak da adlandırılabilir. Progresifler insanların       günübirlik kent dışına ya da kent sınırlarına gidip rekreasyonel       aktivitelerde bulunmaları yerine kent içinde her an kullanılabilecek       mekanlar hayal etmişlerdir. İşte bu iki fikir (çocuk oyun alanları ve kent       içi lokal parklar) reform parkları denilen modeli ortaya çıkartmıştır. Bu       aynı zamanda amerikan park tarihinde kayıt edilen en köklü değişimdir.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Semt parkları olarak adlandırılabilecek olan lokal parklar genellikle bir       iki blok büyüklüğünde ve genelde yerleşimler tarafından çevrelenmiş halde,       yürüyüş yolları birbirine genelde dik, oturma elemanları da birbirine       paralel yerleştirilmiş mekanlardır. Park mobilyaları genelde fabrikalarda       ya da alışveriş merkezlerinde kullanılan mobilyalardan farksızdır. Reform       parkları ile birlikte yeni bir mimari yapı da kendini parklar içinde       göstermeye başlar. �Field House� diye anılan bu yapılar içinde duşlar,       tuvaletler, toplantı odaları ve jimnastik ekipmanları bulunmaktadır. Bu       binalar mimari olarak keyif bahçelerinin pitoresk yapısı ile taban tabana       zıttır. Oyun alanları ve elemanları binanın etrafında dikdötgensel bir       şekilde dizilir. Mevsimlik çiçek ve çiçekli çalıların kullanımına bu park       modelinde artık bolca rastlanmaktadır. Bu parklar genelde binalar       tarafından gölgelenen biraz boğuk ve genelde sıkıcı mekanlar olabilmesine       karşın insanların dönemsel ihtiyaçlarına yeterince karşılık verebilmiştir.       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bu       parklarda pek çok etkinlik düzenlenmekte ve bunlar genelde profesyonellerce       organize edilmektedir. Artık rekreasyon için aile kavramı eskisi kadar       önemli değildir. Her yaştan ve cinsiyetten insanın zaman geçirebilmesine       yönelik aktivitelerin genelde çoğu çocukların eğlenmesini amaçlamıştır.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Park hareketi ile rekreasyon hareketi arasındaki bölünme de bu dönemde       ortaya çıkmıştır. Aktif ve pasif rekreasyon kavramları arasında bugüne       kadar süren çatışma da bu dönemde doğmuş ve alevlenmiştir. Reform parkları       genellikle çalışan kesime hitap etmiştir. Aristokratlar, iş adamları ve       elit profesyoneller genellikle bu tür meakanlardan uzak durmayı tercih       etmiştir. Bu parkların fiziksel egzersiz, denetim (velilerin denetiminde       oynayan çocuklar) ve organizasyon mantıkları üzerine kurulması bir anlamda       endüstriyel kültürün de görüşlerini yansıtmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         REKREASYONEL TESİS&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bu       dönemin sonu olarak kabul edilen 1930 yılına kadar parklar sosyal       reformlarda öncü mekanlar olarak görülmüş ve sosyalleşme, modernleşme,       birliktelik gibi sosyal değerlerin güçlendirilmesi amacı ile planlanmış ve       tasarlanmıştır. Oysa bir sonraki park modelimizi de oluşturacak olan       düşünce değişikliği ile bu düşünce terk edilmiş ve rekreasyonel hizmetler       bir kamu hizmeti şekline bürünmeye başlamıştır, tabii amaç rant ve oy       kaygısıdır. Rekreasyon kavramının belli bir yaş grubuna hitap etmesi devri       sona ermiş, artık hedef kitle tüm insanlar olarak belirlenmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              1930�da Robert Moses New York City Parklar Departmanı� nın başına       getirildiğinde bu dönem başlamış kabul edilmektedir. Moses kesin bir       ifadeyle �Bundan sonra parklarla nelerin aşılabileceği üzerine absürd       konuşmalar yapmak yerine rekreasyonel hizmetleri yerine getirmeye       çalışacağız� demiştir. Bu dönem �Rekreasyonel Tesis� dönemi olarak       da adlandırılmaktadır. Bunun nedeni artık mimari olarak binaların yerini       ciddi tesislerin almasıdır. Örneğin bu dönemde yüzme havuzları, basketbol,       futbol ve beyzbol sahaları çok popüler olmuşlardır. velilerin çocuklarını       gözetim altında tutma isteği devam etmektedir ve bu tür tesisler bu iş için       çok uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Robert Moses basitçe insanların paralarının park yapımında kullanıldığı ilk       iki dönemi eleştirmiştir. Daha önce park plancıları başardıkları şeyleri       sıralamak durumunda kaldıklarında sınıf farklarını azalttıklarını,       göçmenleri sosyalleştirdiklerini, salgın hastalıkların yayılmasını       önlediklerini, insanları eğittiklerini sayarlar ve yaptıkları masrafların       buralara gittiğini anlatmak durumunda kalırlardı. Ancak Moses döneminde       parklar bu tür açıklamalar gerektirmeyen kamusal hizmetler haline       dönüştürülmüştür. Bu acıklı bir dönemdir çünkü bu dönemin herhangi bir       sanatsal vizyonu yoktur. Sanatsal vizyonu yoktur çünkü sosyal bir vizyonu       da yoktur. Bu dönemde yetişen insanların büyük bir kısmı için parklar       sıkıcı mekanlar olarak görülmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Bu       dönemde üç önemli akım (profesyonelleşme, standardizasyon ve banliyöleşme)       park evrimi üzerinde ciddi etkiler bırakmıştır. Parklar departmanındaki tüm       sosyal jargonlar yerini park yönetimi, kamusal hizmet gibi ilkelere       bırakmıştır. Parkların organizasyonel yapısındaki standardizasyondan       kaynaklanarak park tasarımları, park mobilyaları ve aktiviteler de       sıradanlaşmaya başlamıştır. Sadece tasarruf amaçlı birbirine ne topografik       ne de sosyal yönden benzeyen iki farklı mekana aynı çocuk oyun aletleri       kurulabilmektedir. Jimnastik malzemeleri, piknik masaları, çitler ve hatta       rekreasyon merkezleri bile çok sayıda sipariş edilerek pek çok yöre aynı       dizaynlar yerleştirilebilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Banliyö tipi       yerleşimlere geçilmesi ile insanlar rekreasyonel ihtiyaçlarını kendi       bahçelerinde karşılayabilir hale gelmiş olmalarına rağmen futbol, basketbol       gibi sporlar ve benzer etkinlikler için geniş açık alanlara ihtiyaç       duymuşlardır. Kent parkları, sadece spor amaçlı ya da fiziksel diğer       aktiviteler için kullanılmaya başlandığından zaten sıkıcı olan yapıları       sayesinde daha da sıkıcı hale gelmiş ve insanlar dikkate değer bir şekilde       bu mekanlardan uzaklaşmaya başlamışlardır. Bu dönemin de sonu       yaklaşmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;Kaynak:&lt;/b&gt;                       &lt;br /&gt;                  Changing Roles Of Urban Parks : From Pleasure Garden to         Open Space  ,         Cranz, Galen (Berkeley University)&lt;br /&gt;                           City Parks of Past and Tomorrow,           Cranz, Galen         (Berkeley University) &lt;br /&gt;                          Project for Public Spaces&lt;br /&gt;                           Frederick Law Olmsted ve Çalışmaları,           Lisans Tezi, Cüneyt         ÇAKAR, Rahşan BUÇANOĞLU, Doç. Dr. Adnan KAPLAN, 2002, Izmir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                               &lt;b&gt;Derleme ve Çeviriler :&lt;/b&gt;                                                             Cüneyt Çakar  /                 Ege .Ü - Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1471527782813874465?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1471527782813874465/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1471527782813874465' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1471527782813874465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1471527782813874465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/reform-parklar.html' title='Reform Parkları'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8979688341586251786</id><published>2008-01-20T09:11:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T09:12:19.409-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Park modelleri'/><title type='text'>Park modelleri</title><content type='html'>&lt;b&gt;Park modelleri&lt;/b&gt;                                  &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;Peyzaj Mimarlığı tarihi süreci&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Park modellerini incelemeden önce söylenmesi gereken en önemli şey aşağıda              anlatmaya çalışacağımız modellerin ihtiyaçlardan dolayı ortaya çıktıkları              ve genelde bu ihtiyaçların da sosyal bir boyutu olduğudur. 19. yüzyılın              ortalarına kadar kentlerin doğa ile olan olumlu ilişkileri sanayileşme              ile birlikte yerini materyalizmin ön plana çıktığı bir rant modeline              bırakmıştır. George Orwell� ın Yeni Dünya isimli ütopik kitabında tanrılaştırılan              Ford seri üretimi bir milat olarak kabul edildiğinde bugünden sonraki              kent planlaması ve bu planlama içinde insanların manevi yeri çok köklü              bir değişime uğramıştır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Büyük üretimler yapan büyük fabrikalar ve bu fabrikalarda çalışan insanların              bir arada yaşamasını gerektiren sıkışık kentler artık kaçınılmazdır.              Nitekim 19. yüzyılın başında nüfusu 60.000 olan New York kenti 19. yüzyıl              ortalarında 300.000 kişiye ev sahipliği yapmak zorundadır. Bu döneme              kadar insanların her türlü rekreasyonel ihtiyaçlarını karşılamaları              için yaşadıkları yerleşimler yeterli imkanları sunabilmekteyken, yeni              sıkışık kent modelinin ızgarasal düzeni içinde bir yerden bir yere gitmek              zaman alıcı ve pahalı bir hale geldiğinden ya yeni rekreasyonel aktivitelere              ya da yeni rekreasyon alanlarına ihtiyaç duyulmuştur.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Bu geçiş dönemine kadar rekreasyonel ihtiyaçlarını karşılamanın ve ruhlarını              dinlendirmenin en iyi yöntemi olarak doğayla kucaklaşan insanların ellerinden              bu imkan alınmış ve kent içinin sıkışık, steril olmayan, pis ve sıcak              sokaklarında insanların mutlu olmaları öngörülmeye başlanmıştır. İnsanoğlunun              karakterindeki işgalci ruh her ne kadar doğayı işgal edermiş gibi gözükse              de aslında bir anlamda doğa kendisine yapılanlara karşılık olarak insanları              yıllarca sürecek olan bir ruhani buhranın içine atıvermiştir. Bu kuyuya              her ne kadar teknoloji ve sanayileşme nedeni ile düşmüş olsak da Yaşar              Kemal� in önerdiği gibi buradan çıkmamızın tek yolu da teknoloji ve              sanayi gibi gözükmektedir. İşte insanların el yapımı cehennemler üretmeye              başladığı böyle bir geçiş döneminde karşı hareket kaçınılmazdır. El              yapımı cennetler üretmek gerekmektedir. Bunu başarmak için de yepyeni              bir meslek ortaya çıkmak zorundadır ve bu meslek de Peyzaj Mimarlığı              olacaktır. Park modellerini incelerken mesleğin doğduğu ve en büyük              ivmeyle geliştiği yer olan A.B.D.� nin örneklerini incelemekte fayda              olduğunu düşünüyorum.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Yukarıda bahsettiğim yeni rekreasyonel aktivitelerin ya da yeni rekreasyon              alanlarının ortaya çıkması gerekliliğinin sonucu genelde Ikinci şık              doğrultusunda gerçekleşmiş, insanlar alışageldikleri rekreasyon biçimlerini              terk etmek yerine alıştıkları doğa içi rekreasyonel aktiviteleri kentlerine              getirmeye karar vermişlerdir. Bu noktada kentlerin hızla artan nüfusları              da göz önüne alınarak dev parklar yapmak kaçınılmaz gözükmektedir. İşte              bu dönemin (1850-1900) parkları da bu nedenle Keyif Bahçeleri (Pleasure              Ground) olarak adlandırılmışlardır. Bu yazı içinde ele alınacak ilk              park modelimiz budur.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            KEYİF BAHÇELERİ&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            1840� lardan itibaren şiddetini arttırarak yaygınlaşan sanayileşme ve              kentleşme hareketi Amerikan yaşam biçimini değiştirmeye başlamıştır.              Kent dışına kaçışların zorlaştığı, kırsal alanların gittikçe insanların              yaşam alanlarından uzaklaştıkları bu dönemde insanlar işyerlerinden              (çoğunlukla fabrikalar) uzaklaşamamaya başlamışlardır. Tüm bunların              yanısıra birbirine tahammülü gerektiren kentsel yaşantı deneyimi daha              henüz çok taze olduğundan insanlar ciddi anlamda stres ile boğuşmak              durumundadır. Kaçacak ruhani limanlar aranmaya başlanmıştır. Basit bir              mantıkla (insanlar kent dışına çıkamıyorlarsa kent dışını kentin içine              getiririz) Keyif Bahçeleri birer birer ortaya çıkmaya başlamıştır. Keyif              Bahçeleri genel olarak geniş parklardır, binaların Ikincil planda tutulduğu              pastoral Peyzaj idealindeki rüya bahçeleridir bir anlamda. İşlevleri              doğayı simüle etmektir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Bu dönemin en önemli ismi şüphesiz Peyzaj mimarlığının da babası kabul              edilen Frederick Law Olmsted� dir. Olmsted bu park modelinin insanları              sadece mutlu etmesini ummuş ve gençliğinde bolca yaşadığı pastoral Peyzaj              deneyimlerini bu alanlara en iyi şekilde yansıtmaya çalışmıştır. Bu              alanlar elbette doğa kadar kışkırtıcı ve düşündürücü değildir ancak              bahsi geçen pastoral Peyzaj konsept olarak vahşi-saf doğa ile kentin              sınırlı-uygar doğası arasında bir orta noktadır. Bu parklar çok aktif              mekanlardır, bu dönemde çeşitli programlar, spor müsabakaları çok popülerdir.              Ancak bu parkların tasarımı Peyzaja kesin bir minnettarlık, takdir duygusunu              da barındırır ki bu özellikleri bu parkların �pasif� öğeleri olarak              yanlış değerlendirmelere de yol açmıştır. Bence daha doğru ifade �düşünmeye              sevk edici� dir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Bu model çok zengin bir modeldir çünkü hem aktif rekreasyona hem de              pasif (veya düşünmeye sevk edici) rekreasyona olanak sağlamaktadır.              Bu parkların en büyük dezavantajları kent merkezlerinde bu parklar için              yeterli alanların bulunamaması ve parkların amaçlarının aksine kentin              uç noktalarına doğru kaymalarıdır. Ulaşımın pahalı olduğu dönemde bu              parklar maalesef gene zengin sınıfın süslü arabaları ile kendilerini              teşhir ettikleri birer vitrin olma yoluna girmişlerdir. Pek çok yerden              büyük miktarlarda göç alan dönemin A.B.D.� sinde ciddi anlamda bir ötekileşme              kendini göstermeye başlamış ve bu parklar bu insanların biraraya gelip              önyargılarını yıkacakları bir mekana olan ihtiyaca cevap vermeyi amaçlamıştır.              Kamusal açık alanların tümünün tarih boyunca altında yatan demokrasi              kavramı köleliği yeni terk etmiş, aradan 150 yıl geçtikten sonra bile              ırklar arası ilişkilerinde sakatlıklar bulunan bir toplumun emekleme              döneminde kendini ortaya koymaya çalışmıştır. Yaşam alanları için kızılderilileri              ortadan kaldıran bir toplum rekreasyon alanları için de benzer davranışlar              içine girmekten elbette çekinmemiştir. (Bkz. Central Park arazisi içinde              kalan Seneca Yerleşimi� nin başına gelenler)&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Bu park modelinin tasarımsal özellikleri ise oldukça zengindir. Pek              çok değişik türde ağacın genellikle geniş bir çim yüzeyi çevrelediği,              tepelerin arazi plastiğini hareketlendirdiği, yavaş akımlı bir suyun              genelde araziyi boylu boyunca katettiği, geniş yansıma havuzlarının              Peyzaja zenginlik kattığı tasarımlardır. Düzenli ve mızmızlık yapmadan              kullanılan mimari öğeler, heykeller, çiçek tarhları görsel zenginliği              pekiştirerek insanları biraz olsun kentin gürültülü, pis, stresli ortamından              uzaklaştırmayı amaçlamıştır. Olmsted, bu parklarda mevsimlik çiçekleri              ya da çiçekli süs Bitkilerini tercih etmektense daha doğal daha vahşi              çalıları ve ağaçları kullanmayı yeğlemiştir. Bunun nedeni bu tür Bitkilerin              çok fazlaca yapay olmaları ve zaten kent içinde pek çok yerde bulunmalarıdır.              Olmsted insanların bu parklarda kendilerini vahşi doğanın bir parçası              olarak hissetmelerini istemiştir. Keyif Bahçeleri� ndeki yapısal elemanların              yapımında hafif malzemeler tercih edilmiş, duvarlardan mümkün olduğunca              kaçınılmıştır. Hakim tarz genelde rustiktir. Heykellerin kullanımından              mümkün olduğunca kaçınılmıştır. Bunun nedeni heykellerin bir yandan              uygarlığı ve medeniyeti temsil etmesi, bir yandan da aşırı derecede              aristokratik Avrupa formal bahçelerini hatırlatmasıdır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Park içindeki yürüyüş yolları ve diğer yollar kent yollarından farklı              olarak eğriler şeklinde dizayn edilmiş ve araç trafiğinden ayrılması              öngörülmüştür. Olmsted Central Park� ta bu amaca yönelik olarak birbirleri              ile kesişmeyen araç ve yaya yolları sistemini geliştirmiş ve bu model              geleceğin şehir plancılığında sıkça uygulanmıştır. Eğer araç ve yaya              yolları kesişirse; araç yolu park seviyesinde ise yaya yolu alt geçit              şeklinde, yaya yolu park seviyesinde ise araç yolu üst geçit şeklinde              dizayn edilmiş ve asla bir yayanın karşıdan karşıya geçmesine gerek              bırakılmamıştır. (1950� lerin araç trafiği düşünüldüğünde kolay gibi              gözüken bu sistem bugünün Manhattan� ında bile hala işe yaramaktadır.              Manhattan� ın en işlek yolları Central Park içinden geçmektedir ve bu              durum yayaları rahatsız etmemektedir.) Bu dönemin aile yapısı kentleşme              ile yavaş yavaş dejenere olmaya başlamış ve bunu gören tasarımcılar              parklarında ailelerin bir arada rekreasyon yapabilmesini amaçlamıştır.              Geniş çim yüzeyler piknik ve oyun aktivitelerine olanak tanır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Sanayileşme ve kentleşmenin ilk adımlarının atıldığı ve bugün çok derinden              hissettiğimiz yan etkilerinin ilk defa görülmeye başlandığı bu dönemin              karşı hareketi niteliğindeki bu kamusal açık alanlar bir anlamda Peyzaj              mimarlığının emekleme dönemini de yansıtmaktadır. Her yeni doğan canlı              gibi bu dönemin rekreasyon alanları da saf bir duyguyu temsil etmekte              ve önüne ciddi hedefler koymaktadır: İnsanlar kentleşme, sanayileşme              ve sosyal sınıflar arasındaki çatışmaların kötü etkilerinden korunacaktır.              Sanayileşmenin çevre üzerinde yarattığı tahribat bu dönemde daha hissedilmeye              başlanmamıştır ve bahsi geçen açık alanların ekolojik işlevleri çok              da önemli değildir. Daha önce de bahsettiğim gibi bir anlamda toplumsal              ve yaşamsal dönüşümün yaşandığı bu dönemde rekreasyonel aktiviteler              değişme eğilimi göstermiş ancak rekreasyon alanlarının eski rekreasyonel              aktiviteleri insanların yakınına getirmesi çabası ile biraz olsun geciktirilmiştir.              Bu dönemin bitişine işaret eden 20. yüzyılın başlangıcı ile rekreasyon              alanları ve kent içindeki konumlarından çok rekreasyonel aktiviteler              değişmeye başlamıştır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;Kaynak:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;            Changing Roles Of Urban Parks : From Pleasure Garden to Open Space ,              Cranz, Galen (Berkeley University)&lt;br /&gt;            City Parks of Past and Tomorrow, Cranz, Galen (Berkeley University)            &lt;br /&gt;            Project for Public Spaces&lt;br /&gt;            Frederick Law Olmsted ve Çalışmaları, Lisans Tezi, Cüneyt ÇAKAR, Rahşan              BUÇANOĞLU, Doç. Dr. Adnan KAPLAN, 2002, Izmir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;Derleme ve Çeviriler :&lt;/b&gt; Cüneyt Çakar / Ege .Ü - Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8979688341586251786?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8979688341586251786/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8979688341586251786' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8979688341586251786'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8979688341586251786'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/park-modelleri.html' title='Park modelleri'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1208477191391220819</id><published>2008-01-20T09:11:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T09:11:52.719-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bahçe Tasarım Ilkeleri'/><title type='text'>Bahçe Tasarım Ilkeleri</title><content type='html'>&lt;b&gt;Bahçe Tasarım Ilkeleri &lt;/b&gt;                                   &lt;b&gt;&lt;br /&gt;            Bitkiler ve tasarım unsurları&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Peyzaj tasarımcılarının tasarımlarının kapsamında “hardscape” (yapısal              tasarım) ve “softscape” (bitkisel tasarım) yer alır. Yapısal tasarım,              kelimeden de anlaşılacağı gibi birtakım elemanlar (gazebolar, patika-yürüyüş              yolları, heykeller-objeler, deckler vb.) içerir. Bitkisel tasarım kapsamına              ise canlı materyaller olan bitkiler girer. Genellikle yapısal tasarım,              bitkisel tasarım öğelerinin alanda oluşmasından önce tesis edilir.            &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Evinizde odanızı tasarlarken kullandığınız tasarım ilkelerinin tümü              bahçe tasarımlarınız için de gerekli ve geçerlidir. Her iki alanın tasarlanmasında              da aynı unsurlara (renk tekstür-doku, şekil, ölçü ve işlevsellik) başvurulur.            &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            En iyi ve en eğlenceli bahçe tasarlama yolu, bu olaya başlamadan önce              kendinizi iyi örnekler içinde bulmanız ve araştırmanızdır. Başarılı              bahçe tasarımcıları tarafından yazılan kitaplardaki resimlere bakmak,              genel ve özel bahçeleri ziyaret etmek, size hoş görünen şeyleri nedenleriyle              birlikte zihninize not etmek bu işe girişmeden önce sizin için oldukça              yararlı olacaktır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            I-RENK Aynen evinizdeki gibi, bahçe içerisindeki renklerin de bir uyum              ve ahenk içinde olması gerekir. Sıcak-parlak renkler; kırmızılar, parlak              pembeler, sarılar, turuncular ve altın renkleri bahçe içerisinde sıcak-canlı              bir atmosfer oluştururlar. Soğuk-sakin renkler; maviler, pembe ve sarının              mat tonları, morlar, beyazlar bahçe içerisinde sakin, barışçık bir hava              sağlarlar. Bu renkler aynı zamanda küçük alanları daha büyük gösterir.            &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Özde dört renk tasarısı vardır; tek renkli alanların tasarımı, çok rengin              kullanıldığı alanların tasarımı, zıt renklerin bir arada kullanıldığı              tasarımlar, bütünleyici-devam renklerinin bir arada kullanıldığı tasarımlar.            &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            &lt;b&gt;a-Tek Renklerin Bir Arada Kullanıldığı Tasarımlar &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Tek rengin hakimiyetinde oluşturulan bahçe tasarımlarında çiçekler genellikle              tek rengin tonlarında kullanılır. Bu yöntem özellikle form ve tekstürün              ön plana çıkartılmak istendiği durumlar için idealdir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            Örneğin; beyaz rengin baskın kullanıldığı tasarımlar, bütün gün çalışan              ve çoğunlukla akşam saatlerinde bahçelerini kullanan insanlar için uygundur.              Bu tip tasarılar mimari ışığı da güzel bir biçimde yansıtır, estetiği              görünür kılar. Beyaz çiçekler huzur verici, seçkin ve güzel kokularıyla              bahçe tasarımına destekte bulunurlar.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            b-Çok Rengin Kullanıldığı Alan Tasarımları Çok rengin bir arada kullanıldığı              tasarılarda bütünlüğü ya da kontrası sağlamak esas olmalıdır. Renkler              canlı veya sade (yumuşak) olabilir, ancak renk teorisi içinde temel              prensiplere bağlı kalınarak başarı yansıtılmalıdır. Örneğin; beyaz renk              iyi bir tamamlayıcı veya iyi bir kontras oluşturucu renktir. Ancak diğer              tüm renklerde olduğu gibi beyaz da bu amaçlara hizmet edecekse cömert              kullanılmalıdır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            c-Zıt Renklerin Bir Arada Kullanıldığı Alan Tasarımları Zıt renk tasarıları,renk              dairesinde karşılıklı alanlarda bulunan renklerle (örneğin; kırmızı              ve yeşil, turuncu ve mavi) yapılır. Bu özellikte bahçeler çokça dramatik              olmaktan uzaklaşırlar, etkilerini zıtlıklarda yansıtırlar. Koyu mavi              Campanula ile turuncu mevsimliklerin bir arada kullanıldığını düşünün...              ya da koyu yeşil bir bitkinin fon olduğu parlak kırmızı çiçeklerin nasıl              bir etki yaratacağını...&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            d-Bütünleyici-Devam Renklerinin Bir Arada Kullanıldığı Tasarımlar Devam              renkleri, renk dairesi üzerinde birbirinin ardından gelen renklerdir.              Mor ile mavinin, pembenin ve bu renklerin tüm tonlarının bir arada kullanıldığı              tasarımlar örnek gösterilebilir.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;            İyi tasarlanmış bahçelerde ağaç yaprakları şekilleriyle, dokularıyla              ve renkleriyle uzun süreli çekiciliklerini senelerce sergileyebilirler.              Unutulmamalıdır, yapraklar kırmızı, beyaz, gri, gümüş, mor olabilir              ve yemyeşil bir ormanda bu özellikleri ile bu bitkiler kendilerini gösterebilirler.            &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;                                            &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;Better Homes&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Çeviriler: &lt;/b&gt;Ayşegül AYDIN / Peyzaj Mimarı-İstanbul Üniversitesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1208477191391220819?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1208477191391220819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1208477191391220819' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1208477191391220819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1208477191391220819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/bahe-tasarm-ilkeleri.html' title='Bahçe Tasarım Ilkeleri'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1071153758871354063</id><published>2008-01-20T09:08:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T09:09:44.604-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çöl Peyzaj Okulları'/><title type='text'>Çöl Peyzaj Okulları</title><content type='html'>&lt;b&gt;Çöl Peyzaj Okulları&lt;/b&gt;                                                                                                             &lt;br /&gt;                  Phoenix                metropoliten alanı büyürken, ilerlemek amaçlı, doğal çöl Peyzajı                önemini yitirmekteydi. Bazı insanlar çöl Peyzajının doğuştan gelen                güzelliğinin farkına varabilmekte ve sürekliliği sağlamaya                çalışmaktadır. Neyse ki, insanlar çöllerinde güzel alanlar                olabileceğini görmeye başladılar ve sevmek, korumak gibi terimler                gündeme geldi. Tutumdaki bu değişmenin bir parçası olarak,                Peyzajcılar çöl Bitkilerini yeniden keşfetmeye, su-koruma Peyzaj                alanlarını planlamaya ve etik kurallarla uygulamalara başladılar.                Buna göre, çöl Peyzaj endüstrisinde gelişmek için potansiyeller                açığa vuruldu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Çöl Bitkileri                koruma ve eğitiminde, uluslar arası lider konumundaki Desert                Botanical Garden 62 yıllık bilgi birikimini yerel halkla ve                dünyayla paylaşmaktadır. 1997�den başlayarak, tek okul olma                özelliğe sahip çöl Peyzaj endüstrisine dayalı kapsamlı eğitim                veren kurum açıldı. Bu kurumun özellikleri:                               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bahçenin                  çöl Bitkileri kapsamlı koleksiyonuna dair                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;Hortikültürel tekniklerle kapsamlı eğitim &lt;/b&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  İspanyolca                  ve İngilizce sınıflara sahip                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  Bilgili                  deneyimli eğitmenler                                                    Çöl Peyzaj                Okulu, insanların geçmişleri, yetenekleri, önceki bilgileri ve                amaçlarını göz önünde bulundurarak bu yönde eğitimde yön izler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;                Araştırma birimleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                     &lt;b&gt;Koruma/Araştırma &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Uluslar arası                düzeyde ilan edilen 20.000�in üzerinde çöl bitkisini barındıran                koleksiyonun en belirgin özelliği Sonoran Çölü türlerinin                olmasıdır. Bu koleksiyon halkın ve bilimsel toplulukların                kullanımına sunulmuştur. Çöllerin �boş gereksiz alanlar� olarak                bilinmesine inat, koleksiyonun ziyaretçiler için ruhları ve                duygularını doyuran niteliği yanında çöl ekosistemindeki                Bitkilerin form ve tiplerinin çok çeşitli farklılıklarını öğreten                özelliğe de sahiptir. Bu Bitkilerin çoğu evde yada diğer iç                mekanlarda kullanıma uygundur. Bilim adamları için ise bahçe                koleksiyonu, bu konudaki çalışmaları için olağanüstü bir done                bankası. Alanın ender bulunan Bitkileri kapsamlı tohum                koleksiyonu, türler için bir destek ve ileriki çalışmalar için                imkan sağlamaktadır. Desert Botanical Garden, çöl Bitkileri                üzerine yapılan çalışmalar için Birincil araştırma kurumu olarak                görevlendirilmiştir. Bahçe araştırmacıları bir çok alanda                çalışmaktadır:                               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Floristik&lt;/b&gt; � alan içindeki Bitkilerin farklı türleri üzerine çalışma                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Sistematik&lt;/b&gt;                  � Bitkilerin birbirleri arasındaki evrim ilişkisi ve orijin                  çalışması                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Ekoloji&lt;/b&gt; �                  organizmalar ve çevreleri arasındaki ilişki üzerine çalışma                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Koruma                  Biyolojisi&lt;/b&gt; � insanın bitkiler ve çevre üzerine etkilerinin                  incelenmesi                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;Etnobotanik&lt;/b&gt; - bitkiler ve insanlar arasında geçmişte ve                  bugündeki ilişki                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;Hortikültür&lt;/b&gt; � kentsel düzende Bitkilerin yetiştirilmesi ve                  kullanılması                                                    Çöl                ekosistemlerindeki karmaşıklığın anlaşılmasına adına                araştırmacılar Desert Botanical Garden�da çaba sarf etmekteler.                Araştırma programında kurak bölge Bitkileri, koruma, etnobotanik                ve ekolojinin dokümantasyon çalışmaları yapılmaktadır. Alanın                Herbaryumunda dünyadaki kurak bölgelerden ve özellikle Arizona�dan                getirilen 51.000�e yakın sayıda bitki türü koleksiyonu                sürekliliğini devam ettirmektedir. Herbaryum koleksiyonunun bir                bölümü on-line olarak insanların tanıması amaçlı sunulmaktadır.                Alanın kütüphanesinde 7.000 cilt ve sürekli yayında çöl                ekosistemini tanıtma amaçlı yerini almıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                   &lt;b&gt;Koleksiyonlar &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Desert Botanical                Garden dünyada en iyi korunan, yerel halk ve ziyaretçiler                bakımından tercih edilen bahçelerden biridir. Dünyadaki çöl                Bitkilerinin başlıca koleksiyonlarından birine sahip, koleksiyonun                yeri ve zamansal süreci üzerine elinde fazlaca hem bahçecilik hem                bilimsel değere sahip done bulunduran bir alandır. Koleksiyon ve                buna ait dokümantasyon, koruma, eğitim ve araştırma üzerine                uluslar arası öneme sahiptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   �Yaşayan                Koleksiyon� 3.931 sınıflama ve 139 familyaya sahip 21.000�in                üzerinde bitki içermektedir. Yaklaşık olarak Bitkilerin; yabancı                kökenli bitkilerde dahil olmak üzere %75�i dokümantasyon olarak                elde edilmiştir. Koleksiyon özellikler Cactaceae, Agavaceae,                Aloaceae familyasından ve Sonoran Çölü florasından                oluşmaktadır.Alanda özellikle 1.350 farklı türle birlikte 10.350                bitkiye sahip kaktüs koleksiyonu ile ünlenmiştir. Kaktüs                koleksiyonunun en önemli noktaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Opuntioideae                altfamilyası: Bahçe bu grupta bütün türlerin en çoğunu bir arada                buluşturan niteliktedir. (261 türün 208�i Desert Botanical                Garden�da yer almaktadır.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;em&gt;                 normalEchinocereus: 91 bilinen türün 84�ü mevcuttur. Diğer                temel koleksiyonlar; Mammillaria, Coryphantha, Ferocactus &lt;/em&gt;                   ve                   Güney Amerikan Kaktüsü, özellikle &lt;em&gt;                normalCopiapoa,                Eriosyce &lt;/em&gt; ve &lt;em&gt;                normalEchinopsis &lt;/em&gt;.                   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Agavaceae                familyasındaki Yucca ve Agave türleri formlar alan içindeki                Ikincil öneme sahip koleksiyondur. Bu sınıflamada 35 Yucca türü ve                141 Agave türü bulunmaktadır. Diğer önemli koleksiyon, Eski Dünya                sukkulentleri (1.207 taksonomi), çöl ağaç ve çalılarını(1.116                taksonomi) içermektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Dünyada                Opuntioideae altfamilyasından en fazla sayıda türü içeren                koleksiyona sahip Desert Botanical Garden, bilim adamları ve                araştırmacılar için önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Bu                altfamilyadaki bitkiler habitatlarında ağaçtan çalıya çok                çeşitlidir. Ağaç gövdeleri genellikle küçük, geçici yapraklara                sahip belirgin çizgilerle bölünmüş haldedir. Areoller içinde                glokid denilen altfamilyanın karakteristik özelliği olan küçük,                keskin dikenleri vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Koleksiyonda                birde dünya çöllerinde, özellikle güneydoğu U.S. ve kuzey Meksika                kökenli 169 ender, tehlike altında bulunan türler bulunmaktadır.                Bu koruma koleksiyonunun bir parçası da, CPC�nin desteklediği 36                türdür. Buna ek olarak, nadir Bitkilerin, yaşayan tohumları ve                polenleri dondurulmakta ve çöl türlerinin kapsamlı tohum                bankasında depolanmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Derleme: &lt;/b&gt;                     Pınar            Özyılmaz/ Peyzaj mimarı- Ankara.Ü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1071153758871354063?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1071153758871354063/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1071153758871354063' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1071153758871354063'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1071153758871354063'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/l-peyzaj-okullar.html' title='Çöl Peyzaj Okulları'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8811859770699404836</id><published>2008-01-19T08:44:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:45:23.325-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Solenoid vanalar ve çalışma prensipleri'/><title type='text'>Solenoid vanalar ve çalışma prensipleri</title><content type='html'>&lt;b&gt;Solenoid vanalar ve çalışma prensipleri&lt;/b&gt;                                                        &lt;br /&gt;                     Boyutları, şekilleri ya da modelleri ne olursa olsun, vanalar her        sulama sisteminde su akışının regüle edilmesinde kritik bir rol oynarlar.        İyi bir dizayn ve bakım için öncelikle tipik bir elektrikli vananın nasıl        çalıştığını incelemekte fayda vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su vananın içine        giriş (inlet) kısmından girdikten sonra diyaframın üstünde yer alan        odacığa (upper chamber) doğru hareket eder. Diyafram vananın içinde yukarı        aşağı hareket ederek vananın açılıp kapanmasını sağlayan yuvarlak, plastik        bir malzemedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, vananın üstündeki bu odacığa dolar, bu arada pilot        akış tüneli (solenoid port) aracılığıyla solenoidin alt kısmına kadar        ulaşır. Herhangi bir çıkış olmadığı için, su bu bölümde basınçlı hale        gelir. Bu anda giriş basıncıyla diyaframın üst bölümündeki basınç        eşitlenmiştir. Ancak diyaframın üstündeki alan daha geniş olduğu için, bu        bir güç yaratır ve diyaframı aşağıya doğru iter.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             &lt;b&gt;Diyaframı kapatan, basınç ile alanın çarpımı olan bu        güçtür.&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;( Güç = Basınç X Alan)         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Vanalardaki solenoidler aslında içindeki yay sayesinde ufak bir metal,            silindiri (plunger) aşağıda tutarak suyun girmesini engelleyen bir tür            elektrikli mıknatıstır. Solenoid manuel olarak ya da bir kontrol            cihazı aracılığıyla operasyonel hale getirildiğinde, ufak metal            silindiri (plunger) yukarı çeker, böylece su solenoidin altındaki            çıkış tünelinden (exhaust port) aşağıdaki vananın çıkış (outlet)            bölümüne doğru ilerler. Bunun sonucunda, diyaframın üstündeki güç yok            olur. Böylece diyaframın altındaki güç daha kuvvetli hale geldiğinden            diyafram yukarı doğru hareket eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su, vananın giriş (inlet)            bölümünden çıkış (outlet) bölümüne doğru akışa geçer. Bu hareket            solenoidin altındaki çıkış tüneli (exhaust port) açık olduğu sürece            devam eder. Solenoidin içindeki ufak metal silindir (plunger) tekrar            aşağıya düştüğünde (mıknatıslanma bittiğinde yani kontrol cihazı            elektrik akımını kestiğinde), çıkış kanalı kapanır ve daha önce            açıklanan basınç diyaframın üst bölümünde tekrar oluşur.&lt;br /&gt;         &lt;br /&gt;          Diyaframın üstündeki güç altındaki güçten daha fazla olduğunda            diyafram kapanır, bu da su akışını keser. Tabi ki, otomatik bir            sistemde yukarıda anlatılanlar çok çabuk bir şekilde gerçekleşir.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                          &lt;b&gt;Derleme:&lt;/b&gt;                           Ahmet Aydın (İ.Ü-p.m/90) Ags Sulama&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8811859770699404836?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8811859770699404836/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8811859770699404836' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8811859770699404836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8811859770699404836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/solenoid-vanalar-ve-alma-prensipleri.html' title='Solenoid vanalar ve çalışma prensipleri'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2939874095698506637</id><published>2008-01-19T08:44:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:45:09.390-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bahçelerde sulama'/><title type='text'>Bahçelerde sulama</title><content type='html'>&lt;table align="center" border="0" cellpadding="1" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;Bahçelerde sulama&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;                                 &lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;1. Toprak Suyunun Sınıflandırılması &lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    a.                  Sızan su &lt;br /&gt;                    b.                  Tutulan su                       · Kapillar su                       ·                  Higroskopik su                    &lt;br /&gt; c.                  Taban suyu                     &lt;br /&gt;d.                  Durgun su                                                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sızan su :                    &lt;/b&gt;Su ile doygun bir toprakta suyun bir kısmı yer çekiminin etkisiyle derinlere doğru sızar. Bu sızma toprağın geniş gözeneklerinden ve makroporlardan olmaktadır. Sızma yaklaşık 0-1,3 atm basınç altında gerçekleşir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;Tutulan su :&lt;/b&gt;                    sızan su hareketinin sona erdiği andan itibaren toprakta tutulan                su miktarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;Taban suyu :&lt;/b&gt;                    Sızan su geçirimsiz bir tabakaya rastlarsa daha derinlere                sızamayarak toprak gözeneklerini doldurur. Sonrada geçirimsiz                tabakanın eğimine, bazı yerlerde de arazinin eğimine bağlı olarak                hareket eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    &lt;b&gt;Durgun                  su :                      &lt;/b&gt;Toprakta geçirimsiz tabakaya rastlayan su hareket edemediği                  zaman durgun suyu oluşturur.                                                                          &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2. Toprak Nem Sabiteleri  &lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                    a.                  Doygunluk noktası                       &lt;br /&gt;b.                  Tarla kapasitesi                      &lt;br /&gt;c.                  Daimi solma yüzdesi                     &lt;br /&gt;d.                  Higroskopik sabite                     &lt;br /&gt;e.                  Fırın kuru toprak                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;Doygunluk                noktası :&lt;/b&gt;                    toprak gözeneklerinin tamamen su ile dolu olduğu durumdaki nem                düzeyidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;Tarla Kapasitesi                :                    &lt;/b&gt;sızan suyun tamamen sızdığı yani sızma işleminin durduğu andaki                nem düzeyidir. Pratik olarak 1/3 atm tansiyonla tutulan nem değeri                olarak ifade edilebilir. Tarla kapasitesi ile daimi solma yüzdesi                arasındaki nem düzeyi Bitkilerin faydalanabildiği nem düzeyidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   &lt;b&gt;Daimi solma                yüzdesi :                    &lt;/b&gt;Sulandıklarında Bitkilerin tekrar kendilerine gelemeyecek şekilde                solma göstermeye başladıkları nem düzeyidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Sulama                uygulamaları açısından bu 3 nem sabitesi büyük önem arzetmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                  &lt;b&gt;  3. Faydalılık açısından toprak suyu&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;a.                  Yarayışsız su                     &lt;br /&gt;b.                  Yarayışlı su                      &lt;br /&gt;c.                  Fazla su olarak sınıflandırılabilir.                                                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;15 atm�den                yüksek tansiyonlarla tutulan sular yarayışsız su olmaktadır. Tarla                kapasitesinin altındaki sularda toprağın tüm gözeneklerini                doldurduğundan havalanma sorunları oluşturur ve topraktan hızla                uzaklaştırılması gereken sulardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                   Yukarıda da belirtildiği gibi tarla kapasitesi ile daimi solma                yüzdesi arasındaki su bitkiler için yarayışlı sudur. Yarayışlı nem                kapasitesi sulama zamanının tespiti ve sulama dozunun ayarlanması                bakımından önemlidir. Ancak bitki-toprak etkileşimleri ve bunların                kök bölgesi derinliğine etkisi ve iklim faktörlerindeki                kararsızlıklar nedeniyle sulama için tavsiye edilen zaman                farklılıklar göstermektedir. Kabaca toprağın su kapasitesinin %                25-75 oranında tükenmesi aralığında sulama yapılması tavsiye                edilir. Özet bir ifade ile toprak neminin tarla kapasitesi                civarında optimum yarayışlılığa sahip olduğu, nem miktarı                azaldıkça yarayışlılığının azaldığı ve daha daimi solma yüzdesine                gelmeden bitki gelişmesinin önemli ölçüde zarar gördüğü                söylenebilir. Bu sebeple toprak yarayışlı neminin tükenmesini veya                daimi solma yüzdesine ulaşmasını beklemeden sulama yapılması                gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                   Sulama zamanının belirlenmesinde gözlemlerden yararlanılabileceği                gibi, bitkinin solma belirtileri göstermesi, yapraklarının                normalden daha koyu yeşil bir renk alması suya ihtiyaç duyduğunu                gösterir. Ancak bu aşamaya gelmiş bir bitkide ciddi hasarlanmalar                meydana gelebilir. Öte yandan gözlemle sulama zamanı tespiti de                her zaman yanıltıcı olabilir. Objektif olarak sulama zamanının                belirlenmesinde tansiyometreler pratik olarak kullanılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                   &lt;b&gt;4. Sulama Yöntemleri &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                  a. Yüzey Sulama                Yöntemleri: &lt;/b&gt;Adi salma                yöntemi :                    Bu yöntemde su tarla hendeklerinden saptırılarak toprak yüzeyini                devamlı bir tabaka halinde kaplayacak şekilde tarla yüzeyinde                rasgele yayılmaya bırakılır. İşçilik masraflarının ve sulama                kültürünün az olduğu yerlerde geniş oranda kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Tarla                laterallerinden salma usulü sulama : Adi salma yönteminin bir                değişik şekli olup, sulama suyu tarla laterallerinden taşırma                suretiyle tarlaya verilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Adi tava                usulü sulama : Bu yöntemle sulama etrafı seddelerle çevrili                düz parsellere büyük akış debilerinin verilmesi ile yapılır.                Özellikle düz ve düze yakın arazilerin sulanmasında uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Uzun tava                yöntemi : Bu yöntemin esası, tarlanın azami meyil                istikametinde uzun şeritlere ayrılması ve bunların aralarının                seddelerle bölünmesidir. Şeritlerin üst başından sevk edilen su                ince bir tabaka halinde ve seddelerle kontrol edilerek aşağı doğru                akar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                  b. Yağmurlama                Sulama Yöntemi: &lt;/b&gt;                   Yağmurlama sulama yönteminde su doğal yağışa benzer biçimde toprak                yüzeyine serpilmek suretiyle uygulanır. Bu yöntemde su kapalı                borularla mekanik püskürtücülere kadar taşınır ve püskürtücülerden                suyun toprağa yağdırılması küçük orifis ve memelerle basınç                altında yapılır. Sistemin çalışması için gerekli basınç genellikle                pompalarla sağlanır. Bunun yanında su kaynağının sulama alanından                yeterince yüksek olması da gerekli basıncı sağlayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                  c. Mini-spring                Yöntemi: &lt;/b&gt;                   Yağmurlama sulama ile damla sulama arasında bir yöntem olup, ince                borularla tarlaya dağıtılan su küçük yağmurlama başlıkları ile                araziye dağıtılır. Sabit bir sistem değildir gerektiğinde                toplanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                  d. Toprak Altı                Sulama Yönemi: &lt;/b&gt;Toprak altı sulama sun�i yolla toprak altına su ilavesiyle taban                suyu seviyesinin düzenleme faaliyeti olarak tanımlanabilir. Bu                yöntemde su seviyesi kök bölgesinde su ve hava miktarının en iyi                şekilde kombine edilmesini sağlayacak yükseklikte muhafaza                edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                  e. Damla Sulama                Yöntemi: &lt;/b&gt;                   Damla sulama intensif sulu tarımda kullanılmak üzere geliştirilmiş                olan bir yöntemdir. Damla sulaması toprak yüzeyine veya yüzeyin                hemen altına yerleştirilen küçük çaplı orifis yardımıyla arıtılmış                suyu toprak yüzeyine veya içerisine veren bir sistemdir. Bu sistem                suyun belirlenmiş bir desene alçak basınç altında verilmesine                imkan sağlar. Bu sistemin çalıştırılması için gerekli olan basınç                yağmurlama sistemindekinden daha azdır. Bu sistemde su yaygın boru                ağı aracılığı ile her bitkiye kadar götürülür. Öte yandan                bitkilere verilecek gübreler de sulama suyu ile birlikte                verilebilir (fertigation). Kısacası sistemin esası bitkinin                ihtiyaç duyduğu su ve besin maddesi miktarını optimum seviyede                tutmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   Klon anaçları                ile tesis edilmiş bahçeler için en uygun sulama sistemi damla                sulama kısmen de mini-spring sulama sistemidir. Salma sulamada                arazi yüzeyinde göllenmeler oluşmakta ve özellikle MM 106 gibi kök                boğazı çürüklüğüne hassas anaçlarda kurumalar görülebilmektedir.                Öte yandan işgücünden tasarruf edilmesi, sulama ve gübreleme                etkinliğinin artırılması, sulama suyundan tasarruf edilmesi gibi                üstünlükleri nedeniyle damla sulama sistemi tercih edilmelidir.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                                      &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;                 &lt;/tr&gt;               &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;              &lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yazan :&lt;/b&gt; Hüseyin AKGÜL / Ziraat Yüksek Mühendisi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2939874095698506637?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2939874095698506637/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2939874095698506637' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2939874095698506637'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2939874095698506637'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/bahelerde-sulama.html' title='Bahçelerde sulama'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2403717789268989400</id><published>2008-01-19T08:44:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:44:45.067-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Çocuk Oyun Elemanları'/><title type='text'>Çocuk Oyun Elemanları</title><content type='html'>&lt;b&gt;Çocuk Oyun Elemanları&lt;/b&gt;                                                                    &lt;br /&gt;                         Söylememek elde            değil! Gördüklerim beni rahatsız ediyor. Yola tüküren adamdan,            asfalttaki koca rögar tümseklerinden, suyu sokak boyunca akan çöpten,            neden yapıldığından bile haberim olmayan bitmez tükenmez yol            çalışmalarından, olmadık yerlere konulan reklam panolarından,            düşünülmeden yapılmış üstüme gelen binalardan, bloklardan, kırık            kaldırımlardan rahatsızlık duyuyorum. Özensizlik her yerde gözüme            çarpıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Eminim çoğumuz            benzer rahatsızlıklar yaşıyoruz. Ortak kullanılan alanlara, evimize            gösterdiğimiz ilgiyi göstermiyoruz. Dolayısıyla sokakta yürürken            gördüklerimize, sadece söylenerek geçiyoruz. Bir süre sonra da, göz            alışkanlığından olsa gerek, söylenmiyoruz bile.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorunları halletmek            yerine sorunlarla birlikte yaşamayı tercih ediyoruz veya birilerinin            çözüm bulmasını bekliyoruz. Evet, bir yere kadar böyle bir beklenti            içinde olmak anlamlı olabilir. Ama bize de görev düşüyor. En azından            rahatsızlığımızı dile getirerek yetkililerle birlikte birşeyler            yapabiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Pek çok konuda            olduğu gibi, çevresel bilincin kazandırılması konusunda da eğitimin            çok önemli yeri vardır. Kurallar konusunda da eğitimin çok önemi var.            Kuralar ve yaptırımlarla birtakım düzenlemeler yapılabilir; ama bu            yüzeysel bir çözüm olur. Bunun için nereden başlamak gerekir?                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           Çocuk            parklarından başlanabilir. Çocuk parkları, yapılarla şekillenen şehir            ortamında, çocuğun doğayla buluştuğu, çeşitli elemanlarla egzersizler            yaptığı alanlardır. Amaç ,oyun oynarken çocuğun psikolojik ve            fizyolojik yönden gelişmesini sağlamaktır. Sosyalleşmeye başlayan            çocuğun, evinin dışında, kendini ait hissedebileceği, sahipleneceği            ilk alanlardan biridir.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biraz daha büyüdükçe, mahalle, okul, sürekli            gittiği bir kafeterya vs. gibi yerleri de sahiplenmeye başlar. Acaba            çoğu zaman bakımsızlıktan sevimsiz demir yığınlarının bulunduğu            alanlar haline gelen parklar, çocuklara ne kadar faydalıdır; daha            faydalı hale nasıl getirilebilir? Bu konu üzerinde düşünmek gerekir.&lt;br /&gt;            &lt;br /&gt;           Bence çocuk            parklarında görmeye alıştığımız benzer elemanların dışında, yeni            arayışlara gitmek gerekir. Parklara yeni anlamlar yüklenerek            çocukların sevebilecekleri, kendilerini ait hissedebilecekleri alanlar            haline getirilebilir. Çocuk büyüdükçe, bu ilgisi diğer kullandığı            alanlara da yansır ve en son şehir ölçeğinde çok daha ilgili, duyarlı            ve yapıcı bir birey olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Sadece söylemek            hiçbir işe yaramıyor. Rahatsız olduğumuz şeyleri değiştirmek için çaba            göstermemiz gerekir. Düşüncelerimizi paylaşmak bize yeni ufuklar            açabilir. Konuyla ilgili fikir ve mimari proje yarışması açabilir.            Farklı disiplinle biraraya gelerek çalışabilir. Ticari endişelerin            yönlendirmesine izin vermeden yeni düşünceler desteklenebilir. Bunun            için duyarlı davranmamız ve ilgi göstermemiz yeterli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             &lt;b&gt;Yazan : &lt;/b&gt;Ceren Sezer / Mimar İ.T.Ü&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2403717789268989400?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2403717789268989400/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2403717789268989400' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2403717789268989400'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2403717789268989400'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/ocuk-oyun-elemanlar.html' title='Çocuk Oyun Elemanları'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-7503811664246352868</id><published>2008-01-19T08:43:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T08:44:29.571-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kent Mobilyaları'/><title type='text'>Kent Mobilyaları</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;Kent Mobilyaları&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;                            &lt;img src="http://www.peyzaj.org/moduler/msresimler/z10.jpg" border="0" height="250" width="400" /&gt;&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;&lt;b&gt;City furniture&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kentin açık alanlarına yani parklara, yollara,                refüjlere, yeşil alanlara, dinlence alanlarına konulan siimgesel,                fonksiyonel ya da sanatsal etkileri olan; heykel, anıt, su                elemanları, oyuncaklar veya mekansal düzenlemelerin                parçalarıdırlar&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Birkaç                örnek verecek olursak sahillerdeki �Yunuslar heykeli�, �İnsan                hakları anıtları�, �Barış anıtı�, çeşitli parklardaki heykeller                sayılabilir. Bunlara son günlerde yeni örnekler eklendi. Bu                örnekler, bazı parklara konular askeri jet uçaklarıdır. Kimileri                tarafından ilginç olarak değerlendirilirken kimileri tarafından da                �savaş kışkırtıcılığı� yaptığı şeklinde yorumlanan bu uçaklar                hakkında birkaç şey söylemek istiyorum &lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Askeri                uçak, askeri top, savaş gemisi ve benzeri elemanların amaçlarını                en iyi yansıtacak şekilde düzenlenecek; açık alan sergisi, müze,                şehitlik gibi yerlerde sergilenmesi daha doğru olur kanısındayım.                Çanakkale savaşlarında emeği geçen unutulmaz �Nusret� mayın                gemisi, Çanakkale�de böyle bir alanda sergilenmektedir. Gene Hava                eğitim komutanlığının önünde bir askeri uçak yıllardır                sergilenmektedir ve bu kimseyi de rahatsız etmemektedir. Hatta                milli duygularımızı güçlendirerek, ulusal özgüvenimizi                artırmaktadır&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;              Medyada özellikle televizyonlarda vurdulu kırdılı, savaş ve kavga                ağırlıklı yayınların çoğaldığı, hatta çocuklar için yapılan çizgi                filmlerin bile uzay savaşçılarının ya da savaşçı �Ninja� ların                tiplemelerinin ağırlık kazandığı bir dönemde çocukların ve                gençlerin bunlardan etkilenmemesi beklenemez. Böyle bir filmi                izleyen çocuğun tedirginliğini ve gerginliğini görünce onun                etkisini hissedebilirsiniz&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;              Medyada böyle bir etki ortamı varken, ağırlıklı olarak çocuklara,                gençlere ve yaşlılara hizmet veren park, rekreasyon alanı gibi                dinlence yerlerinde daha barış ağırlıklı, sevgi ve sanat ağırlıklı                enstrümanların kullanılması doğru olacaktır. Kent içinde sınırlı                bir alana sahip olan park ve dinlence alanlarında, özellikle sanat                ağırlıklı heykellerin, hareketli su elemanlarının, uygulama ortamı                bulması iyi bir fırsat olabilir. Hatta sanatçıların, çocuk ve                gençlerle kaynaşabileceği açık hava sanat atölyeleri bile                oluşturulabilir &lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Bu gün                için masumane gibi görünse de, gelecekte; parklara savaş                uçaklarını koymanın bir moda olacağı, tüm kentlere yayılabileceği                gibi bir ihtimali düşünmek, hatta konacak savaş uçağı bulunamadığı                takdirde askeri top ve tankların kentsel mobilya olarak                kullanılabilme ihtimali olduğunu varsaymak bile insanın tüylerini                ürpertmektedir. Bunun benzeri bir deneyim, Karşıyaka sahili Girne                caddesi karşısına yıllar öncesi bir askeri topun konması ile                yaşanmış idi. Hatta bu topun yönü, Yunanistan ile diplomatik bir                sorun olmuş, topun yönü caddeye çevrilince de halkın tepkisini                almıştı. Bu topun tepkiler sonucu kaldırılmasını takiben aynı yere                konan �yunuslar heykeli� ve etrafında oluşturulan su elemanı, amaç                ve imaj açısından iyi bir uygulama olmuştur &lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Milli                duyguları pekiştirecek, çocuklara ve gençlere savaş gemisi, savaş                uçağı, toplar gibi araçları tanıma fırsatı vermek için kentin                dışında ayrılacak alanlarda sergiler oluşturulabilir. Hatta bunlar                açıklayıcı bilgiler içeren uygulamalarla da zenginleştirilebilir.                TCDD�nin Selçuk�ta oluşturduğu �Buharlı lokomotifler sergisi�                artık kullanımdan çıkmış ancak bir dönemin teknoloji ve güç aracı                olan buharlı lokomotiflerin bir çok modelinin sergilendiği                başarılı bir sergi uygulamasıdır. Bu başarılı uygulamaya benzer,                kent dışında yakın bir sahilde �Deniz araçları müzesi�, gene kent                dışında bir çok uçağın sergilenebileceği, amatör havacılık                eğitiminin verilebileceği �havacılık müzesi� oluşturulması                isabetli çözümler olabilir. Şu anda parklardaki mevcut uçaklar da                �hava şehitliği�ne konarak bunlara uygun bir anlam da                yüklenebilir&lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Ulu                önder Atatürk�ün �Yurtta sulh, cihanda sulh� kavramının özellikle                çocuk ve gençlere dönük park ve dinlence alanlarında, sanat                ağırlıklı ifadesini bulacak enstrüman ve organizasyonlarla daha                iyi aşılanabileceğini, böylesi uygulamaların projelerinin                kullanacak olan çocuk, genç ve yaşlıların da görüş ve beklentileri                alınarak oluşturulması gerektiğini düşünüyorum &lt;br /&gt;                             &lt;br /&gt;Bu tip                projeleri gerçekleştirecek olan seçilmiş yerel yöneticiler,                demokrasinin de iyi bir göstergesi olarak artık kent parklarına                savaş uçaklarını değil, sevgi çiçekleri ve heykellerini                koymalıdırlar. Bu, sanatın topluma yakınlaşması için de iyi bir                fırsat olacaktır&lt;br /&gt;                  &lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Derleme: &lt;/b&gt;Melih Güneydenk (Reklamcı- Uludağ.Ü )  &lt;/p&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-7503811664246352868?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/7503811664246352868/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=7503811664246352868' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/7503811664246352868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/7503811664246352868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/kent-mobilyalar.html' title='Kent Mobilyaları'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6096608456006392878</id><published>2008-01-19T08:39:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T08:43:49.371-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prekast Beton Uygulama'/><title type='text'>Prekast Beton Uygulama</title><content type='html'>&lt;b&gt;Prekast Beton Uygulama &lt;/b&gt;                                                                                                 &lt;b&gt;Dış mekan zemin kaplamasında çözüm yöntemi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                                                     &lt;br /&gt;Parke taşı döşeme                    işlemine başlamadan evvel zemin sertliği kontrol edilmeli,                    gerekli ise stabilize veya benzeri sıkışabilen malzemeler ile                    zemin iyileştirilmelidir. Kum serilmeden önce gerekli olması                    halinde zeminin kompaktör veya silindir ile sıkıştırılması                    zemin sertliği için yeterlidir&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Döşeme yapılacak                    alana yeterli incelikte ve ortalama 5-7 cm kalınlığında kum                    serilerek mastarlama işlemi yapılır. Böylece kum sayesinde                    zemindeki yükseklik farkları eşitlenerek döşeme öncesi Parke                    taşlarının altında düz bir satıh elde edilmiş olur&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Mastarlama                    işleminden sonra serilen kuma el yardımı ile sıkıştırma işlemi                    yapılarak oluşan boşluklar kum ile doldurulur. Böylece zemin                    Beton Parke taşı döşeme işlemine hazır hale getirilir&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Beton Parke                    taşları her iki taş arasına 1.5-2.0 mm. boşluk kalacak şekilde                    döşeme işlemine başlanır. Parke taşları arasındaki bu                    boşluklara işlem bitiminde serilecek kum nüfuz edecektir.                    Densa Beton Parke taşlarında bu aralık mesafesi için taşların                    yan yüzeylerinde özel olarak pah aralığı üretim esnasında                    bırakılmıştır. Döşenmeye başlayan taşların oturması için                    plastik uçlu çekiç ile basınç uygulanarak kum üzerine tam                    yerleşme kolaylıkla sağlanabilir&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;br /&gt;Döşenmeye başlanan                    Beton Parke taşlarında sürekli olarak yolun eğimi ve                    oluşabilecek zemin yükseklik farkları gözlenerek plastik uçlu                    çekiç ve mastar vasıtası ile döşeme hataları kolaylıkla                    düzeltilir&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                                       Döşeme                    işlemi bitiminde ince elenmiş kum döşeme alanı üzerine serilir                    ve fırça yardımı ile taşların derz aralarını dolduracak                    şekilde yayılır. Bu işlemden sonra kompaktör ile kumlu yüzeyin                    üzerinde gezilerek taşların tam yerleşmesi sağlanır&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                   Taş döşeme işlemi                    bitiminde kum süpürülerek temizlenir. Daha sonra normal bir                    bahçe hortumu ile yapılacak olan yıkama işlemi sonunda Beton                    Parke taşı döşenmiş alan kullanıma açık hale gelir&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6096608456006392878?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6096608456006392878/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6096608456006392878' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6096608456006392878'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6096608456006392878'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/prekast-beton-uygulama.html' title='Prekast Beton Uygulama'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8391640838338235241</id><published>2008-01-19T08:39:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:43:35.248-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prefabrik Beton Parke'/><title type='text'>Prefabrik Beton Parke</title><content type='html'>&lt;b&gt;               Prefabrik Beton Parke&lt;/b&gt;                                                                                                          &lt;br /&gt;Yapı Parke, prefabrik                olarak değişik tip ve boyutlarda üretilen ve zemin kaplaması                amacıyla kullanılan yüksek dayanımlı Beton elemanlardır                  Yapı Parke; zemin uygulamaları için dayanıklı,                farklı, kullanışlı ve çevre ile uyumlu seçenekler sunar               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nerelerde                kullanılır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              1-&lt;/b&gt; Araç tarfiğine açık döşemelerde,                sokak, meydan, park, otobüs durağı, benzin istasyonları,gösteri                alanları,..&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;2-&lt;/b&gt; Ağır araç trafiğine açık döşemelerde, Fabrika                alanları döşemelerinde, sanayii tesisleri böşeme ve bahçeleri,                yükleme limanları, demiryolu geçitleri,..&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;3-&lt;/b&gt; Yaya trafiğine açık döşemelerde, Kaldırım,                yürüyüş yolları, patikalar, park düzenlemeleriyüzme havuzu                alanları, bisiklet yolları, ..&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;4-&lt;/b&gt; Çok amaçlı kullanımın olduğu döşemelerde,                Kanallar, dereler, rezervuarlar, bentler, nehir kıyıları, şev                stabilitelerinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Yapı Parke nasıl kullanılır?&lt;br /&gt;             &lt;br /&gt;              &lt;/b&gt;Hazırlanmış alt temel tabakası üzerine                kilitli Beton Parke döşenmesi dört adımda tamamlanır                  Bu adımlar:&lt;br /&gt;              - Kum yatağın (temel tabakası) yerleştirilmesi ve mastarlanması,                 - Parkelerin yerleştirilmesi,                 - Kenarların tamamlanması,                 - Yüzeyin sıkıştırılması, şeklinde                sıralanabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;1- Kum yatağın (Temel Tabakası) hazırlanması&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;              Kum yatak için kullanılacak kum temiz ve üniform dane dağılımına                sahip olmalıdır. İçersinde kil ve diğer yabancı malzemeler aşırı                miktarda bulunmamalıdır. Döşeme esnasında yol yüzeyinde istenen                düzgünlüğü elde edebilmek için kullanılan kumun rutubetinin                üniform olmasına dikkat edilmeli ve iş süresince bu uniformluluğu                korumak için kum mümkün olduğunca aynı kaynaktan temin                edilmelidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Hazırlanmış alt temel tabakası üzerinde bitmiş                kaplamanın üst kotları (kırmızı kot) araziye aplike edildikten                sonra belirtilen özelliklere sahip kum iş yerine getirilerek 5 cm                kalınlıkta üniform olarak yola yayılmalıdır. Kum kalınlığı olarak                5 cm kalınlık genelde tavsiye edilen ve uygulanan kalınlıktır. Kum                tabaka kalınlığının 5 cm'den daha düşük kalınlıkta planlanması                durumunda alt temel tabakasının yüzeyinin daha hassas                oluşturulması gerekir. Bu da maliyeti artırıcı bir unsurdur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;2- Parkelerin yerleştirilmesi:&lt;br /&gt;              &lt;/b&gt;Hazırlanan kum tabakası üzerinde                belirlenen döşeme desenine uygun olarak Parkeler yerleştirilir.                Parkeler döşenmeye başlandığında ilk sıraya yerleştirilen taşların                doğrultusu ve düzgünlüğü çok önemlidir. Diğer sıralardaki                döşemenin kalitesini büyük oranda ilk sıradaki Parkeler                belirleyeceğinden bu konuya çok dikkat edilmesi gerekmektedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Döşeme esnasında Parkeler yolun bir tarafındaki                bordüre dayanır, karşı tarafta standart Parkenin sığmayacağı                büyüklükteki boşluklar, bilahare uygun şekilde kesilmiş Parkelerle                kapatılmak üzere boş bırakılır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Parkeler yerleştirilirken kum tabaka üzerine                yavaşça bırakılır, bu esnada döşenmiş olan Parkelerin yerinden                oynatılmaması gerekir. Döşeme esnasında taşlar arasında kalan                boşluk 2-3 mm'yi geçmemelidir. Taşlar arasında kalan boşluğun bu                miktardan fazla olması durumunda bir lastik tokmak yardımıyla                taşlar yerine itilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;3 Kenarların tamamlanması:&lt;br /&gt;              &lt;/b&gt;Parke döşeme esnasında, standart                boyutlardaki Parkelerin yerleştirilemediği kenar boşlukları,                boşlukların ebadına uygun biçimde kesilen Parkelerle tamamlanır.                Bu iş için hidrolik kesme makinası kullanılır. Küçük parçalar                keski ve çekiç yardımıyla yontularak hazırlanır ve yerine                yerleştirilir. Boyutları 4 cm'den daha küçük olan boşluklar                çimento harcı ile doldurulur. Döşeme güzergahındaki rögar, kontrol                bacaları ve ızgaraların kenarlarına denk gelen boşluklar da aynı                yöntemlerle tamamlanır. Sıkıştırma işlemi başlamadan önce kenar                boşlukları tamamen doldurulmalıdır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;4 Yüzeyin sıkıştırılması&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;              Parke döşenmesi tamamlanan yol üzerinde uygulanan son işlem                Parkelerin vibrasyonla sıkıştırılmasıdır. Böylece Parkelerin kum                tabakası üzerinde istenilen son seviyesine oturtulması ve                dolayısıyla da kilitlenmesi sağlanır. Bu işlem için değişik                sıkıştırma ekipmanı kullanılabilir. 2 veya 3 kez uygulanan                sıkıştırma sonrasında, döşenmiş yüzey üzerinde sıkıştırılmamıs                bölge kalmamasına dikkat edilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 İlk vibrasyondan sonra yüzeye kum serilir.                Ikinci ve Üçüncü kez vibrasyon uygulanarak bu kumun Parkelerin                aralarına iyice yerleşmesi sağlanır. Bütün boşluklar iyice                dolduktan sonra yüzeyde kalan fazla kum süpürülerek alınır                                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;Kaynak:&lt;/b&gt; Arkitera&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Derleyen&lt;/b&gt;            Melih Güneydenk (Reklamcı- Uludağ.Ü )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8391640838338235241?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8391640838338235241/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8391640838338235241' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8391640838338235241'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8391640838338235241'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/prefabrik-beton-parke.html' title='Prefabrik Beton Parke'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-7303928823656743408</id><published>2008-01-19T08:39:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:43:17.613-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prekast Beton malzemeler - 2'/><title type='text'>Prekast Beton malzemeler - 2</title><content type='html'>&lt;b&gt;Prekast Beton malzemeler - 2 &lt;/b&gt;                                                                                                   &lt;b&gt;Dış mekan zemin kaplamasında bilindik bir çözüm.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                                                       Dış mekanların                    en çok kullanılan Parke taşı olan Prekast Beton malzemeler,                    alışılmış biçimiyle dış zeminlerin vazgeçilmez döşeme taşı                    olarak kendini kanıtlamıştır. Bir çok toplu konut alanlarında                    rahatlıkla kullanılan ve her türlü mimariye uyum gösteren                    Prekast Beton, sağlamlığının yanısıra dekoratif görünümü ile                    de ihtiyacınıza en iyi ve ucuz şekilde cevap verebilmektedir &lt;br /&gt;                                       Özellikle şehir içi yol ve tretuar                    kaplamalarında, sanayi alan ve yollarında, araç park                    alanlarında, ticari merkezlerde, fabrika çevreleri ve benzeri                    yoğun çalışmalara maruz kalan bölgelerde yıllarca bozulmadan                    kullanabileceğiniz muhtelif renk seçenekleri sayesinde                    mekanlarınızı canlandıracaktır                     &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="71" width="90%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                       &lt;td colspan="5" height="19" width="50%"&gt;&lt;b&gt;                        Boyut ve                        Ölçüler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1"&gt;                        Genişlik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1"&gt;                        Uzunluk&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1"&gt;                        Yükseklik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1"&gt;                        Adet/m2&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1"&gt;                        kg/m2&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16.3cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        19.8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        6cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        35&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        135&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16.3cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        19.8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        35&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        170&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16.3cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        19.8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        1&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        35&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        210&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                                          &lt;br /&gt;                                       K lasik                    tip kaplama taşları sınıfından olan Prizmatik Parke Taşı,                    uygulama alanının genişliği nedeni ile farklı mekanlarda bile                    rahatlıkla kullanılabilir. Prizmatik, şehir içi yaya ve araç                    trafiğine açık yollarda, alışveriş merkezleri, toplu konut                    alan ve yollarında sanayi tesislerinin iç ve dış mekanlarında,                    bahçe Peyzajında en çok kullanılan Parke taşıdır. Değişik                    şekil ve motiflerde dizilebilmesi ve her türlü mimariye                    uygunluk göstermesi Prizmatik taşın projelere kolay                    uygulanabilmesini ve doğal görünümü sağlamaktadır                     &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="37" width="90%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                       &lt;td colspan="6" height="25" width="50%"&gt;                        &lt;b&gt;Boyut ve                        Ölçüler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Genişlik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Uzunluk&lt;/td&gt;                       &lt;td colspan="2" align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Yükseklik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Adet/m2&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        kg/m2&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        1&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        2&lt;/td&gt;                       &lt;td colspan="2" align="center" height="1" width="10%"&gt;                        6cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        49&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        140&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        1&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        2&lt;/td&gt;                       &lt;td colspan="2" align="center" height="1" width="10%"&gt;                        8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        49&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        170&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                    Eski bir doğal taş                    kaldırımının vurgulu yüzeyi ve çeşitli döşeme olanakları ile                    Rustik taş mekanlara sınırsız fikir özgürlüğünüzü                    uygulayabileceğiniz tasarım elemanıdır. Pütürlü yüzeyi nedeni                    ile kaymaya karşı özellikle emniyetli olan Rustik taş yağmur                    ve karlı ortamlarda üzerinde yürümeyi dahada kolaylaştırır.                    İki ayrı ölçü ve şekilde imal edilen Rustik taş döşeme                    zenginliği sayesinde en çok tercih edilen doğal görünümlü sert                    zemin kaplama elemanıdır &lt;br /&gt;                  &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="1" width="90%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                       &lt;td colspan="5" height="21" width="50%"&gt;&lt;b&gt;                        Boyut ve                        Ölçüler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Genişlik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Uzunluk&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Yükseklik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        Adet/m2&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        kg/m2&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        39&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        170&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        16cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        24cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        26&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        170&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                    Sekizgen ile küp                    biçimlerinin birbirleriyle uyum içerisinde yer aldığı ve                    bundan dolayı mükemmel şekilde kilit vazifesi gören Tek Dekor,                    uyguladığınız alanlara çağdaş görünümler kazandırır. Göze hoş                    gelen dizaynı ve her türlü mimariye uygunluğunun yanısıra                    sağlamlığı ile de kendini kanıtlayan Tek Dekor, özellikle                    otopark, yol gibi ağır taşıtların işlediği yoğun basınç alan                    dış mekanlar ve yaya yollarında rahatlıkla kullanabileceğiniz                    kolay uygulanabilen Parke taşıdır&lt;br /&gt;                  &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="14" width="90%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                       &lt;td colspan="5" height="25" width="328"&gt;&lt;b&gt;                        Boyut ve                        Ölçüler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="66"&gt;                        Genişlik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="66"&gt;                        Uzunluk&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="66"&gt;                        Yükseklik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="66"&gt;                        Adet/m2&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="66"&gt;                        kg/m2&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="66"&gt;                        9/14cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="66"&gt;                        23cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="66"&gt;                        8cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="66"&gt;                        38&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="66"&gt;                        170&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                  &lt;br /&gt;                                                                              &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;                     Behaton&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-7303928823656743408?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/7303928823656743408/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=7303928823656743408' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/7303928823656743408'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/7303928823656743408'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/prekast-beton-malzemeler-2.html' title='Prekast Beton malzemeler - 2'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1155229586321329510</id><published>2008-01-19T08:39:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:42:58.268-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Prekast Beton malzemeler'/><title type='text'>Prekast Beton malzemeler</title><content type='html'>&lt;b&gt;Prekast Beton malzemeler &lt;/b&gt;                                                                                                   &lt;b&gt;Dış mekan zemin kaplamasında alternatif bir çözüm.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                      çim bordürü çok                    sayıdaki döşeme renkleri ve bunlarla yaratılan kombinasyonu                    sayesinde her tip Parke taşı ile kolaylıkla kullanılabilen                    tamamlayıcı bir bordür tipidir. Parke taşı ile döşenmiş                    alanlar basit bir çalışma ile çim bordürünün uygulanması                    sayesinde mükemmel mekanlara dönüşebilirler. Parke taşlarının                    bitiminde ve yanlarında sınırlayıcı olarak kullanılabilen çim                    bordürleri evlerin çevresinde, küçük ve büyük sanayi                    tesislerinde, ticaret merkezlerinde ve daha birçok yerde Parke                    taşları ile beraber kolaylıkla kullanılabilmektedir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="3" width="85%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                       &lt;td colspan="5" height="18" width="50%"&gt;&lt;b&gt;                        Boyut ve                        Ölçüler&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="10%"&gt;                        Genişlik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="10%"&gt;                        Uzunluk&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="10%"&gt;                        Yükseklik&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="10%"&gt;                        Adet/mt&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="18" width="10%"&gt;                        kg/mt&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        25cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        12cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        6cm&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        8&lt;/td&gt;                       &lt;td align="center" height="1" width="10%"&gt;                        60&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağdaş yaşamın ve                    toplumsallaşmanın yoğun olduğu günümüz şartları, yaşadığımız                    şehirlerin estetiksel ve görsel önemini bir kez daha ön plana                    çıkartmaktadır. Bu amaçla hazırlamış olduğumuz Kent                    mobilyaları, görünüm güzelliği, çağdaş dekorasyonu ve pratik                    oluşunun yanısıra sağlamlığından dolayı hedeflenen çevre                    düzenlemene önemli katkılar sağlayacaktır                     U Tipi oturma                    elemanlarının en önemli özelliği çok amaçlı şekillerde                    kullanılabilir olmasıdır. Oturma grubu olarak                    kullanılabileceği gibi, çiçeklik, şev elemanı, bank ve                    kademeli oturma grubu olarakta kullanılabilmektedir. Bu                    sebeple çok tercih edilen bir kent mobilyası modelidir. Bütün                    bunların yanısıra pratikliği, sağlamlığı ve görsel güzelliği                    ile de tercih sebebi olmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;img src="http://www.peyzaj.org/2003/12temmuz/Peyzaj.org.k5.jpg" border="0" height="128" width="165" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                              &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;                     Behaton&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1155229586321329510?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1155229586321329510/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1155229586321329510' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1155229586321329510'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1155229586321329510'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/prekast-beton-malzemeler.html' title='Prekast Beton malzemeler'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5754630072974979625</id><published>2008-01-19T08:39:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T08:42:06.369-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Telefonla çiçek sulama'/><title type='text'>Telefonla çiçek sulama</title><content type='html'>&lt;b&gt;                 Telefonla çiçek sulama&lt;/b&gt;                                                                                                                                  &lt;br /&gt;&lt;b&gt;                     Giriş ve Amaç &lt;/b&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Yaşadığımız mekânların vazgeçilmez süslerinden biri olan                    çiçeklerden, tatile çıkmak gibi sebeplerle uzun süreli ayrı                    kalındığında, onları susuz bırakma endişesi doğmaktadır. Böyle                    durumlarda genellikle insanlar, evinin anahtarını komşusuna ya                    da bir yakınına bırakmak zorunda kalmaktadır. Bu yolu tercih                    etmeyenler ve böyle bir imkanı olmayanlar, çiçeklerini ya                    yanlarında götürüyor ya da hiçbir garantisi olmayan                    yöntemlerle evinde bırakarak kaderine terk ediyorlar. Hatta                    sırf bu yüzden canlı çiçek beslemekten çekinenlerin mevcut                    olduğu bilinmektedir. Başta basit olarak görülen fakat iş başa                    geldiğinde kara kara düşündüren bu konuya, garantili bir                    sistemle çözüm önerilmektedir. Yıllar önce seyredilen bir                    bilim kurgu filminden esinlenerek yola çıkılan projede uzun                    süreli evden ayrı kalındığında evde kimse yokken bile                    çiçeklerin sulanabilmesi amaçlanmaktadır. Bu işlem, önceden                    kurulan bir sisteme dışarıdan telefon etmek suretiyle                    yapılmaktadır. Çalışması garantili olduğu için de gönül                    rahatlığı ile kullanılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Böyle bir sisteme duyulan ihtiyaç ve sistemin                    kullanılabilirliliğini araştırmak için,değişik kesimlerden                    kişilerle bir anket çalışması yapılmıştır. Araştırmanın                    sonuçları projemizi destekler mahiyettedir. Anket sonuçları                    ayrıca bir rapor olarak çıkarılmıştır.                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                     Yöntem &lt;/b&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Evden ayrılmadan önce, pratik olan sistem, saksılarla                    birleştirilir ve telefon kablosu cihaza takılır. Çiçekler                    hangi periyotta sulanıyor ise, o zaman geldiğinde bulunduğumuz                    yerden evin telefon numarası çevrilir, gelen mesajdan sonra,                    önceden kendimizin tespit ettiği şifre kodlanır ve telefon                    kapatılır. Telefon hatlarında var olan enerjiden                    yararlanılarak oluşturulan sisteme, dışarıdan telefon                    edildiğinde, gelen sinyal, elektronik kumanda devresini                    çalıştırır. Kumanda devresi, elektrik motorunu harekete                    geçirir. Bidondaki su, pompa motorunun yardımıyla saksılara                    aktarılır. Su pompalama işlemi, sistemde bulunan ayar düğmesi                    ile önceden tespit edilen süre kadar devam eder. Suyun debisi                    de pompa motorunun çıkışında bulunan dağıtıcılardaki musluklar                    yardımıyla önceden ayarlanmıştır. Sulama işlemi bittiğinde                    sistem ilk halini alır ve bir sonraki aranmaya hazır hale                    gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Sistem bilinen sabit telefon hattıyla çalıştığı için,                    başkaları da telefon etmiş olabilir ve çiçekler bizim                    dışımızda da sulanabilir. Böyle bir olumsuzluğu gidermek ve                    sistemin, başkalarının da aramalarında çalışmaması için,                    elektronik kumanda devresinin önüne bir şifre cihazı                    yerleştirilmiştir. Telefon edildiği esnada elektriklerin kesik                    olabileceği göz önüne alınarak, sistem kesintisiz DC güç                    kaynağından beslenmektedir. Sistemin akış diyagramı aşağıdaki                    gibidir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;b&gt;Materyal&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Sistemin özünü oluşturan elektronik kumanda devresinde,                    tetikleme, zamanlama ve anahtarlama işlemleri için; transistör,                    kondansatör, direnç, diyot, röle gibi uygun seçilmiş elemanlar                    kullanılmıştır. Kesintisiz DC. güç kaynağında, gerilim                    düşürme, doğrultma, filtre, regüle ve anahtarlama işlemleri                    için; akü, transformatör, transistör, diyot, direnç,                    kondansatör, röle gibi elemanlar kullanılmıştır. Suyu                    depolamak için, bidon; pompalamak için, elektrik motoru;                    dağıtmak için, musluklu kollektör ve hortumlar kullanılmıştır.                    Hortumları saksılara tutturmak için mandaldan                    yararlanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Elektronik devreleri tasarlamak, dizayn etmek ve test etmek                    için de; Avometre, kronometre, dereceli silindir ve osilaskop                    gibi ölçü aletleri kullanılmıştır.                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                     Bulgular&lt;/b&gt;                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Projeye, ilk önce Türk Telekom’un telefon hatlarında var olan                    enerjinin ölçülmesiyle başlandı. Hatlarda sürekli olarak DC.                    48 Voltluk bir gerilim mevcuttur. Dışarıdan telefon                    edildiğinde DC. gerilimin üzerine, AC. 70 Volt sinyal                    gelmektedir. İşte bu sinyal bizim devremizde tetikleme işlemi                    görmektedir. Telefon hatlarındaki enerjiden en fazla 160 mA                    akım çekilebilmekte, daha fazla çekilmek istediğinde gerilim                    sınırlandırılmakta ve kesilmektedir. Kullandığımız elektrik                    motoru, 1 A’den fazla akım çektiğinden, sistem harici bir                    kaynakla beslenmektedir. Telefon hatları daima çalışır durumda                    olmasına rağmen, elektrik kesintilerinde pompa motoru                    çalışamayacağından, çiçeklerin sulanmasını garantiye almak                    için besleme kaynağına, akü ilave edilerek güç kaynağı                    kesintisiz hale getirilmiştir. Sistem, telefon edildiği esnada                    elektrikler yoksa bile kusursuz çalışmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Kurulu sisteme bağlı olan telefon hattını herkesin arayarak                    çalıştırması ve çiçeklerin istenmeden sulanması riskini                    önlemek için şifre cihazı kullanılmıştır. Sistemde şifre                    cihazı yokken, sistem her aramada çalışarak çiçekleri                    sulamaktadır. Şifre cihazı bağlandığında, telefon numarası                    çevrildikten hemen sonra “şifre giriniz” mesajı gelmektedir.                    Doğru şifrenin girilmesi halinde sistem hemen çalışmaya                    başlamaktadır. Doğru şifre girildikten hemen sonra telefon                    kapatılabilir. Hemen kapatılması veya beklenmesi sonucu                    etkilememektedir. Yanlış şifre girildiğinde ise “yanlış şifre                    tekrar deneyiniz” mesajı gelmektedir. Bu sırada sistem                    çalışmamıştır. Şifre yanlış olarak girildiğinde veya şifre                    girilmeyip beklendiğinde 20 sn sonra “hattı kapatıyorum”                    mesajı gelmekte ve hat kesilmektedir. Şifre doğru yada yanlış                    girilsin, sistem çalışsın veya çalışmasın 20 sn sonra sistem                    tekrar çalışmaya hazır hale gelmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Çiçeklerin sulanma süresi için bir zamanlama devresi kurulmuş                    ve ayar düğmesi dışarıya çıkartılarak, kullanıcıya ayarlama                    imkanı verilmiştir. Sistemin çalışma süresi çok çeşitli                    aralıklarda ayarlanabilir. Bu sistemimizde 37 sn ile 180 sn                    arasında zaman ayarı yapılabilmektedir. Bu süre sulanacak                    çiçeklerin azlığı veya çokluğu, saksıların küçüklüğü veya                    büyüklüğü dikkate alınarak ayarlanabilmektedir. Aynı zamanda                    pompa motorunun çıkışındaki dağıtıcıda bulunan musluklar                    yardımıyla, suyun debisi ayarlanabilmekte, özellikle küçük                    saksılara az su gitmesi sağlanabilmektedir. Bütün bu ayarları                    yapabilmek için, elektronik kumanda devresine konan başlatma                    ve durdurma butonları sayesinde manuel olarak sistem                    çalıştırılıp test edilebilmektedir. Bu sistem için ölçülmüş                    örnek bazı değerler şöyledir :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  D.No Süre (sn) Su Miktarı (ml)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  1 37 130&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  2 60 200&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  3 90 300&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  4 120 400&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  5 180 600                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Ortalama büyüklükteki bir saksı (7 numara) için bir sulamada                    200 ml su kullanıldığı düşünülür ve çiçekler haftalık                    periyotta sulanırsa, 10 çiçeğin bulunduğu bir evde bir aylık                    su ihtiyacı 8 litreyi geçmemektedir. Bu örnek dikkate                    alındığında, su depolamak için çok büyük bidonlara da ihtiyaç                    yoktur. Evden uzak kalınan süre ve saksı sayısına göre depo                    edilecek su miktarı kolayca tespit edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Sistem; hem şehir içi, hem şehirler arası, sabit yada cep                    telefonu ile yapılan her türlü aramada çalışarak olumlu sonuç                    vermektedir. Aramak için 5 sn süre yetmekte ve az kontör                    harcamaktadır. Aranılan telefona ise bu işten dolayı bir ücret                    tahakkuk etmemektedir. &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                     Tartışma&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Ülkemizde hanelerin tamamına yakınında sabit telefon                    bulunmaktadır. Bu noktadan hareketle böyle bir sistem geniş                    bir kullanım alanına sahiptir. Aynı zamanda, çiçeklerin                    sulanmasında telefonlu sistem oldukça güvenli sonuçlar                    vermektedir. Telefon hattına bağlı olan sisteme, her çeşit                    telefondan ulaşılıp, telefon numarası ve şifre kodlanarak                    sonuç alınabilmektedir. Sistem, elektrik kesintilerinde de                    sağlıklı bir biçimde çalışmaktadır. Sistemin kurulumu da                    oldukça kolaydır. Çiçeklerin sulanabilmesi için, gitmeden önce                    sistemi saksılara birleştirmek ve telefon kablosunu cihaza                    takmak yeterlidir. İklim şartlarına göre, çiçeklerin su                    ihtiyacı değişse bile sistem her an çalışmaya hazır                    olduğundan, istenilen zamanda telefon ederek çalıştırabilmekte                    ve şartlara göre davranılabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Böyle bir sistem sadece deneysel maksatlı kullanılmakla                    kalmayıp endüstriyel amaçlı da düşünülebilir.                  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  *Bu sistem için Türk Patent Enstitüsüne başvuru yapılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                   Yazan :&lt;/b&gt;            Hayati Durmus / Elektrik teknikeri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5754630072974979625?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5754630072974979625/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5754630072974979625' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5754630072974979625'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5754630072974979625'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/telefonla-iek-sulama.html' title='Telefonla çiçek sulama'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6661866360415860926</id><published>2008-01-19T08:38:00.006-08:00</published><updated>2008-01-19T08:41:43.245-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Toprak verimliliği ve Bitki beslenmesi'/><title type='text'>Toprak verimliliği ve Bitki beslenmesi</title><content type='html'>Toprak verimliliği ve Bitki beslenmesi                                                &lt;b&gt;&lt;br /&gt;                          Peyzaj düzenleme çalışmalarındaki önemi &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Gelişen teknoloji            ve buna bağlı sorunlar insanoğlunu doğadan uzaklaştırırken aynı            zamanda insanın doğaya olan özlemini de arttırmıştır. Buna paralel            olarak son yıllarda, Peyzaj�a gösterilen ilgide de bir artış meydana            gelmiştir. Ulaşamadıkları doğayı kendilerine yakınlaştırma çabasıyla            toplumsal örgütler ve bireyler çevrelerindeki alanları yeşillendirme            yoluna gitmişlerdir. Entellektüel seviyenin ve estetik anlayışın            artmasıyla birlikte parklarda ya da evlerin, iş yerlerinin bahçesinde            Peyzaj düzenlemeye talep artmıştır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Peyzaj            çalışmalarında; projelendirme, alt yapı çalışmaları, ithal ve/veya            kıymetli yerli türlerin tercih edilmesi, ayrıca bunların ekim, dikim,            gübreleme vb. gibi hazırlık ve bakım işleri yüksek maliyet            gerektirmektedir. Peyzaj düzenleme yaptıran insanlar, bu amaçla            yüklü faturalar ödemektedirler. Dolayısıyla yaptıkları bu harcamalar            karşılığında, en kısa sürede başarılı ve sağlıklı bir sonuç almak            isterler. Aynı beklenti Peyzaj mimarları için de söz konusudur. Bu            nedenle projeyi gerçekleştirecek mimarın, projelendirme öncesinde            dikkate alması gereken önemli bazı noktalar vardır. Tarım ve            ormancılıktaki bitkisel üretimde olduğu gibi, bir Peyzaj çalışmasında            da, -diğer ekolojik faktörlerle birlikte- dikkate alınması gereken            ilk husus; toprak, kullanılacak harç materyalleri (torf, orman humusu,            pomza, perlit vb. gibi organik ve inorganik materyallar) ve sulama            suyunun verimlilik ve bitki beslenmesi bakımından sahip olduğu            fiziksel ve kimyasal özelliklerin bilinmesidir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Peyzaj mimarı            tarafından, projelendirme öncesi yapılması gereken öncelikli            çalışmalardan biri; Peyzajı yapılacak yere ait toprak, gerekli            durumlarda alana serilecek veya dikim çukurlarına koyulacak olan            taşıma toprağı ya da harç materyali ve sulama suyunda ilgili            analizlerin yaptırılmasıdır. Peyzaj çalışması yapılacak yer ve diğer            unsurlara ait analizler yapılmaksızın projelendirme ve tesis            gerçekleştirilirse; daha sonrasında karşılaşılacak sıkıntıların            giderilmesi, hem işçilik hem de maliyette artışa yol açacak; ayrıca            müşterinin memnuniyetsizliği ve proje mimarının yaşadığı başarısızlık            da cabası olacaktır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Toprak analiz            sonuçları; toprağın bünye, tuzluluk, pH, organik madde ve kireç            miktarı, içerdiği bitki besin elementlerinin konsantrasyonu konusunda            sağlıklı bir fikir vermekte ve söz konusu toprakta, bitki            yetiştiriciliği bakımından bir olumsuzluğun bulunup bulunmadığı            kolaylıkla anlaşılabilmektedir. Harç materyallerinde de benzer            özellikler tespit edilmekte ve yetiştiricilik amacıyla kullanılıp            kullanılamayacağı saptanmaktadır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Toprak pH�sı nın            bilinmesi özellikle tür seçimi konusunda büyük önem taşımaktadır.            Genelde Ibreli türler 5,5-6,5, yapraklı türler ise 6,0-8,0 aralığında            pH isteğine sahiptir. Ağaç, çalı ya da otsu formdaki pek çok bitkide,            yüksek ya da düşük toprak pH�sı, beslenme bozukluklarının ortaya            çıkmasına neden olmaktadır. Doğu Karadeniz ve bazı lokal yerler            dışında, ülkemiz topraklarının özellikle  kireç miktarı  ve buna            bağlı olarak pH değeri yüksektir. Söz konusu koşullarda, bitki, mevcut            olsa bile topraktaki bazı besin elementlerini alamamaktadır. Böyle            durumlarda çeşitli besin elementi (özellikle mikro) noksanlıklarına            sıklıkla rastlanmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Yüksek tuz             içeren toprak ya da harç materyali kullanımı nedeniyle bitkilerde tuz            yanıklıkları meydana gelmektedir. Özellikle taşıma toprak ya da harç            materyallerini satın almadan önce mutlaka analizlerinin            yaptırılmasında yarar vardır. Çünkü genellikle piyasada (torf, funda            toprağı vs. adı altında) satılan yerli organik materyallerin            ambalajları üzerindeki bilgiler yeterince gerçeği göstermemektedir.            Bilinçsizce seçilen taşıma toprak ya da harç materyali hem ona ödenen            para ile hem de projenin başarısız olmasına yol açarak 2 defa para            kaybına sebebiyet vermektedir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Ağır bünye ye            sahip bir toprak ya da fiziksel özellikleri iyi olmayan bir materyal,            kötü drenaj ve havasızlık koşulları oluşturduğundan bitkilerde kök            boğulmaları meydana getirmektedir.  Hafif bünye li topraklarda            ise; su tutma ve katyon değişim kapasitesinin düşük olması bitki için            çeşitli sıkıntılara yol açmaktadır. Toprak bünyesi konusunda bilgiye            sahip olmak; bünyenin düzeltilmesi (organik madde ve duruma göre kum            ya da kil ilavesi şeklinde), drenaj koşullarının iyileştirilmesi,            uygun tür, harç materyali, sulama sistemi ve miktarının belirlenmesi            açısından büyük önem taşımaktadır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Organik madde            miktarı nın fazlalığı; havalanma ve drenaj koşulları iyi, katyon            değişim ve su tutma kapasitesi yüksek, genellikle yeterli seviyede            besin maddesi ihtiva eden -yani verimli- bir toprağın göstergesidir.            Ortamda yüksek oranda organik madde bulunması bilhassa yapraklı türler            için istenen bir özelliktir. Ayrıca organik madde miktarının            bilinmesi, harç materyallerinin C/N oranı hesabında kullanılmaktadır.            C/N oranı yüksek materyaller Bitkilerin köklerinde yanıklıklara ve            dolayısıyla zaman içinde Bitkilerin ölümüne neden olduğundan, alım            öncesinde mutlaka bu durumun incelenmesi yani ilgili analizlerin            yapılması gerekmektedir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Toprakta  (N,            P, K, Ca, Mg, gibi makro ve Fe, Cu, Zn, Mn, B gibi mikro)  besin            elementleri konsantrasyonu nun bilinmesi; Bitkilerin beslenme            durumu (bitki besin elementlerinin noksanlık yahut fazlalığı ya da            aralarında antagonistik ya da sinergistik etkinin bulunup bulunmadığı            gibi) ve gübreleme ihtiyacının belirlenmesi bakımından oldukça            önemlidir. Bu sayede, yetiştirilecek türe bağlı olarak, daha sağlıklı            bir gübreleme reçetesi belirlenebilmektedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Sulama suyu            analizleriyle; tuzluluk, pH durumu, anyon-katyon mevcudiyeti            belirlenmektedir. Sonuçta, söz konusu suyla yapılacak sulamanın            yetiştirme ortamı ve bitki gelişimi üzerine ne şekilde etki edeceği            daha başlangıçta ortaya koyulmaktadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Kısacası, bu            analizlerin sonuçlarına göre; varsa sorunlar ortaya çıkarılmakta,            gerekli ıslah çalışmaları yapılabilmekte ya da çözüm yolları tayin            edilmekte, ihtiyaca yönelik gübreleme reçeteleri oluşturulabilmekte,            doğru harç materyali ve uygun türlerin seçimi, gerekli özelliklere            sahip sulama suyu kullanımı, vs. gerçekleştirilebilmektedir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Yapılan Peyzaj            düzenlemenin başarılı olması ya da en kısa zamanda sağlıklı, bakımlı            bitkiler elde edebilmek, böylece gerek talep sahibini gerekse projeyi            gerçekleştiren Peyzaj mimarını mutlu kılabilmek için bitki besleme ile            ilgili birtakım bilgilere başvurulmalıdır. Bu bilgiler, Peyzaj            çalışmalarında hem kalıcı hem de pratik çözümler sağlayacaktır.            Özellikle fidan seçimi ve transferinden kaynaklanan sorunlar konuyla            ilgili açıklayıcı birer örnek olarak verilebilir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Genellikle            gösterişli olduğu için, Peyzaj çalışmalarında boylu fidanlar tercih            edilmektedir. Oysa boylu fidanların tutma oranı küçük fidanlara göre            daha düşüktür. Dolayısıyla fidan seçerken küçüklerin tercih            edilmesinde yarar vardır. Dikimden sonra, tür ve çeşit özelliği de            dikkate alınarak yapılacak bir gübreleme ile; bitkilerdeki tutma            sorunu en aza indirilmiş olacak ve fidanlar istenilen niteliklere daha            kısa sürede kavuşturulacaktır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         Bir diğer sorun;            satın alınan Bitkilerin bulunduğu yerden sökümü, taşınması, dikimi            gibi işlemler sırasında, köklerde kopma, ışık etkisi vb. gibi            sıkıntıların etkisiyle Bitkilerin dikimden sonra, �şaşırtma şoku�            olarak adlandırılan bir şok yaşamasıdır. Şok sürecinde bitkiler            adaptasyon sıkıntısı yaşarlar. Sırf bu nedenden dolayı, bazı            belediyelerin park ve bahçelerde gerçekleştirdiği Peyzaj amaçlı            dikimler toplu kurumalarla sonuçlanmıştır. Böyle durumlarda kök            faaliyeti ve gelişimini arttırıcı nitelikte gübreleme yapılması            gerekmektedir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Hiçbir sorun ile            karşılaşılmasa dahi belli aralıklarla, Peyzajı yapılan sahadan toprak            ve bitki örneklerinin alınarak analizlerinin yaptırılmasında büyük            yarar vardır. Böylece hem toprağın durumu hem de Bitkilerin sağlığı            kontrol altında tutulmuş olacaktır. Bu hizmetin bizzat Peyzaj mimarı            kontrolü altındaki park ve bahçelerde sürdürülmesi kaliteli hizmet            anlayışının bir göstergesidir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                      Tüm Peyzaj            mimarlarımızın toprak verimliliği ve bitki besleme konusuna gereken            önemi vermeleri, çevre düzenleme yaptırmayı düşünen            vatandaşlarımızın da bu hizmet ayrıcalığını talep etmeleri dileğiyle�             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                    &lt;b&gt;Yazan : &lt;/b&gt;Dr. Rabia Şişaneci            (Ziraat Mühendisi )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6661866360415860926?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6661866360415860926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6661866360415860926' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6661866360415860926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6661866360415860926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/toprak-verimlilii-ve-bitki-beslenmesi.html' title='Toprak verimliliği ve Bitki beslenmesi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1648776925377782929</id><published>2008-01-19T08:38:00.005-08:00</published><updated>2008-01-19T08:41:14.889-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Soğanlı Bitkiler'/><title type='text'>Soğanlı Bitkiler</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;                               Soğanlı Bitkiler &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;               &lt;br /&gt;              &lt;b&gt;  &lt;/b&gt; Eğer                ilkbaharda bahçenizde açan lale, fulya, sümbül gibi rengarenk                çiçekler görmek istiyorsanız bunları sonbaharda dikmiş                olmalısınız. Bu yazımızda, uygun araç gereç ve dikim teknikeri ile                bu işin nasıl zevkli bir sonbahar aktivitesine dönüşebileceğini                göreceğiz  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Genel olarak                soğanlı bitkiler ilk donlar başlamadan 4-6 hafta evvel dikilmiş                olmalıdırlar. Soğanlı Bitkilerin tercih ettikleri yaşama alanları                güneşli, drenajı iyi fakat nemli topraklardır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                              Çiçek soğanları �geofitler� grubuna mensupturlar. Bu bilimsel                jargona göre; soğanlıların büyüme noktaları toprak yüzeyinin                altındadır. Ayrıca hepimiz biliyoruz ki; soğanlı bitkiler besin                maddelerini sonbaharda kullanmak üzere toprak altında soğan                içerisinde depolar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Soğanlı                Bitkilerin dilinden konuşmak gerekirse; ilkbahar soğanları,                ilkbaharda dikilir fakat yaz sonu veya sonbaharda çiçek verirler.                Sonbahar soğanları ise sonbaharda dikilir ve ilkbaharda çiçek                verirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Çiçek                Soğanı Çeşitleri &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Halk arasında                �soğanlı bitkiler� denildiğinde kastedilen gruba lale, zambak,                patates, havuç gibi aslında hepsi de soğanlılar sınıfına girmeyen                bitkiler anlaşılır. Aşağıda kısaca soğanlılar ve benzeri olan                başlıca grupların özelliklerine değineceğiz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                 A-Soğanlılar:  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               �Çiçek                soğanları� da denilen soğanlı bitkiler genellikle damla şeklinde                olup, sivri uçludurlar ve alt kısımları yuvarlaktır. Dış yüzeyleri                koyu kahverengidir ve kağıda benzer  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Üremesi                bölünmeyle olur. Yavru soğanlar her ilkbaharda soğanın alt                kısmında anaca yapışık halde oluşurlar. Birkaç yıl boyunca anaçtan                ayrılmadıkları takdirde, yaşama alanı ve besin maddesi rekabeti                neticesinde bitkinin ve çiçeklerin veriminde düşüş olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                Bilimsel Ad                      Dikim Zamanı                      Çiçeklenme Zamanı                      &lt;table medium="" none="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;                   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                      Ortak Ad                      &lt;/td&gt;                                                                                                                                                    &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Zambak &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                                                 Hippeastrum &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz sonu &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sümbül &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Hyacinthus &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sonbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            İris &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Iris &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sonbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Lale &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Tulips &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sonbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                 &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt; B- &lt;/b&gt; Rizomlular                veya Yumrulular   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Rizomlular, kök                benzeri gövdeye sahip bitkilerdir. Gövde; köklerini aşağı,                çiçeklerini ve kendisini yukarı yönlendirerek toprak altında                gelişir. Üreme; yumruların, üzerlerinde en az bir göz bulunacak                şekilde, bölünmesiyle olur &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Bu gruba                sebzelerden verilebilecek birkaç örnek; patates, zencefil ve yer                elmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                Bilimsel Ad                      Dikim Zamanı                      Çiçeklenme Zamanı                      &lt;table medium="" none="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;                   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                           &lt;b&gt; Ortak                      Ad &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                                                                                                                                                    &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Begonya &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Begonia &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Caladium &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Caladium &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            İris &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Iris &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sonbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Vadi                      zambağı &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                                                 Convallaria &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Sonbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                 &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                               &lt;br /&gt;                               &lt;b&gt;  C-Yumrumsu                Kökler:  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Yumrumsu                kökler de rizomlara benzerler. Ama en önemli farkları, bunların                gerçek kökler olmasıdır. Gelişen kök, gövde ve yaprakları                oluşturur. Üremesi köklerin ayrılmasıyla olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                Bilimsel Ad                      Dikim Zamanı                      Çiçeklenme Zamanı                      &lt;table medium="" none="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;                   &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                      Ortak Ad                      &lt;/td&gt;                                                                                                                                                    &lt;/tr&gt;                   &lt;tr&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yıldız                      çiçeği &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Dahlia &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            İlkbahar &lt;/td&gt;                     &lt;td&gt;                                            Yaz &lt;/td&gt;                   &lt;/tr&gt;                 &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                               &lt;br /&gt;                &lt;b&gt; Sonbahar                Soğanlarının Dikimi       &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Genel bir                ilke olarak dikim ilk donlardan 4-6 hafta önce yapılmalıdır. Fakat                eğer bu süre kaçırılırsa endişeye gerek yok. Bu sürenin sonrasında                da dikim yapılabilir. Tabii bu durumda doğru dikim ve bakım                teknikleri daha da önem kazanır  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Adım adım                dikim &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;  1.                                                                                   Çiçek yatağının                hazırlanması   &lt;/b&gt;                Öncelikle tüm                yabani otlar temizlenmeli. Ardından toprak, alt üst edilerek ve                iri topaklar ufalanarak gevşetilmeli. Eğer çalıştığımız alan ilk                defa çiçek yatağı olarak kullanılacaksa ve özellikle de toprak                killi ise, toprağa yosun eklemek son derece faydalı olur. Düşük                kotta veya ıslak alanda çalışılıyorsa, dışarıdan getirilen bir                miktar toprakla çiçek yatağının yükseltilerek drenajının                iyileştirilmesi sağlanabilir  &lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;  2.                                                                                   Bir desen                belirleme   &lt;/b&gt;                İstenilen                soğanlı bitkiler seçildikten sonra karar verilmesi gereken şey                bunların nasıl bir düzen içerisinde dikileceğidir. Bu noktada                yaratıcılık işin içine girer. Kazmaya başlamadan evvel çeşitli                çıtalar, toz boyalar vb aracılığıyla uygulanacak desen toprak                üzerinde işaretlenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                 &lt;b&gt; 3.                                                    Dikim çukurunun                açılması:   &lt;/b&gt;                               Aslında her tür                soğanın kendine has bir dikim derinliği vardır. Eğer çok derine                dikilirlerse, ilkbahar geldiğinde toprak yüzeyine ulaşamazlar.                Eğer çok sığ dikilirlerse de kışın donarak ölebilirler. Genel                olarak soğanlar, çaplarının iki katı derinliğe dikilmelidirler.                               &lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;  4.                                                                                   Soğanın çukura                yerleştirilmesi   &lt;/b&gt;                Bu, çok sık hata                yapılan bir konudur. Soğanlar, sivri uçları yukarı gelecek şekilde                dikim çukuruna yerleştirilmelidirler  &lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                 &lt;b&gt; 5.                                                    Soğanın üzerinin                toprakla hafifçe örtülmesi  &lt;/b&gt; nin                ardından gübre eklenir. Soğanlı bitkiler için üretilmiş gübreler                kullanılmalıdır. Kullanım miktarı için gübre pakedi üzerindeki                bilgilerden faydalanılabilir. Gübre eklendikten sonra yine toprak                eklenerek dikim çukuru tamamen kapatılır &lt;b&gt;               &lt;/b&gt;                &lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                 &lt;b&gt; 6.                    İstendiği takdirde bir miktar malç eklenir.               &lt;/b&gt;Ağır ağaç kabuğu kullanılmamalıdır. Eğer malçı kalın bir tabaka                halinde uygularsak, bir kısmını ilkbaharda uzaklaştırmalıyız ki                soğanlar toprak üzerine çıkabilsinler. Ayrıca çiğdem gibi hassas                türlerde malç kullanımı tavsiye edilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;                                                                                   Bekleme aşaması                 &lt;/b&gt;                Bu safhada kış boyunca beklemekten başka                yapabileceğimiz bir şey yok maalsef. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                *                                Eğer yaşadığınız yerde kışlar uzun ve soğuk geçiyorsa, donların                toprağın derinliklerine inmesini önlemek için malç veya başka                herhangi bir çeşit örtü materyali kullanabilirsiniz &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   *                                Çiçekleriniz ilkbaharda solduktan sonra, ölü yaprak ve çiçekleri                temizlemek için en az birkaç hafta beklemelisiniz. Çünkü                yaprakların, bir sonraki ilkbaharda kullanılmak üzere soğana besin                maddesi göndermek için zamana ihtiyaçları vardır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Çiçek                Soğanları-Gübreleme       &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Soğanlar,                sonbaharda dikildikten çok kısa süre sonra büyümeye başlarlar.                Büyüme toprak altında gerçekleştiği için bunun farkına varmayız.                Soğan neredeyse dikilir dikilmez kök sistemini geliştirmeye                başlar. Bu sistem, karlı günler başlamadan önceki son haftalarda                kendini çok iyi geliştirmelidir. Bu şekilde bitki, ilkbaharda                kullanmak üzere yeteri kadar su ve besin maddesini depolar ve                bahar geldiğinde de kısa sürede çiçeğe döner  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Kök sisteminin                sonbahar büyümesi, su ve besin maddelerinin kullanımıyla olur. Bu                nedenle doğru uygulanan gübreleme işlemiyle bitkinin istediği                besin maddesi sağlanmalıdır. Soğanlı bitkiler için özel olarak                üretilmiş gübreler kullanılmalıdır. Bunlar bahçe malzemesi satan                marketlerde bulunmaktadırlar. Dikim çukurunda, gübre pakedinin                üzerinde tarif edilen şekliyle gübreyi kullanmalıyız. Tamamlanmış                çiçek yataklarında gübreyi, serpme ve ardından toprağa karıştırma                yöntemiyle uygulayabiliriz. Fakat bu uygulama sırasında toprağı                fazla derinden karıştırıp da soğana müdahale etmemeye çok dikkat                etmeliyiz. İlkbahar                geldiğinde soğanlar, ihtiyaçları olan tüm enerjiye sahip olarak                çiçeğe döneceklerdir. Bu aşamada da fosforlu gübre uygulanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Çiçekler                solduktan sonra çok amaçlı gübre uygulanmasıyla, bitkinin sonraki                sene için ihtiyacı olan besini depolaması sağlanmalıdır. Bitkinin                yaprak ve çiçeklerinin tamamen ölünceye kadar üzerinde kalmasına                özellikle dikkat edilmelidir ki bitki sonraki ilkbaharda gerek                duyacağı besini mümkün olduğunca depolasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Çiçek                Soğanları-Dikim Derinliği &lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Soğanların dikim                derinliği çok önemlidir. Zira çok derin dikildikleri takdirde,                toprak yüzeyine ulaşamazlar. Ayrıca derine inildikçe toprağın nem                oranı da artacaktır. Soğanlar soğuğa ve ıslak topraklara alışık                olmalarına rağmen yine de fazla su çürümelerine sebep olabilir.                Çok sığ dikildikleri takdirde ise kış donlarının toprak                derinliklerine inmesiyle soğanların da donarak ölmeleri söz konusu                olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Yukarıda da                belirttiğimiz gibi en uygun derinlik olarak genellikle soğan                çapının 2 katı değeri verilir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt; Kaynak:                               &lt;/b&gt; Gardenersnet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;b&gt;       Çeviri : &lt;/b&gt;                             Berfu KARAMAN/ Peyzaj Mimarı                        &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1648776925377782929?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1648776925377782929/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1648776925377782929' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1648776925377782929'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1648776925377782929'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/soanl-bitkiler.html' title='Soğanlı Bitkiler'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-3846039018982180969</id><published>2008-01-19T08:38:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T08:40:55.875-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çim alan bakımı'/><title type='text'>çim alan bakımı</title><content type='html'>&lt;b&gt;çim alan bakımı&lt;/b&gt;                                                                                                                                    27                        Nisan 2003 &lt;br /&gt;                      Uzun        ömürlü,sağlıklı bir çim alana sahip olmak için bazı bakım kurallarına        uygulamak gerekir.çim de çıkacak muhtemel problemlerin en aza indirilmesi        bu kuralları uygulamak ile mümkündür.çimde bakım işlemleri 3 temel başlIk        altında yapılır&lt;br /&gt;              &lt;br /&gt; Biçme         &lt;br /&gt; Gübreleme          &lt;br /&gt; Sulama                                          &lt;br /&gt;Bunların hepsi birarada uygulandığında tam bakım sağlanır.Sadece        birine dikkat edilip diğerine özen göstermemek istenen sonuçları tam        olarak sağlamaz&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                            &lt;b&gt;çim biçimi&lt;/b&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                    çim        alanlarda ortaya çıkan birçok problemin kaynağının,çimi uygun yükseklikte        biçmemek ve biçme işlende kullanılan makinanın bıçaklarının keskin        olmamasıdır.Her çim türünün en iyi performansı göstermesi için optimum        yükseklikleri vardır. Ancak        ,çimin türü ne olursa olsun,basit bir kural olan-Hiçbir zaman yaprak        uzunluğunun 1/3 ünden fazla kısa biçmeyin-geçerli bir yöntemdir.Optimum        yükseklikten daha kısa biçilen çimlerde,sağlıklı bir çimin ana göstergesi        olan kök gelişimi zayıf olacaktır&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                  &lt;table border="1" cellspacing="0" width="100%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td&gt;             &lt;b&gt;                               çim Türleri&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;             &lt;b&gt;                               Optimum Yükseklik&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;             &lt;b&gt;                               Biçme Yüksekliği&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Festuca              arundinacae&lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            6-7 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            8-10 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Lolium perenne              &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            7-8 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Poa              pratensis&lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            7-8 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Festuca              rubra&lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            7-8 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Festuca              ovina&lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            7-8 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Bermuda              grass&lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            3-4 cm &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td&gt;  Agrostis tenius              &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            3-4 cm &lt;/td&gt;           &lt;td&gt;                            5-6 cm &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                 &lt;br /&gt;Biçme        yüksekliğini,gölge alanlar,sık kullanılan alanlar ve çimin böceklerle        zayıfladığı durumlarda 1,5-2 cm yükseltin. Gösterilen tablo çimi hangi sıklıkta biçmeniz gerektiğine yardımcı        olacaktır.Ayrıca çim makinasının bıçakları her zaman keskin olacaktır.Aksi        durumda çim zarar grecek,çimde stress yaratılacak ve hastalıkların        oluşumna uygun ortam sağlanacaktır   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                                          Gübreleme           &lt;/b&gt;&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;          Gübrelemenin ana        amacı,çimin sağlıklı gelişimi için gereksinimi olan besin maddelerinin        sağlanmasıdır.Bunun tespiti için en geçerli olan toprak testi        yapılmasıdır.Toprak analizinde çıkacak eksiklikler gübreleme ile takviye        edilecektir. Toprak analizinin yapılamadığı durumlarda aşağıda belirtilen        genel kurallar izlenir.&lt;br /&gt;                 Uygulamalarda,N(azot).P(fosfor),K(potasyum) içeren gübrelerde 3-1-2        veya4-1-2 oranı çim alanlar için kullanılabilir.Ayrıca,çim gelişimindeki        en önemli besi maddesi olan azotun yavaş çözünür gübre şeklinde        uygulanması her zaman önerilir.Yavaş çözünen azotlu gübreler        uygulandığında her zaman yeşil kalan ve yaprak büyümesinin hızlı olmadığı,        sağlıklı çimler elde edilir&lt;br /&gt;          Gübre içindeki Azot        miktarı 5-12 arasında ise 100 m2 ye 3.5 kg gübre,eğer azot miktarı12-18        arasında ise 100 m2 ye 2.5 kg ve 19 dan büyük miktarlarda 100 m2 ye 1.5 kg        gübre uygulaması yapılır. çim için en uygun        gübreleme zamanı büyümenin başladığı ve besine ihtiyaç duyduğu        zamanlardır.İlkbahar ve sonbahar ayları uygun gübreleme zamanlarıdır.Gübre        uygulamasının sıklığı ve miktarı gübrenin içindeki azot miktarının hangi        formda verildiğine bağlı olarak değişir.Yavaş çözünen organik gübre lerde        azot 6- 8 hafta yeteceğinden bu sürede gübrelemeye gereksinim        olmayacaktır. Gübre çim alanlarda gerekli olan bir besin maddesidir ancak        fazla ve yanlış zamanlarda uygulandığında çime önemli zararlar verebilceği        unutulmamalıdır   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;table id="AutoNumber2" border="1" cellspacing="0" width="100%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td colspan="6"&gt;             &lt;b&gt;                              Organik Madde İlavesi&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;&lt;b&gt;                           M2&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td colspan="5" align="center"&gt;               15 cm toprağa, 10,15,20,25,30 oranında karıştırılacak 1 m3              organik madde miktarı &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="17%"&gt;               &lt;b&gt; %10&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="12%"&gt;               &lt;b&gt; %15&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="13%"&gt;               &lt;b&gt; %20&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="14%"&gt;               &lt;b&gt; %25&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;td width="20%"&gt;               &lt;b&gt; %30&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;               25&lt;/td&gt;           &lt;td width="17%"&gt;               0,5&lt;/td&gt;           &lt;td width="12%"&gt;               0,6&lt;/td&gt;           &lt;td width="13%"&gt;               0,85&lt;/td&gt;           &lt;td width="14%"&gt;               1&lt;/td&gt;           &lt;td width="20%"&gt;               1,25&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;               50&lt;/td&gt;           &lt;td width="17%"&gt;               0,7&lt;/td&gt;           &lt;td width="12%"&gt;               1&lt;/td&gt;           &lt;td width="13%"&gt;               1,5&lt;/td&gt;           &lt;td width="14%"&gt;               1,75&lt;/td&gt;           &lt;td width="20%"&gt;               2,25&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;               100&lt;/td&gt;           &lt;td width="17%"&gt;               1,5&lt;/td&gt;           &lt;td width="12%"&gt;               2,25&lt;/td&gt;           &lt;td width="13%"&gt;               2,82&lt;/td&gt;           &lt;td width="14%"&gt;               3,50&lt;/td&gt;           &lt;td width="20%"&gt;               4,28&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="24%"&gt;               1000&lt;/td&gt;           &lt;td width="17%"&gt;               15&lt;/td&gt;           &lt;td width="12%"&gt;               22,5&lt;/td&gt;           &lt;td width="13%"&gt;               28,2&lt;/td&gt;           &lt;td width="14%"&gt;               35&lt;/td&gt;           &lt;td width="20%"&gt;               42,8&lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td colspan="6"&gt;  (1              m3, yaklaşık 20 m2 alanı, 2 cm derinliğinde kaplar)          &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                                    &lt;br /&gt;Biçme        yüksekliğini,gölge alanlar,sık kullanılan alanlar ve çimin böceklerle        zayıfladığı durumlarda 1,5-2 cm yükseltin&lt;br /&gt;                                          &lt;br /&gt;      &lt;b&gt;Sulama  &lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;          Bahçenizdeki diğer tüm        bitkiler gibi çiminde suya ihtiyacı vardır.Yağmurların yeterli olmadığı        ülkemizde sulama,sulama sistemleri ile otamatik veya manuel olarak        sağlanır.Uygun sulama rejimi güzel ve sağlıklı bir çim alana sahip olmanın        yanısıra ekonomik ve çevresel katkılarda sağlayacaktır.Yanlış zamanlarda        gereksiz sulama ile birçok çim sağlıksız bir şekilde gelişir.&lt;br /&gt;          En iyi çim        alanlar,uzun aralıklarla yoğun sulamanın yapıldığı alanlardır.çim        alanların su ihtiyacı ortalama olarak haftada 2,5-3 cm dir.Bu miktardaki        sulama, toprağın 8-10 cm derinliğinde ıslanmasını sağlayacak ve köklerin        daha derinlere ulaşmasına uygun ortam yaratacaktır. Toprak yapısının        durumuna göre suyun emilişi ve su tutma zamanları değişir.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;table id="AutoNumber3" border="1" cellspacing="0" width="100%"&gt;                     &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;             &lt;b&gt;                               Toprak Yapısı&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;             &lt;b&gt;                               Saatteki su tutma  kapasitesi&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;             &lt;b&gt;                               2,5-3 cm derinliğin ıslanması için gereken              zaman&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               kumlu &lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            5,0 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            0,5 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               kumlu+organik madde &lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            2,5 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            1,0 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               organik maddeli&lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            1,5 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            2,0 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               milli+organik&lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            1,2 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            2,2 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               killi+organik&lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            1,0 cm  &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            3,3 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                     &lt;tr&gt;           &lt;td width="26%"&gt;               killi&lt;/td&gt;           &lt;td width="39%"&gt;                            0,5 cm &lt;/td&gt;           &lt;td width="35%"&gt;                            5,0 saat  &lt;/td&gt;                     &lt;/tr&gt;                   &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                                     &lt;br /&gt;                                        &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt;Hakan Korgavuş(İ.Ü./P.m-90)                                                                   &lt;br /&gt;                     &lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; Acar çim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-3846039018982180969?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/3846039018982180969/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=3846039018982180969' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3846039018982180969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3846039018982180969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/im-alan-bakm.html' title='çim alan bakımı'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1052384063531696588</id><published>2008-01-19T08:38:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:40:32.717-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='PH Tuzluluk Kireç ve Bitkiler için önemi'/><title type='text'>PH Tuzluluk Kireç ve Bitkiler için önemi</title><content type='html'>&lt;b&gt; PH Tuzluluk Kireç ve Bitkiler için önemi&lt;/b&gt;                &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Toprak Reaksiyonu (pH) Nedir? &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;          Toprak pH�sı, bir toprak         çözeltisindeki asitliği veya alkaliliği tanımlayan bir ölçüdür. Asitliğin         miktarı öncelikle H+ ve OH   ֿ          iyonlarının konsantrasyonlarına bağlıdır. Toprak daha fazla asidik         olurken H+ iyonları konsantrasyonu artar, bunun sonucunda pH         azalır. pH=7�de H+ ve OH  ֿ           iyonlarının konsantrasyonları birbirine eşittir. pH,         logaritmik birim şeklinde ölçülür. pH bir birim artarsa, H+         konsantrasyonu 10 kez azalır. Örneğin, pH 4�te pH 7�ye göre 1000 kere         fazla H+ iyonu vardır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;       pH kademeleri 0-14       arasındadır. 0 aşırı asit, 14 aşırı alkalidir. Ancak toprak tepkimesinin       normal aralığı, 5-8,5 olup bunun üstünde ve altındaki değerler birçok bitki       için ciddi sorunlar oluşturur. Toprak pH�sı labortuvar şartlarında, pH-metre       olarak adlandırılan cihazlarla ölçülerek belirlenir. Araştırıcılar       tarafından, toprak reaksiyonu ile ilgili olarak �birbirine yakın olmakla       birlikte- çeşitli sınıflandırmalar yapılmıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;table 75pt="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="446"&gt;          &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;             &lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;            &lt;b&gt;              pH &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;            &lt;b&gt;              Asit &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           &lt;b&gt;              H &lt;/b&gt;  + &lt;b&gt;               konsantrasyonu &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;            &lt;b&gt;              Alkali &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;           &lt;b&gt;              OH &lt;/b&gt; ֿ&lt;b&gt;               konsantrasyonu &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;                          Çok asit &lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;                          1 &lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;                          0,1 &lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;                          0,0000000000001 &lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;             &lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;            &lt;b&gt;              4 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;            &lt;b&gt;              0,0001 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;            &lt;b&gt;              0,0000000001 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;                          &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;                          5 &lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;                          0,00001 &lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;                          0,000000001 &lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;                          &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;                          6 &lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;                          0,000001 &lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;                          0,00000001 &lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;             Nötr &lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;            &lt;b&gt;              7 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;            &lt;b&gt;              0,0000001 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;            &lt;b&gt;              0,0000001 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;                          &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;                          9 &lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;                          0,000000001 &lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;                          0,00001 &lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;          &lt;tr&gt;            &lt;td width="72"&gt;                          Çok alkali &lt;/td&gt;            &lt;td width="35"&gt;                          13 &lt;/td&gt;            &lt;td width="167"&gt;                          0,0000000000001 &lt;/td&gt;            &lt;td width="162"&gt;                          0,1 &lt;/td&gt;          &lt;/tr&gt;               &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;table medium="" none="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="447"&gt;        &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;          &lt;b&gt;            Reaksiyon sınıfi &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;          &lt;b&gt;            pH &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;          &lt;b&gt;            Reaksiyon sınıfi &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;          &lt;b&gt;            pH &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;            Ekstrem Asit &lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;                      4,5 &lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;            Nötr &lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;                      6,6-7,3 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;            Çok Kuvvetli Asit &lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;                      4,6-5,0 &lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;            Hafif Alkali &lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;                      7,4-7,8 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;            Kuvvetli Asit &lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;                      5,1-5,5 &lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;            Orta Alkali &lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;                      7,9-8,4 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;            Orta Asit &lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;                      5,6-6,0 &lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;            Kuvvetli Alkali &lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;                      8,5-9,0 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="140"&gt;            Hafif Asit &lt;/td&gt;          &lt;td width="67"&gt;                      6,1-6,5 &lt;/td&gt;          &lt;td width="130"&gt;            Çok Kuvvetli Alkali &lt;/td&gt;          &lt;td width="100"&gt;                      9,0 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;      &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;              &lt;p&gt;Toprak pH�sı doğrudan       ve/veya dolaylı olarak toprak içerisinde meydana gelen birçok fiziksel,       kimyasal ve biyolojik olayı etkiler. Toprak reaksiyonu ile toprak canlıları       arasında sıkı bir ilişki mevcuttur; örneğin mantarlar 4-5, bakteriler ise       6-8 pH derecelerinde daha etkindir. Ayrıca pH derecesi, toprakta mevcut       bitki besin maddelerinin bitki için yarayışlılığında önemli rol       oynamaktadır. Örneğin; azot, fosfor ve potasyumun bitkiler tarafından alımı       açısından en uygun değerler 6,5-7,5 arasıdır. Fosfor, 6.0�dan düşük pH       değerlerinde Al ve Fe ile, 7,5�den büyük değerlerde ise Ca ile bağlanır. Bu       nedenle bitkiler tarafından alınması zorlaşmaktadır. 5,0�dan küçük       değerlerde, Al ve Mn bitkiler için toksik etki yapmaktadır. 7,5 den büyük       değerlerde ise; Fe, Cu, Zn, Mn gibi mikro elementler çözünemez forma       geçtiğinden, bitkiler için yarayışlılığı yüksek oranda azalmaktadır.       Kısacası toprak tepkimesi; pedogenetik bakımdan, toprak oluşumu ve       gelişimi; ekolojik açıdan da besin maddeleri ekonomisi üzerinde önemli       rollere sahiptir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Yukarıda aktarılmaya       çalışılan nedenlerden dolayı toprak pH�sının bilinmesi ve düzenlenmesi,       bitki beslenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Genellikle alkali       karakterli topraklarda; ortamdaki H+ iyonları konsantrasyonunu       arttırmak ve/veya mevcut H+ iyonlarını aktif hale geçirmek için,       toprağa toz kükürt ve organik madde ya da jips uygulaması yapılır. Toprak       tepkimesinin düşük olduğu durumlarda ise, kireçleme yapmakta yarar vardır (Bkz.       Kireç) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     Tuzluluk&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Toprak tuzluluğu kavramı,       birim hacımdaki toprakta bulunan çözünebilir tuzların miktarını belirtir.       Genellikle Cl   ֿ        ve SO4  ֿֿ         anyonlarının iki değerlikli katyonlarla, özellikle Ca++, &lt;img++, ve="" ile="" tuz="" iklerinden=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Toprağın tuz içeriği       laboratuvar koşullarında, elektriki geçirgenlik ölçüm cihazıyla belirlenir       ve elde edilen verilerin değerlendirmesi aşağıdaki sınıflandırmaya göre       yapılır&lt;br /&gt;      &lt;/img++,&gt;&lt;/p&gt;      &lt;table 4pt="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="451"&gt;        &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;          &lt;b&gt;            Tuzluluk Sınırı (mS/cm) &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td&gt;          &lt;b&gt;  Tanımlanması &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td&gt;                      2 &lt;/td&gt;          &lt;td&gt;                      Tuzsuz &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td&gt;                      2-4 &lt;/td&gt;          &lt;td&gt;                      Az Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td&gt;                      4-8 &lt;/td&gt;          &lt;td&gt;                      Orta Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td&gt;                      8-16 &lt;/td&gt;          &lt;td&gt;                      Çok Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td&gt;                      16 &lt;/td&gt;          &lt;td&gt;                      Aşırı Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;      &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;p&gt;              Tuzluluğa yol açan       etmenler; anamateryal, topoğrafya, kapalı havzalar, iklim, taban suyu ve       hatalı sulama ve gübrelemedir. Ayrıca tuz içeriği yüksek olan sulama suyu       da zaman içerisinde, toprakta tuz birikimine yol açabilir. Tuzluluğun       meydana getirdiği zarar, bilhassa yıllık yağışın düşük olduğu kurak bölge       topraklarında daha fazladır. Doğal koşullardaki tuz birikimi iki şekilde       meydana gelir. Bunlardan Birincisi, yağış sularının, geçtiği yerlerdeki       çözünebilir tuzları eriterek birikme havzalarına taşıması; diğeri ise,&lt;b&gt;      &lt;/b&gt;yüksek sıcaklık altında, toprak suyunun buharlaşıp kapillarite ile       yüzeye çıkması ve yükselirken beraberinde tuzları da yüzeye taşıyarak       burada biriktirmesidir. Tuzlu topraklar iki şekilde meydana gelmektedir.       Bunlardan Birincisi, sularla taşınan çözünmüş tuzların toplama havzalarında       çökelmesiyle; diğeri ise, denizlerden arta kalan sedimentlerin etkisiyle       oluşan tuzlu topraklardır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Ağaç ve çalıların en       iyi yetiştikleri toprak tuzluluk sınırı 2,0 mmhos/cm�nin altındadır. Tüm       ağaçlar toprakta bulunan yüksek orandaki tuzdan zarar görür. Çünkü       tuzluluk, toprakların stürüktürünü olumsuz yönde etkiler. Ayrıca toprak       suyunun ozmotik potansiyelini arttırarak bitki köklerinin su alımını       engeller. Bunların dışında çözünebilir tuzların yapısında, yüksek oranda       bulunan sodyum, klor ve bor gibi bazı elementler bitkiler için toksik etki       (zehir etkisi) gösterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Kireç&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Topraktaki kireç       miktarı bitkiler için önemlidir. Temel kireç bileşikleri; kalsiyum ile       magnezyum karbonatlar ve dolomittir. Laboratuvar koşullarında, karbonat       miktarı nicel olarak belirlenerek % toplam CaCO&lt;b&gt;3&lt;/b&gt; miktarı       cinsinden ifade edilir. Toprak kireç içeriği sınıflaması genel olarak       aşağıdaki gibi yapılmaktadır &lt;br /&gt;      &lt;/p&gt;      &lt;table 05pt="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" width="438"&gt;          &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td width="197"&gt;          &lt;b&gt;  Tanımlanması &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="197"&gt;                      2 &lt;/td&gt;          &lt;td width="235"&gt;                      Tuzsuz &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="197"&gt;                      2-4 &lt;/td&gt;          &lt;td width="235"&gt;                      Az Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="197"&gt;                      4-8 &lt;/td&gt;          &lt;td width="235"&gt;                      Orta Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="197"&gt;                      8-16 &lt;/td&gt;          &lt;td width="235"&gt;                      Çok Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="197"&gt;                      16 &lt;/td&gt;          &lt;td width="235"&gt;                      Aşırı Tuzlu &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;      &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;p&gt;              Tuzluluğa yol açan       etmenler; anamateryal, topoğrafya, kapalı havzalar, iklim, taban suyu ve       hatalı sulama ve gübrelemedir. Ayrıca tuz içeriği yüksek olan sulama suyu       da zaman içerisinde, toprakta tuz birikimine yol açabilir. Tuzluluğun       meydana getirdiği zarar, bilhassa yıllık yağışın düşük olduğu kurak bölge       topraklarında daha fazladır. Doğal koşullardaki tuz birikimi iki şekilde       meydana gelir. Bunlardan Birincisi, yağış sularının, geçtiği yerlerdeki       çözünebilir tuzları eriterek birikme havzalarına taşıması; diğeri ise,&lt;b&gt;      &lt;/b&gt;yüksek sıcaklık altında, toprak suyunun buharlaşıp kapillarite ile       yüzeye çıkması ve yükselirken beraberinde tuzları da yüzeye taşıyarak       burada biriktirmesidir. Tuzlu topraklar iki şekilde meydana gelmektedir.       Bunlardan Birincisi, sularla taşınan çözünmüş tuzların toplama havzalarında       çökelmesiyle; diğeri ise, denizlerden arta kalan sedimentlerin etkisiyle       oluşan tuzlu topraklardır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Ağaç ve çalıların en       iyi yetiştikleri toprak tuzluluk sınırı 2,0 mmhos/cm�nin altındadır. Tüm       ağaçlar toprakta bulunan yüksek orandaki tuzdan zarar görür. Çünkü       tuzluluk, toprakların stürüktürünü olumsuz yönde etkiler. Ayrıca toprak       suyunun ozmotik potansiyelini arttırarak bitki köklerinin su alımını       engeller. Bunların dışında çözünebilir tuzların yapısında, yüksek oranda       bulunan sodyum, klor ve bor gibi bazı elementler bitkiler için toksik etki       (zehir etkisi) gösterir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              KİREÇ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Topraktaki kireç       miktarı bitkiler için önemlidir. Temel kireç bileşikleri; kalsiyum ile       magnezyum karbonatlar ve dolomittir. Laboratuvar koşullarında, karbonat       miktarı nicel olarak belirlenerek % toplam CaCO&lt;b&gt;3&lt;/b&gt; miktarı       cinsinden ifade edilir. Toprak kireç içeriği sınıflaması genel olarak       aşağıdaki gibi yapılmaktadır &lt;br /&gt;      &lt;/p&gt;      &lt;table 05pt="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0"&gt;        &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;          &lt;b&gt;  Toprak Kireç           İçeriği &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;          &lt;b&gt;  % CaCO 3 &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Az Kireçli &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            0-4 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Orta Kireçli &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            4-8 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Kireçli &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            8-15 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Çok Kireçli &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            15-30 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Çok Fazla Kireçli &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            30-55 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td width="358"&gt;            Marn &lt;/td&gt;          &lt;td width="57"&gt;            55 &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;      &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;p&gt;              Kireç miktarının       artmasıyla birlikte toprak pH�sı da yükselir. Kireç oranı yüksek olan       topraklarda, pH 8,5�e kadar Ca++ katyonu başat durumdadır.       Toprakta Ca++ katyonu konsantrasyonu yükseldikçe ortamdaki       alınabilir fosfor ve demir iyonları kalsiyum ile çözünemez formda       bileşikler oluşturur. Yüksek kireç içeriğine sahip topraklarda, bitkilerde       kireç klorozu olarak adlandırılan ve demir noksanlığından kaynaklanan       sararmalar meydana gelir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Kireç miktarının yüksek       olması kadar, çok düşük olması da bitki beslenmesi açısından sakıncalıdır.       Çünkü kalsiyum bitki hücre duvarlarının yapısında yer almaktadır. Ayrıca       topraktaki kalsiyum karbonat; toprak kırıntılılığını, biyolojik aktiviteyi       arttır ve toprak profilinin yıkanmasını güçleştirir. Bu nedenlerden dolayı       kireç miktarı çok düşük olan topraklarda kireçleme yapılması gerekir.       Kireçleme materyali olarak CaO, CaOH2, CaCO3 ve       dolomit kullanılmaktadır &lt;br /&gt;      &lt;/p&gt;      &lt;p 0pt=""&gt;      &lt;b&gt;  BU       ÖLÇÜTLERİN ARAZİDEKİ UYGULAMALARI &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      &lt;b&gt;        pH  ve       Tuzluluk Ölçümü &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ön etüd çalışmalarında,       pH ve tuzluluk ölçümü için arazi kitleri yaygın olarak kullanılmaktadır.       Ancak, bu kitlerle yapılan ölçümler yaklaşık olarak sonuç vermektedir.       İdeal sonuçların elde edilebilmesi ise laboratuvar analizleriyle mümkündür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Cep ph-metre ve       kondüktometreleriyle 1:1 vb. oranlarda toprak-saf su karışımların pH ve       elektriki geçirgenliği ölçülebilir. Ayrıca özel olarak hazırlanmış       �indikatör çözeltileri veya kağıtları�ndan da yararlanılabilir. Kitlerin       üzerinde ya da kullanma kılavuzunda verilen sınıflandırma bilgileri veyahut       renk skalaları ile değerlendirme yapılır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     Kireç Ölçümü&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            Arazide topraktaki kireç       miktarının belirlenmesi için genellikle 1/10 seyreltik HCl kullanılır. Bir       saat camı üzerine alınan ince toprak örneği üzerine 5-6 damla asit       damlatılır. Meydana gelen kabarmanın şiddetine ve süresine göre toprağın       kireç içeriği kabaca aşağıdaki tablodan belirlenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     &lt;table medium="" none="" border="1" cellpadding="0" cellspacing="0" height="196"&gt;        &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Toprağın kabarma           şekli ve süresi &lt;/td&gt;          &lt;td style="border-style: solid; border-width: 1px;" height="24"&gt;                      % Kireç &lt;/td&gt;          &lt;td style="border-left-style: solid; border-left-width: 1px; border-right-style: solid; border-right-width: 1px; border-top-style: solid; border-top-width: 1px;" height="24"&gt;            Kireç tanıtımı &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      Hafif topraklar &lt;/td&gt;          &lt;td style="border-left-style: solid; border-left-width: 1px; border-top-style: solid; border-top-width: 1px; border-bottom-style: solid; border-bottom-width: 1px;" height="24"&gt;                      Ağır topraklar &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="12"&gt;            Kabarma Yok &lt;/td&gt;          &lt;td height="12"&gt;                      0 &lt;/td&gt;          &lt;td height="12"&gt;                      0 &lt;/td&gt;          &lt;td height="12"&gt;            Kireçsiz &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Çok zayıf reaksiyon &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      0,2 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      0,4 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Çok az kireçli &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Zayıf, sürekli           olmayan kabarma &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      0,2-1 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      0,4-1,5 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Az kireçli &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Belirgin fakat           sürekli olmayan kabarma &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      1-10 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      1,5-10 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Kireçli &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Kuvvetli, sürekli           kabarma &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      10-20 &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Fazla kireçli &lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;        &lt;tr&gt;          &lt;td height="24"&gt;            Çok kuvvetli ve           sürekli kabarma &lt;/td&gt;          &lt;td height="24"&gt;                      20 &lt;/td&gt;          &lt;td li=""&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;        &lt;/tr&gt;      &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;/p&gt;       &lt;b&gt;        TOPRAĞIN pH, TUZ, KİREÇ DURUMU ve TÜR SEçimİ &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Tür seçimi konusunda;       toprağın pH�sı, tuzluluğu ve kireç miktarı mutlaka göz önünde       bulundurulması gereken önemli ölçütlerdir. Ancak Bitkilerin yaşamında tüm       ekolojik faktörler birbirleriyle sıkı bir ilişki içerisinde bulunmakta ve       her biri önem taşımaktadır. Bu nedenle bir toprağın pH, tuzluluk ve kireç       miktarı değerleri irdelenirken değerlendirme, mutlak surette diğer ekolojik       faktörler ve toprak özellikleri de göz önünde bulundurularak yapılmalıdır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;         Toprak pH�sı,       tuzluluğu ve kireç miktarı bakımından türlerin isteklerinin belirlenmesi       amacıyla pek çok bilimsel çalışma gerçekleştirilmiştir. Ancak elde edilen       araştırma sonuçları, çalışmanın yapıldığı yörenin içinde bulunduğu ekolojik       koşullar için geçerlidir. Bu nedenle literatür incelemelerinden elde edilen       bilgilerin, söz konusu ekolojik şartlarda ya da benzeri koşullar altında       geçerli olabileceğini kesinlikle unutmamak ve buna göre değerlendirme       yapmak gerekir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ayrıca ön etüd       çalışmalarında, incelemesi yapılan sahadaki birtakım özelliklere dikkat       etmek suretiyle toprağın pH, tuzluluk ve kireç miktarı ile ilgili bazı       fikirler edinmek mümkündür. Örneğin orman altındaki diri örtü pH�ye daha       duyarlı olduğundan, bitki örtüsüne bakılarak da pH konusunda bir yargıya       varılabilir. Örneğin, karaçam sahalarında bu türe eşlik eden defne yapraklı       laden (Cistus laurufolius) ile kızılçam sahalarında bulunan diğer laden       türü (Cistus creticus), birer müşir (indikatör) bitki niteliğindedir.      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Tuzlu toprakların olduğu       sahalarda, ılgın (tamariks) gibi halofit yani tuzcul Bitkilerin dışında       başka türlere rastlamak mümkün değildir. Ancak Halepçamı, okaliptus, iğde,       palmiye ve hurma gibi bazı türlerin tuza dayanıklılığının diğer türlere       göre daha fazla olduğu bilinmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;           Nusret         DİRENÇ(     Ziraat         Mühendisi  )           Dr. Rabia         ŞİŞANECİ (     Ziraat         Mühendisi  )&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1052384063531696588?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1052384063531696588/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1052384063531696588' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1052384063531696588'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1052384063531696588'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/ph-tuzluluk-kire-ve-bitkiler-iin-nemi.html' title='PH Tuzluluk Kireç ve Bitkiler için önemi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-4621947384920243538</id><published>2008-01-19T08:38:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:40:04.175-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ilginç bitkiler'/><title type='text'>Ilginç bitkiler</title><content type='html'>Ilginç bitkiler                                           &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Küstüm otu&lt;/b&gt;            &lt;br /&gt;           Küstüm otunun çok ilginç bir savunma sistemi vardır. Bu bitkinin            yapraklarına dokunulduğunda birkaç saniye içinde, sapla birlikte            yapraklarının gövdeye doğru yaslandığı görülecektir. Eğer bitkiyi            rahatsız eden etki devam ederse bu kez küstüm otu aşağıya doğru Ikinci            bir hareket yaparak gövdesinin üzerindeki sivri dikenleri ortaya            çıkarır. Bu da böcekleri kaçırmak için yeterlidir. Bitkideki bu            hareketi gerçekleştiren mekanizma elektrik akımlarıyla başlar. Bu akım            aynı insan vücudundaki sinirlerden geçen akım gibidir. Bitkinin            reaksiyonları bizde olduğu kadar hızlı değildir. Bununla birlikte            bitki özünü taşıyan kanallar aracılığıyla iletilen elektrik sinyalleri            30 santimetrelik mesafeyi bir-iki saniye içinde geçer. Isı ne kadar            yüksek olursa, reaksiyon o kadar hızlı olur. Her bir yaprağın dibi            (yaprağın sapıyla birleştiği yerde), oldukça şişkindir. Buradaki            hücreler sıvıyla doludur. Uyarı buraya ulaştığı zaman, yaprağın            dibindeki şişkinliğin alt yarısı aniden suyunu boşaltır ve aynı anda            diğer üst yarı, bu suyu kendi bünyesine alır. ve yaprak aşağıya doğru            düşer. Böylece uyarı saplar boyunca ilerlerken, yapraklar domino            taşları gibi teker teker, ardı ardına kapanır. Bu şekilde bir savunma            hareketinden sonra, bitkinin tekrar hücrelerini doldurup, yapraklarını            açabilmesi için 20 dakika gereklidir&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Arum zambağı&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;            Arum zambağı döllenmeye hazır hale gelince keskin kokulu bir amonyak            gazı (N) yaymaya başlar. Çiçeğin son derece ilginç bir yapısı            vardır. Polenlerinin bulunduğu bölüm, beyaz yapraklı yapının içinde            dip taraftadır ve dışarıdan görünmez. Bu yüzden sadece koku yaymak            böceklerin dikkatini çekmek için yeterli değildir. Polenler döllenmeye            hazır olduğunda zambak saldığı kokuyla birlikte çiçeğinin dışta kalan            bölümünü de ısıtır. İşte bu yalnızca aydınlık saatlerde ve bir gün            içerisinde gerçekleşen ısınma ve koku böcekler için çok çekicidir. Bu            ısı ve koku nasıl ortaya çıkıyor sorusunu cevabını bulmaya çalışan            bilim adamları bitkinin metabolizmasında gerçekleşen hızlanma            sonucunda ortaya özel bir asit çıktığını bulmuşlardır&lt;br /&gt;                      &lt;br /&gt;           Glutanamik asit denen bu maddenin kimyasal yollarla parçalanması            sonucunda çiçeğin yaydığı ısı ve koku oluşur. Bu sayede böcekler            çiçeğe gelirler. Ne var ki böcekler için bu yeterli değildir çünkü            arum zambağının polen tozları dipte kapalı torbacıklarda bulunur.            Çiçek buna da hazırlıklıdır. Yağlı olan dış yüzeyi sebebiyle gelen            böcekler kayarak aşağı çiçeğin içine düşerler ve bir daha da kaygan            duvarlardan yukarı tırmanamazlar.Bulundukları bölümde çiçeğin dişi            organlarının ürettiği şekerli bir sıvı vardır. Ayrıca gece olunca            polenlerin kapalı olduğu torbacıklar da açılır ve böcekler bunlara            bulanırlar&lt;br /&gt;                      &lt;br /&gt;           Böcekler çiçeğin içinde bir gece kalırlar. Sabah olunca çiçeğin            üzerinde bulunan dikenler bükülerek böceklerin yukarı tırmanması için            merdiven işlevi görürler. Merdivenden tırmanan böcekler,            özgürlüklerine kavuşur kavuşmaz görevlerini yerine getirmek için            dölleyici polen yükleriyle birlikte başka bir zambağa giderler&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Passiflore çiçeği&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;            İlgi çekici bir güzellikte olan Passiflore çiçeği, yaprakları üzerinde            yer alan küçük iğneler sayesinde düşmanı olan tırtıllara karşı            koyabilmektedir. Bu iğneler, yumurtadan çıkan tırtılların en ufak bir            yer değiştirmesi halinde bedenlerine saplanır. Böylece, passiflore            çiçeği, bu tırtıllar henüz doğup ona zarar vermeden önlemini almış            olur.&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Kardelenler&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;            Çevremizdeki güzellikler bazen oldukça etkileyici biçimlerde            belirirler. Kışın kar örtüsünün altında donmuş bir şekilde korunan            kardelenler, baharda karların erimesi ile birlikte çiçek açarlar.            Karların içinden çıkan bu muazzam güzellik ve renk cümbüşü, Allah'ın            yaratışındaki kusursuzluğun ve ihtişamın örneklerinden yalnızca bir            tanesidir&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Taş kaktüsü&lt;/b&gt;            &lt;br /&gt;           Resimde görülen bu canlı kayalar gerçekte toprağın altında&lt;br /&gt;          gizlenmiş olan bir bitkinin etli yapraklarıdır. Çiçek açmadığı            zamanlarda bir kayadan farksız olan taş kaktüs bitkisi aslında gerçek            bir kaktüs değildir. Kayaya benzeyen görünüşü onun düşmanlarından çok            iyi bir şekilde korunmasını sağlar&lt;br /&gt;                     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;           Genlisia&lt;/b&gt;            &lt;br /&gt;           Genlisianın tuzağı, hayvan bağırsağına benzer. Toprak altında            dallanmış olan yaprakları, içi boş borular şeklindedir. Topraktan            çekilen su bu borularda ilerler. Boruların uçlarındaki yarıklarda,            bitkinin içine doğru yönelmiş bir akıntı vardır. Bu akıntı, bitkinin            içinde su pompalayan tüycüklerden kaynaklanır. Su içindeki böcekler ve            diğer organizmalar, akıntı nedeniyle boruların uçlarındaki yarıklardan            içeri doğru sürüklenir. Bu sürüklenme boyunca geçtikleri her yer            uçları aşağıya bakan kalın ve sert tüylerle kaplıdır. Tüycükler de            birer sübap gibi iş görerek, böceği bitkinin içine doğru iten Ikinci            bir etki meydana getirirler. Kurban içerilere doğru ilerledikçe bir            dizi öldürücü sindirim beziyle karşı karşıya gelir. Sonunda da            Genlisianın besini olmaktan kurtulamaz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     &lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; Bitkidünyası&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;    Derleme :&lt;/b&gt; Hakan Korgavuş - Peyzaj            Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-4621947384920243538?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/4621947384920243538/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=4621947384920243538' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4621947384920243538'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4621947384920243538'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/ilgin-bitkiler.html' title='Ilginç bitkiler'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-5876308340516212144</id><published>2008-01-19T08:38:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:39:44.966-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hazır rulo çim'/><title type='text'>Hazır rulo çim</title><content type='html'>&lt;b&gt;Hazır rulo çim&lt;/b&gt;                                                                                                   &lt;b&gt;Dış mekan zemin kaplamasında pozitif bir çözüm.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                             Rulo çim üretim çiftliklerinde, toprak analizinden        sonra organik madde, gübre ve çim bitkisi için gerekli minarellerin        ilavesiyle hazırlanan tohum yataklarına; yöre toprağına, ekolojik        koşullara, kullanım amacına ve zevke uygun olarak ekilen çeşitli        karışımlardaki sertifikalı tohumlardan sekiz on ay özel ve yoğun bakımla        yüksek kaliteli çim parkları elde edilir    Değişik tekstürdeki bu çim        parklarından spesifik kalıplama makineleri ile standart ölçülerde hasat        edilerek rulo veya plaka haline getirilen hazır çimlerin, daha önceden        hazırlanan rulo çim yataklarına serilmesiyle yapılan vejetatif        çimlendirme  yöntemine rulo        çimle çimlendirme (hazır çimden uygulama) denir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                     Rulo çimle        çimlendirme, ekonomik, kaliteli ve kolay bir çimlendirme yöntemidir. Her        mevsimde ve bir günde uygulanarak 7- 14 günde basmaya ve çiğnemeye        dayanıklı hale gelir. Kısa sürede yeşil alan elde etmek için kesin        çözümdür. Tohum uygulaması ile ilgili sorunlar          (çimlenmesini beklemek, ara ekim        ihtiyacı, bayat tohum ve sorumsuz bahçıvan riski) yoktur. Tüm        hastalıklardan ve yabancı otlardan arındırılmıştır. Adaptasyon sorunu        çıkartmaz. Az su ve az bakım gerektirir. Sık formu serinlik sağlar ve hava        kirleticiler için filtre görevi görür. Yeşil alan düzenlemelerinde; çevre        düzenlemeleri, geniş alanların ve arazilerin yeşillendirilmesi, gezi        pakları, oyun alanları ve ev bahçeleri, sosyal tesis ve bina çevrelerinde        rulo çim uygulaması ile kısa sürede kaliteli yeşil alanlar elde        edilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        Spor sahalarında; ülkemiz        bölgelerinin ekolojik koşullarına uygun, basmaya çiğnemeye dayanıklı yerli        rulo, çimler futbol sahalarında ve tenis kortlarında hazırlanan alanlara        süratli ve homojen şekilde uygulanmaktadır. Birkaç yıl öncesine kadar yurt        dışından getirilen rulo çimler, yaklaşık 200 saatten (bir hafta) önce        uygulanacak yere ulaşamamaktadır. Aslında hazır rulo çimlerin adaptasyon        süresi normal şartlarda 36 saattir. İlave olarak ülkemizle ihracatçı ülke        arasında ekolojik farlılıklar da söz konusudur. Bu nedenle adaptasyon        güçlükleri ile karşılaşılmaktadır. Ayrıca, büyük maliyetlerle ulusal        sermayenin kaybolmasına da neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peyzaj        uygulamalarında; Peyzajın %90�ı çimdir ve Peyzajı çim gösterir. Rulo        çimler, bir günde yeşil alan yarattıklarından bitkisel ve yapısal Peyzaj        projeleri uygulamalarında çok sık kullanılmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;      Rulo çim üretici ve        uygulamacıları, bahçenizin konumu, toprağınızın yapısı, bölgenizin iklimi,        kullanım amacınız ile bahçenize ayıracağınız zamana ve bütçenize göre        alternatifler  sunmaktadırlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;                     Floor -Arkitera                                       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Derleme: &lt;/b&gt;                                        Deniz Kap(İ-Ü/P.m-92)                              DenizveZeynep Peyzaj Ltd.Şti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-5876308340516212144?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/5876308340516212144/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=5876308340516212144' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5876308340516212144'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/5876308340516212144'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/hazr-rulo-im.html' title='Hazır rulo çim'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6811513195344780891</id><published>2008-01-19T08:38:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T08:39:19.161-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cam kenarlarını şenlendirin'/><title type='text'>Cam kenarlarını şenlendirin</title><content type='html'>&lt;b&gt;Cam kenarlarını şenlendirin&lt;/b&gt;                                                                         &lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                                                                                   &lt;b&gt;Kolay ve Estetik Nitelikleriyle&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;                  Cam kenarlarında minyatür bahçeler oluşturmaya, sevdiğiniz iç                    ve dış mekan Bitkilerinden çelikler alarak bunları suda                    köklendirmeyle başlayabilirsiniz. 8-10 cm’lik çelikleri                    alırken budama makası ya da keskin bir bıçak işinizi görür.                    Çeliği, alt yapraklarını temizledikten sonra su dolu bir kaba                    yerleştirin. Eğer arzu ederseniz cam veya başka malzemeden                    renkli kaplar kullanarak pencere pervazınızda çok hoş                    görünümler elde edebilirsiniz. Bu şekilde yapacağınız                    aranjmanlar için begonya, sarmaşık, gardenya vb bitkiler                    kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Her bitki için uygun olmasa da bitkiyi su içinde köklendirme,                    en kolay çoğaltma metodudur. Kaplardaki suyu her hafta                    değiştirmelisiniz çünkü aksi halde beklemiş su bulanacağı için                    yapmış olduğunuz aranjmanın da tüm güzelliği kaybolur. Daha da                    önemlisi bitki zararlısı bakterilere davetiye çıkarmış                    olursunuz.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Bitkinin Toprağa Nakli&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Suda oluşmuş kökler, toprakta oluşmuş köklere nazaran çok daha                    kaliteli ve bir o kadar da hassastır. Bu nedenle köklenmiş                    çelikleri, saksıda hazırladığınız toprak karışımına diktikten                    sonra en az 1 hafta boyunca bolca sulama yapmanız gerekir.                    Böylece sudan çıkmış köklerin şok devresini atlatmasını                    sağlamış ve yeni köklerin gelişmesine de olanak vermiş                    olursunuz. Buna karşılık toprakta köklenmiş çelikler saksıya                    alındıktan sonra gelişmeye başlamak için 1 defa sulanmalı ve                    toprak hemen hemen kuruyana kadar da bir daha sulanmamalıdır.                  &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Iç Mekanda Şifalı Otlar &lt;/b&gt;                  &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Bahçelerde sıkça kullanılan bazı otlar iç mekanda da, uygun                    koşullar sağlandığı takdirde gayet iyi gelişim gösterirler.                    Bunları çelikten veya tohumdan çoğaltmayı seçin. Otlarınızı en                    çok güneş alan- tercihen güney veya doğu, ağaçların ve                    binaların ışığı kesmediği - pencerenizin pervazına                    yerleştirin. Mutfak camının kenarı, yemek yaParken kullanmak                    üzere Bitkilerinizin el altında olması açısından oldukça                    elverişli. Nane ve kekik gibi bazı otlar asılıcı olarak iyi                    gelişim gösterirler. İç mekanda yetiştirilen naneler, dış                    mekanda yetiştirilenlere göre daha küçük yapraklar                    oluştururlar ama lezzetlerinde hiçbir eksilme olmaz.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Bakım&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  1- Otların büyük kısmı sert koşullara az çok dayanıklı                    olduklarından, saksılarda sağlıklı gelişim gösterebilirler.                    Eğer 2 ya da 3 farklı otu bir arada tek sasıda                    kullanacaksanız, otların nem ihtiyaçları bakımından benzer                    özellikte olmalarına dikkat etmelisiniz.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  2- Kış boyunca ısıtılan evlerde Bitkilerin etrafındaki nemli                    havanın devr-i daim yapması sağlanmalıdır. Aksi halde                    bitkilerde, yaprak uçlarında kahverengileşme ya da                    örümceklenme görülür. Söz konusu durumdan özellikle biberiye                    çok etkilenir.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  3- Otlar ayda bir gübrelenmeli veya dikimden evvel toprağa                    yavaş nüfuz eden bitki besini karıştırılmalıdır. Otlar, aşırı                    beslenmedikleri takdirde en iyi lezzetlerine ulaşırlar.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  4- Bitkiler, her taraflarının güneş ışığı alabilmesi için, her                    hafta oldukları yerde 90’ar derece döndürülmelidirler.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Iç Mekanda Sebzeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Evinizde sebze yetiştirmek için en önemli ihtiyacınız günde en                    az 6 saat direkt güneş ışığı alan bir pencere kenarı.                    Saksılarda yetiştirmek için sebzelerin bodur varyetelerini                    tercih edebilirsiniz. Tavandan aşağı sarkan saksılar; domates,                    salatalık, marul, fasulye ve turp için uygun yetişme                    ortamlarıdır.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Dekoratif bir düzenleme için farklı sebzeleri tek saksıda                    aranje edebilirsiniz. Örneğin yeşil ve bordo yapraklı kıvırcık                    bir arada düşünülebilir.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  Sebzeler 2 haftada bir gübrelenmeli. Toprak sürekli nemli                    olmalı, özellikle de çiçeklenme ve meyve verme zamanı.                    Çiçeklenme döneminde yaprakları elinizle hafifçe ovuşturarak                    polenlerin dağılmasına ve meyve oluşumuna yardımcı                    olabilirsiniz.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  İç mekan için uygun bazı sebzeler: fasulye, domates, minyatür                    domates, havuç, salatalık, bezelye, turp, ıspanak.&lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; House ve Home&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;Çeviren :&lt;/b&gt; Berfu Karaman – İ.Ü/ Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6811513195344780891?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6811513195344780891/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6811513195344780891' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6811513195344780891'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6811513195344780891'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/cam-kenarlarn-enlendirin.html' title='Cam kenarlarını şenlendirin'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1654537602655576810</id><published>2008-01-19T08:32:00.007-08:00</published><updated>2008-01-19T08:38:28.169-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaz ve bahar aylarında bahçe bakımı'/><title type='text'>Yaz ve bahar aylarında bahçe bakımı</title><content type='html'>&lt;b&gt;Yaz ve bahar aylarında bahçe bakımı&lt;/b&gt;                                                           &lt;b&gt;               &lt;br /&gt;Belleme ve kaba tesviye &lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  Tasarım ve uygulamasını yaptığımız bahçeler yaz ve bahar aylarında, kışın geride                bıraktığı izleri taşıyarak iyi bir                bakıma ihtiyaç duyar. Gerek havaların ısınmasından, gerekse                Bitkilerin gelişme dönemine girmesi nedeniyle, bahçedeki                doğal örtüye en iyi yetişme ortamını sağlamak gerekir.                Toprak kış aylarında kar, yoğun yağışlar, aşırı soğuklar nedeniyle                sertleşir ve hava alma güdüsünü kaybetmiştir. Bu nedenle                öncelikle toprağı yüksek miktarda havalandırmak gerekir. Eğer bu iş                insan eliyle yapılacak ise bel küreği  ile                alanda bulunan toprak bir kürek derinliği kadar (3 )                işlenmelidir. Ortaya çıkan  büyük toprak                kütleleri çapa yardımı ile parçalanmalı ve tırmıkla kaba tesviyesi                yapılmalıdır. Bu şekilde toprak hem havalandırılır, hem de bitki                yetişmesine uygun bir zemin oluşturulur. Bu işlemin, çapalama ve havalandırma                makineleri yardımı ile yapılması işçilik giderini düşürecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                &lt;b&gt;                                Toprak ıslahı ve gübreleme &lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  Toprağın bellenmesi ve havalandırılması sonrasında, kış aylarında kaybedilen besin                maddelerini geri kazanmak için gübrele aşamasına geçilir. Gübreler                organik (doğal) ya da inorganik (yapay) gübreler yardımı ile                uygulanabilir.                Bitkilerin ihtiyaç duyduğu azot, fosfor ve potasyum gibi temel                elementleri içeren gübreleme, gerekli besin takviyesi için                yeterli olmaktadır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  çim alanlar için doğal                gübrelerin uygun olduğu söylenemez. Doğal gübreler, içinde                barındırdıkları tohum çeşitliliği ile çim alanda yabani otların                gelişmesine yolaçar. çim alanlar için en uygun gübreleme tipi,                inorganik besin takviyesi yöntemlerine başvurmaktır. Torf                takviyesi, yüksek lif içeriği sayesinde besleyici bir özelliğe sahip olmamasına rağmen Bitkilerin köklenmesinde                en iyi yardımcıdır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  Aşırı killi toprakların işlemesi için torf ve kum ilavesi                yapılması, toprak yapısının düzenlenmesi için idealdir. Ayrıca                killi topraklarda yüksek su                tutulması nedeni ile bitki köklerinde çürümeler görülebilir. Bu nedenle                torf, hayvan gübresi ve kum karışımı, toprak islah çalışmaları                için tavsiye edilir.                Diğer bir çözüm yolu da, yüzey kazıması, eski bitkisel örtünün sıyrılması                ve yerine yeni                kaliteli bahçe toprağı serilmesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  Kumlu topraklar hafif ve geçirimli yapısına rağmen suyu tutmaması                nedeni ile dezavantaj oluşturur. Bu tür topraklarda yaşam süren bitkiler, besin                maddelerini hızlıca kaybederler. Bu tür topraklar da, benzer yöntemlerle                torf ve gübre takviyesi ile ıslah                edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                &lt;b&gt;                                Budama ve çim bakımı &lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  Yaz ve bahar ayları, Bitkilerin gelişme dönemine denk geldiği için,                yapılarını güçlendirerek tomurcuklanırlar. Daha sağlıklı bir                tomurcuklanma ve gövde yapısının oluşturulabilmesi başarılı budama                işlemine bağlıdır. Gelişme dönemi başlamadan,                çiçekli bitkiler kuru ve kırık dallardan kurtarılabilir. Solgun bitkiler, gelişme döneminden önce                yoğun budamalar sayesinde, canlanma yüzdelerini yükseltir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  çim alanlarda ise yaz ve bahar aylarında aşırı yabani otlanmaya                mazur kalırlar. Yabani ot temizliği küçük alanlarda elle temizlik                veya bahçe                el aletleriyle yapılabildiği gibi, büyük alanlarda oldukça zor                bir uygulamadır. Bu nedenle büyük alanlarda çime zarar vermeden yabani otları                öldüren ilaçlara (selektif herbisit) başvurmak gerekebilir. Dikkatli kullanılması gereken bu                ilaçlar, alandaki bitkilere zarar verebilmekte, bu nedenle                 ilaçlamalar genellikle rüzgarsız ve ılık günlerde yapılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  çim alan bakımında, sulama yaz ve bahar aylarında oldukça önemli bir yer                tutar. Çok sıcak ve güneşli günlerde, öğle saatlerinde sulama                yapmak çimde ciddi zararlar oluşturabilir. Bu nedenle otomatik                sulama sistemi mevcut ise sabah 05:00 saatleri, çok sıcak günlerde                ise ilave olarak akşam 23:00 saatleri yeterli                olacaktır. El sulamasında ise her yerin eşit sulandığından emin                olunmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                  çim alanlarda, çim biçildikten sonra, ya çimi toplayan makineler                kullanılmalı, ya da mutlaka tırmıkla kesilen                çimler toplanmalıdır. Normal zamanlarda 3-6 cm çim                yüksekliği                yeterlidir. Eğer çimde boşluklar varsa bu bölgeler, yabani otlardan                temizlendikten sonra çapayla iyice kabartılmalı ve çim tohumu                takviyesi yapılarak yamalanmalıdır. çim tohumu üzerine, gübre ve elenmiş toprak tabakasıyla                kapak örtüsü yapıldıktan sonra iyice sıkıştırıp  sulamak gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                &lt;b&gt;                                Mevsimlik çiçekler ve Yer örtücüler &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz ve bahar ayları, mevsimlik çiçeklerin ve bir çok Yer örtücülerin de çiçeklenme zamanıdır. Mevsimlik çiçeklerve yer örtücü bitkiler, çeşitli renk ve dokularıyla bahçeye canlılık getirmekte, bu nedenle iyi havalanan humuslu bahçe toprağına ya da torfla karıştırılmış topraklara dikilmelidirler. Genellikle güneş alan yerlerde iyi gelişme göstermekledirler. Mevsimlik çiçeklerin büyük bir çoğunluğu, direk güneş ışığı altında kötü gelişim gösterir veya kururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                     &lt;b&gt;Yaz ve Bahar aylarında en çok kullanılan bazı                çiçekler : &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   "               -               Begonya, Camgüzeli, Kadife, Vapur dumanı, Ateş çiçeği, Petunya,                Sardunya, Sakız sardunya&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;                                                  Yaz ve Bahar aylarında en çok kullanılan bazı                Yer örtücüler : &lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                   "               -               verbena, Vinca major, Vinca minor, Mesembrianthemum, Sedum, Ajuca, Cerastium, Thymus&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                       &lt;b&gt;                   Kaynak: &lt;/b&gt;                   Suad Ürgenç Genel plantasyon ve ağaçlandırma tekniği İst.1998&lt;br /&gt;Bahçeşehir üni. Öğretim üyesi Yıldız Aksoy- Bir dergideki yazısı.&lt;br /&gt;Dış mekan süs Bitkileri ve Peyzajda kullanımları Dr. Gürkan ceylan&lt;br /&gt;                    &lt;b&gt;Çeviriler: &lt;/b&gt;                   Mert Ekşi / Peyzaj Mimarı -İstanbul Üniversitesi&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1654537602655576810?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1654537602655576810/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1654537602655576810' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1654537602655576810'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1654537602655576810'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/yaz-ve-bahar-aylarnda-bahe-bakm.html' title='Yaz ve bahar aylarında bahçe bakımı'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-8815639352072239299</id><published>2008-01-19T08:32:00.006-08:00</published><updated>2008-01-19T08:38:02.814-08:00</updated><title type='text'>çim alan yapım kuralları</title><content type='html'>&lt;b&gt;çim alan yapım kuralları&lt;/b&gt;                                                                                                                                   &lt;br /&gt;                 &lt;br /&gt;                           &lt;b&gt;Yeni yapılan alanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                                                &lt;br /&gt;                                       Ekim        yapilacak alan (m2) ölçülür&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                               Toprak 15-20 cm derinligide bellenir,çapalanir.Killi agir        topraklarda,organic malzeme ilavesi yapilir.Topragin yapisi gevsek        olmalidir.Eger alandaki toprakta yeterli porozite(gevsek yapi),organic        madde ve uygun pH degerleri varsa bunlara gerek yoktur.Kabartilan toprak        gereken ilaveler yapilarak kotlanir.Ekimden önce toprak 5-6 gün sulanarak        yabanci otlarin çikmasi saglanir.Çikan otlar ilaçlama veya elle tamamen        temizlenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Toprak pH        degeri ölçülür,eger toprak asidik(pH6) özellikte ise dolomit        ilavesi,alkaline ise(ph7) organik ilavesi yapilarak pH        dengelenir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                               Tohum yatagi,agirligi 25 kg geçmeyen bir silindir yardimiyla        düzeltilerek kotlanir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Uygun        orandaki(60-80gr/m2)tohum alana serilir.Tohumun atilmasinda, once dikine        sonrada enine uygulama yapilarak homojen bir dagilim saglanir.Bu asamada        baslangiç gübreleri kullanilabilir.Ancak fazla gübrelemenin bazi tohumlari        yakma ihtimaline dikkat edilmeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Tohum        yatagini,0,5-1 cm kalinliginda, kapak topragi ile kapatin ve        silindirleyin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Yagmurlama        ile sulama yapin.TOHUMLAR çimLENENE KADAR TOPRAGI NEMLİ TUTUN.çimlenme        tamamlandiktan sonra,sulama sayisini azaltip,sulama süresini artirmak        gerekir.çim kökleri düzenli bir sulama ile büyür ,derinlere gider buda        saglikli bir çim ortaya çikarir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Uygun        yükseklige gelene kadar çimleri biçmeyin.Birçok çim için bu süre 3-5        haftadir.Ilk biçimde,çimler yeni ve zayif oldugu için sert ani harketlerle        biçmeden kaçinmak gerekir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        Iki        biçimden sonra,uygun gübre uygulamasi yapilabilir&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                             &lt;b&gt;Derleme:&lt;/b&gt; Hakan Korgavuş(İ.Ü./P.m-90)                                                                   &lt;br /&gt;                     &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;Acar çim&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-8815639352072239299?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/8815639352072239299/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=8815639352072239299' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8815639352072239299'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/8815639352072239299'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/im-alan-yapm-kurallar.html' title='çim alan yapım kuralları'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6353229327571662053</id><published>2008-01-19T08:32:00.005-08:00</published><updated>2008-01-19T08:35:38.248-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Memedik Göleti'/><title type='text'>Memedik Göleti</title><content type='html'>&lt;b&gt;Memedik Göleti &lt;/b&gt;                                                                                                                                                                                                             &lt;br /&gt;                             Memedik Göleti Van’ın 45, Erçek Gölünün ise 10 km. kuzeydoğusunda              bulunmaktadır. Göletin, Erçek Gölü’nün hemen kuzeydoğu kıyısında yer              alan Karagündüz Höyüğü’ne olan uzaklığı 8.5 km., Erken Demir Çağı’na              ait nekropollere uzaklığı ise 7 km.’dir. Bu ilginç göletin M.Ö. 9.              yüzyılın sonunda yapıldığı anlaşılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             Gölette biriktirilen sular, doğudan batı yönüne doğru akan ve Erçek              Gölü’ne dökülen Memedik Çayı’ndan alınan bir kanal aracılığı ile              getirilmektedir. Göletin duvarı, arazinin biçimine göre batı ve              güney kısmını kapatmaktadır. Ancak yüzlerce yıldan beri kanal              suyunun taşımış olduğu kalın toprak tabakası hem göletin içini, hem              de duvarların üstünü kapatmıştır. Bu yüzden yaklaşık olarak yüz              yıldan beri göletin içi tarla olarak kullanılmaktadır. Duvarın              mevcut genişliği 5-9 m., yüksekliği de 1.5-2 m. arasında              değişmektedir. Göletin savağı güneybatıda yer almaktadır. Toprak ile              kapanan savaktan su akıtmak için halk tarafından sık sık kazının              yapıldığı anlaşılmaktadır. Kazılan kısımlarda, duvarlarda iri kalker              taşların kullanıldığı görülmektedir. Oysa yakın çevrede kalker              yataklarının olmadığını göz önüne alacak olursak, duvarlarda              kullanılan binlerce metreküp kalker taşın çok uzak yerlerden              taşınarak getirildiği anlaşılmaktadır. Gölet duvarının en ilginç              özelliği, 1 km. uzunluğunda olmasıdır. Gölet duvarı bu haliyle Doğu              Anadolu Bölgesi’nde bugüne değin bulunan Urartu sulama tesislerinin              en uzun duvarını oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;Bundan sonra 342 metrelik duvar              uzunluğuyla Sıhke Göleti gelmektedir. Bu kadar uzun ve sağlam              duvarlar, Urartu su mühendisliğinin ne denli geliştiğini de              göstermektedir. Memedik Göleti’nin yapılmasının en büyük amacı,              arazide derin bir yatak açan Memedik Çayı’nın kuzeyde sulayamadığı              verimli topraklarda yapılan tarım ve sebze bahçelerinin su              gereksinmesini karşılamak içindir. Batı ve güneybatı yönüne doğru              akıtılan sular, Erçek Gölü’ne değin uzanan yaklaşık 8 km.              uzunluğundaki toprakları sulamaktadır. İlginçtir ki Memedik Göleti              işlevini yitirdikten sonra, bu verimli topraklarda yapılan tarımsal              etkinliklerin su gereksinmesini karşılamak için zorunlu olarak              Betondan yeni bir kanal yapılmıştır. Bu kanal da suyunu yine Memedik              Çayı’ndan almaktadır. Duvarları bozulmadan olduğu gibi kalan Memedik              Göleti, günümüzde bile hayranlıkla izlenmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                          &lt;b&gt;              Menua, Semiramis, Şamram kanalı&lt;/b&gt;  &lt;br /&gt;                            &lt;br /&gt;Anadolu ve Dünya su mühendisliğinin bir harikası olan              51 km. uzunluğundaki Menua Sulama Kanalı, aynı zamanda 2800 yıllık              ölümsüz bir aşk efsanesini de siimgelemektedir. Kanalın çevresinde              Kral Menua (M.Ö. 810-786) tarafından eşi Tariria için bugünkü Kadem              Bastı mevkiinde yapay teraslar halinde yaptırılan asma bahçeleri,              Assur Kraliçesi Semiramis’in Dünya’nın 7 harikasından biri sayılan              asma bahçeleriyle özdeşleştirilerek efsaneleştirilmiştir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                            Halk tarafından bir aşk öyküsüyle efsaneleştirilerek              Semiramis/Şamram adını alan bu ünlü sulama kanalı, kuşaktan kuşağa              aktarılarak günümüze değin ulaşmıştır. Öyle ki Şamram Kanalı,              günümüzde sevilerek söylenen halk türkülerinde bile “Edremit Van’a              bakar, içinden Şamram akar” dizeleriyle yaşamaya devam etmektedir.              Van’ın kuş uçumu 50 km. güneyinde yer alan Gürpınar (Havasor)              Ovası’ndan Urartu Krallığı’nın başkentinin bulunduğu Van Ovasına              tatlı su getiren Menua Kanalı, aynı zamanda geçtiği yerlerde yapılan              tarıma hayat vermektedir. Ortalama 2.5 m3. su              taşıyan Menua Kanalı’nın Van Ovası’na taşımış olduğu su kapasitesi              75 milyon metreküpten fazladır. Kanal boyunca yaklaşık 5000              hektardan fazla arazi sulanmaktadır. Yapıldığı tarihten günümüze              kadar 2800 yıldan beri kesintisiz olarak çalışan böylesine ölümsüz              bir sulama kanalının benzerine şimdiye kadar Anadolu ve Dünya’da              rastlanılmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                            Gürpınar ilçesinin 6 km. güneybatısında ve Yukarı              Kaymaz (Mecingir) köyünün 1 km. güneydoğusunda büyük bir su kaynağı              bulunmaktadır. Halk tarafından Semiramis/Şamram Kaynağı olarak              adlandırılan kaynak, taşıdığı su potansiyeli açısından Van              Bölgesi’nin en büyük su kaynağını oluşturmaktadır. 37-38 m.              çapındaki bir alandan fışkıran kaynak suyu, saniyede 6-10 m3.              arasında değişmektedir. Kaynaktan çıkan su önce toprak bir kanalın              içinde kuzey yönüne sevk edilerek, doğudan batı yönüne doğru akan              Hoşap Çayı üzerinden bir aşırtma kemeri (aqudekt) ile geçirilmiştir.              Daha sonra kalkerden oluşan bir araziden geçirilen kanal, ortalama              3.5-4 m. genişliğinde ve 1.5-2 m. derinliğindedir. Kanalın büyük bir              kısmının kalkerden oluşan arazi içinden geçirildiği görülmektedir.              Zaten kanalın 2800 yıl boyunca bozulmadan varlığını korumasında ve              bölgede meydana gelen şiddetli depremlerden etkilenmemesinde,              kalkerden oluşan ana kaya içinden geçirilmesinin büyük etkisi              olmuştur. Kanal suyunu belirli seviyede akıtabilmek için, arazinin              elverişli olmayan çukur ve derin vadilerine yüksek destek duvarları              örülmüştür.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;İri kalker taşlardan örülen destek duvarlarının üst              kısımları yıkılmasına karşın, duvarların Gülo Boğazı ve Kadem Bastı              mevkilerindeki yüksekliği 7-11 m.’ye ulaşmaktadır. Bindirme tekniği              ile yapılan duvarlardaki eğim oranı 4-9 m. arasında değişmektedir.              Kadem Bastı mevkiinde yapay olarak yapılan teraslardaki meyve              bahçeleri ve üzüm bağları, burayı gerçek anlamda bir cennete              çevirmiştir. Buradaki meyve bahçeleri ve asma bahçelerinin güzelliği              çağlar boyunca halkın dilinden düşmemiştir. Hatta günümüzde bile Van              Bölgesi’nin en güzel mesire yerini ve dinlenme tesislerini, Kadem              Bastı mevkii oluşturmaktadır. Kadem Bastı’daki destek duvarları              üzerindeki taşın biri üzerinde bulunan çivi yazıtında şunlar              okunmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                           Bu bağ Menua’nın eşi Tariria’nındır. Adı Tariria              bağıdır   &lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;                 &lt;b&gt; Yazan: &lt;/b&gt;              Oktay Belli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6353229327571662053?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6353229327571662053/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6353229327571662053' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6353229327571662053'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6353229327571662053'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/memedik-gleti.html' title='Memedik Göleti'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6414165108077755012</id><published>2008-01-19T08:32:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T08:35:19.324-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Urartu Baraj ve Sulama'/><title type='text'>Urartu Baraj ve Sulama</title><content type='html'>&lt;b&gt;              Urartu Baraj ve Sulama&lt;/b&gt;                                           &lt;br /&gt;                                              Başkentliğini              Van Ovası’nda Tuşpa (bugünkü Van Kalesi) ve Rusahinili’nin              (bugünkü Toprakkale) yaptığı Urartu Krallığı, M.Ö.9.-6. yüzyıllar              arasında başta Doğu Anadolu olmak üzere, Transkafkasya ve Kuzeybatı              İran Bölgelerinde egemenliğini sürdürmüştür. Urartu Kralları              tarafından Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan önemli imar              faaliyetleri, Eskiçağ’da bu bölgeye altın çağını yaşatmıştır.              Bunların başında baraj, gölet, ve sulama kanalları gelmektedir.              Sulama tesislerinin varlığını saptamak amacıyla yapmış olduğumuz              yüzey araştırması, 1987 yılından beri kesintisiz olarak devam              etmektedir. 13 yıl boyunca saptamış olduğumuz ve şimdilik sayıları              63’ü geçen baraj, gölet ve sulama kanalları, Urartu Krallığı’nın              çekirdeğini oluşturan Doğu Anadolu’yu bir “Barajlar Bölgesi”              durumuna getirmiştir. Öyle ki Anadolu ve Dünya’nın öteki coğrafi              bölgelerinde bu kadar çok barajın varlığına rastlanılmamaktadır.              Bundan da önemlisi, yaklaşık olarak 2700-2800 yıldan beri kesintisiz              olarak çalışan çok sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalının              benzerine, şimdiye kadar ne Anadolu, ne de Dünya’nın öteki              ülkelerinde rastlanılmaktadır. Bu yüzden Urartu Krallığı’nı Anadolu              ve Eski Önasya Dünyası’nın en büyük “Hidrolik Uygarlığı” olarak              adlandırmak yerinde olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                             Bölgedeki ilk sulama tesislerinin Urartu Krallığı döneminde yapılmış              olması, Doğu Anadolu Bölgesi için bir dönüm noktası olmuştur. Bu              zamana değin Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki toplulukların ekonomik              yaşamında hayvan besiciliği ön plan da iken, bundan sonra artık              tarımın ön plana geçtiğine tanık olmaktayız. Yani sulamaya dayanan              modern tarımın temelleri, ilk kez Urartu Krallığı tarafından              atılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırılan çok sayıdaki baraj,              gölet ve sulama kanalları da, yapılan modern tarımın canlı kanıtını              oluşturmaktadır. Günümüzde bile büyük bir hayranlıkla izlenen Urartu              Krallığı’na ait baraj, gölet ve sulama kanalları, kendisinden sonra              Doğu Anadolu Bölgesi’nde kurulan uygarlıkların söylencelerine ve              türkülerine konu olmuştur. Çünkü ne Eskiçağ ve Ortaçağ’da, ne de              Yeniçağ’da hiçbir uygarlık Doğu Anadolu Bölgesi’nde Urartu              Krallığı’nın yapmış olduğu kadar baraj, gölet ve sulama kanalı inşa              etmiştir. Bugüne değin saptadığımız çok sayıdaki Urartu barajı, Doğu              Anadolu Bölgesi’nde ırmaklar üzerine yapılan modern barajların ilk              örneklerini yansıtmasının yanı sıra, 2800 yıllık baraj inşa              tekniğinin tarihsel gelişimini göstermesi açısından da, çok büyük              bir önem taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              Urartu Kralları’nın Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaptırdıkları çok              sayıdaki baraj, gölet ve sulama kanalları, Eskiçağ’da Hitit ve Assur              Krallıkları’nın baraj ve sulama kanalı yapma geleneğini Pers,              Hellenistik, Bizans, Ortaçağ ve Osmanlı Devleti dönemine taşımıştır.              Yani Anadolu’da sulamaya dayalı modern tarım kültürünün              yaygınlaşmasında ve baraj yapma geleneğinin gelişmesinde, Urartu              Uygarlığı çok önemli bir köprü görevini üstlenmiştir. Günümüzde Doğu              Anadolu Bölgesi’nde Fırat ve Dicle ırmakları üzerine yaptırılan              modern barajların ilk örneklerini, 2700 yıl önce Urartu Kralları              tarafından küçük çay ve dereler üzerine kurulan barajlar              oluşturmaktadır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Doğu              Anadolu Bölgesi’nin en zengin su kaynaklarından birini de, Van              Ovası’nın doğusunu yarım ay şeklinde çevreleyen 3200 m.              yüksekliğindeki Erek Dağı oluşturmaktadır. Urartu Krallığı döneminde              Erek Dağı ve eteklerindeki su kaynakları üzerinde toplam 14 adet              gölet ve baraj yapılmıştır. Yapılan gölet ve barajların hemen hepsi,              Erek Dağı’nın batısından Van Gölü’ne kadar eğimli bir şekilde uzanan              yaklaşık 150 km² genişliğindeki Van Ovası’nda yapılan tarımın su              gereksinmesini karşılamaktadır. Van Ovası oldukça verimli topraklara              sahip olmasına karşın, su yönünden fakirdir. Yapılan barajların en              eskisini, Urartu Krallığı’nın kurulmasından önceki döneme ait              Bakraçlı ve Harabe Barajları oluşturmaktadır. Bakraçlı Barajı tahrip              edilmesine karşın, Harabe Barajının 1.5-2 m. yüksekliğindeki              duvarları yıkılmadan günümüze değin özgün biçimini korumuştur. 30x30              cm. büyüklüğündeki savağı, bugüne değin bulunan baraj savaklarının              en küçük örneğini oluşturmaktadır. Yalnızca baraj alanının içi              toprak ile dolduğu için, son 80 yıldan beri tarla olarak              kullanılmaktadır. 1 km. güneyinde bulunan Yoncatepe Kalesi ve              nekropolleriyle birlikte Erken Demir Çağı’na tarihlenen Harabe              Barajı, Urartu Barajlarının ilk prototipini yansıttığı için çok              büyük bir önem taşımaktadır.             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zivistan Köyü yakınlarındaki Azab              Göleti, Kral İşpuini (M.Ö.830-810) döneminde kurulmuştur ve Urartu              göletlerinin bilinen ilk örneğini yansıtmaktadır. Kevenli ve Yukarı              Ömer Gölü, Aşağı Ömer Gölü, Kilise Gölü ve Kadim Barajları, Urartu              Kralı Menua (M.Ö.810-786) döneminde yapılmıştır. Rusa (Keşiş Göl) ve              Köşebaşı Barajları ile Yakup, Kurubaş ve Sıhke Göletleri de, Kral II.Rusa              (M.Ö.685-645) döneminde yapılmıştır. Hatta yapılan baraj ve göletler              Van Ovası’nın güney bölümünün su gereksinmesini karşılayamadığı              için, Gürpınar Ovası’ndan Van Ovası’nın güneyindeki topraklarda              bulunan meyve ve sebze bahçelerinin su gereksinmesini              karşılayabilmek için 51 km. uzunluğunda olan ünlü Menua (Semiramis/Şamram)              Kanalı yapılmıştır. Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki diğer su kaynakları              üzerinde birbiriyle bağıntılı olarak bu kadar çok sulama tesisinin              yapılmadığı görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Doğu              Anadolu Bölgesi’ni diğer bölgelerden ayıran en önemli coğrafi              özelliği, bölgenin deniz seviyesinden oldukça yüksek ve dağlık              olmasıdır. Bu iki özellik bölgede yaşayan insanlar üzerinde hayvan              besiciliğinin tarımdan daha yaygın bir ekonomik kaynak olmasını              gerektirmişse de, Urartu Kralları’nın yaptırmış oldukları sulama              tesisleri sayesinde tarım ön plana geçmiştir. Baraj, gölet ve sulama              kanallarından alınan sular, küçük ova ve vadilerde yapılan tarıma              hayat vermiştir . Ayrıca sulama kanallarının yardımıyla arazi              cennete dönüştürülmüştür. Birçok Urartu kalesinde yapılan kazıda              ortaya çıkarılan ve her biri 1000 litre yiyecek ve içecek alan              yüzlerce büyük küp, yapılan tarımın ne denli modern ve geniş              kapsamlı olduğunu göstermektedir. Urartular’ın elde ettikleri tarım              ürünleri arasında arpa, buğday, kızılca (kılçıklı) buğday, darı,              çavdar, bezelye, nohut, bakla, mercimek ve susam yağı              bulunmaktadır. Ancak üzüm bağlarından elde edilen üzümlerden yapılar              şaraplar, depolarda çok büyük bir yer tutmaktaydı.             &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Urartu              Krallığı’nın M.Ö.6. yüzyılın başlarında İskitler tarafından              yıkılmasından sonra, baraj, gölet ve sulama kanalları Doğu Anadolu              Bölgesi’ne gelip yerleşen Ermeniler tarafından olduğu gibi              kullanılmaya başlanmıştır. Sulama kanallarının yardımıyla elde              edilen tarım ürünlerinin türleri ve benzer yöntemlerle depolandığı              konusunda Grek tarihçileri ilginç bilgiler vermektedir. Örneğin              tarihin babası sayılan Herodotos, Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki üzüm              bağlarından elde edilen kaliteli şarabın güneyde Basil kenti              pazarlarında satıldığını yazmaktadır. M.Ö. 400 yılında ise              Xenophon’un Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki köy konutlarının depolarında              biriktirilen şarap, susam yağı ve diğer tarım ürünlerinin türleri              konusunda verdiği bilgi, Urartu kalelerinin depolarında ortaya              çıkarılan tarım ürünlerinin benzerini oluşturmaktadır.&lt;br /&gt;           &lt;br /&gt;               &lt;b&gt;                 Yazan: &lt;/b&gt;             Oktay Belli&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6414165108077755012?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6414165108077755012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6414165108077755012' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6414165108077755012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6414165108077755012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/urartu-baraj-ve-sulama.html' title='Urartu Baraj ve Sulama'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2523760344691137441</id><published>2008-01-19T08:32:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:34:45.972-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bir Uygarlık Böyle Battı'/><title type='text'>Bir Uygarlık Böyle Battı</title><content type='html'>&lt;b&gt;Bir            Uygarlık Böyle Battı &lt;/b&gt;                                                                        &lt;br /&gt;            16 yüzyıl önce Rapa Nui adası            üzerinde büyük bir uygarlık kuruldu. Ada halkı artan besin            ihtiyaçlarını karşılamak için ormanları hesapsızca katletti.            Ormanların kesilmesi erozyonu doğurdu. Doğal dengenin bozulması,            sosyal dengeyi de altüst etti. Besin kaynakları kuruyan ada halkı,            birbirini yemeye başladı. Çıkan kanlı savaşlar ve salgın hastalıklarla Rapa Nui adası, bir uygarlığın mezarı oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Elinize bir dünya haritası alın.            Bulmanız gereken ülke, Güney Amerika kıtasının Pasifik Okyanusu, diğer            adıyla Büyük Okyanus tarafındaki Şili. Eğer haritanız biraz ayrıntılı            ise, Büyük Okyanusun ortalarında yer alan ve 100�den fazla irili            ufaklı adadan oluşan Polinezya Takımadalarını rahatlıkla            bulabilirsiniz. Ancak bu adalar topluluğu ile Şili arasında yer alan,            bugünkü adıyla Paskalya Adasını bulmanız zor olabilir. Bunun için, çok            ayrıntılı olarak hazırlanmış bir haritaya bakmanız gerekli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Paskalya Adası Şili�nin 3500 km            doğusunda, Tahiti�nin ise 4020 km kuzeybatısında bulunuyor. En yakın            insan barındıran yer, 2250 km uzaklıktaki Pitcairn Adası. Burası tam            anlamıyla �kuş uçmaz, kervan geçmez� bir yer; yüzölçümü de sadece 240            km2.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Norveçli tarihçi Thor Heyerdahl�e            göre, �Paskalya Adası yeryüzünde görünmeyecek kadar küçük bir leke            gibi; bu adada yaşayanların görebildikleri en yakın komşu ise            gökyüzündeki ay ve yıldızlar.�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;b&gt; Adanın ilk sakinleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             M.S. 400�lü yıllarda, Polinezya            Adalarının birisinden iki kanoyla hareket eden Hotu Matua ve ailesi            belki bir salgın hastalık, belki bir savaş ve belki bir saldırıdan            kaçmak düşüncesiyle uçsuz bucaksız Okyanusa açılmışlardı. Sayıları 20            civarındaydı. Aylar süren macera dolu bir deniz yolculuğundan sonra,            tek insanın dahi yaşamadığı küçük bir adaya ayak bastılar.            Yolculuklarının uzunluğundan olsa gerek, bu ilk insanlar yerleştikleri            adaya �Te Pito Te Henua,� yani �Dünyanın Sonu� adını verdiler.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ada bu ilk gelen aile için bir hayli            genişti ve çok zengin kaynaklarla doluydu. Üç tane sönmüş volkanı            vardı. Buna karşılık özellikle kıyı kesimlerinde palmiye ağaçlarından            oluşan bir orman bulunuyordu. Diğer kesimlerde ise yer yer kıraç            alanlar, kısmen de olsa küçük bitki örtüsü vardı. Araştırmacı Clive            Ponting�e göre, o dönemde adada tatlı su kaynağı bulunmuyordu.            İnsanlar içme suyunu sönmüş volkan kraterinde biriken yağmur            sularından sağlıyorlardı. Adada evcilleştirebilecek bir hayvan türü            olmadığı için, insanların etinden, sütünden ve derisinden            yararlanabilecekleri hayvanları olmamıştı. Tek besin kaynakları,            beraberlerinde getirdikleri tavuklardı. Tavukların hızlı çoğalmaları,            uzun yıllar boyunca ada halkının rahatlıkla elde edebildikleri bir            besin kaynağı oldu. Ayrıca yanlarında getirdikleri patatesin adadaki            verimli ve yumuşak volkanik topraklarda çok kolay ve hızlı            yetişebilmesi sayesinde, yüzyıllar boyunca besin kaynağı sıkıntısı            çekmediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             20 kişilik ada nüfusu kısa zamanda            hızla arttı. Zaman içinde Rapa Nui adıyla anılan adadaki nüfusun            artmasıyla önce bir klan, sonra klanlar oluştu. Herbir klana bağlı            insanlar arasında bir görev dağılımı, bir hiyerarşi gerçekleştirildi.            Yaklaşık bin yıl içinde, ada nüfusu, bazı araştırmacılara göre 7 bin,            bazılarına göre ise 10 bine ulaşırken, çok yönlü bir sosyal yapı ve            çok farklı özelliklere sahip bir uygarlık ortaya çıktı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;b&gt; Püf noktası&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             M.S. 1500 yılına kadar adada dünyada            ender rastlanan bir uygarlığın oluşması, insanlık adına övünülecek bir            durumdu. Ancak hesaba katılmayan bir nokta vardı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Rapa Nui adasının kaynakları çok            sınırlıydı ve bu küçük ada doğal kaynaklar açısından tehlike            sinyalleri vermeye başlamıştı. Çünkü insanlar ada imkânlarını            hesapsızca tüketmişlerdi. Üstelik, sosyal yapıda yaşanan sarsıntılar            ve çatışmalar, insanları geri dönülmez bir noktaya getirmişti.           &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Herşeyden önce, yaklaşık bin yıl            boyunca, ada sakinleri ellerindeki tek ürün olan patatesi daha fazla            yetiştirebilmek için sürekli olarak yeni tarım alanları açtılar. Bunun            için ilk buldukları çare, adanın sınırlı olan bitki örtüsünü yok etmek            oldu. Ardından yine sınırlı olan ormanlara yöneldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ormanlar sadece tarım alanı açma            amacıyla yok edilmiyordu. Ev ve barınak yapımında, soğuk geçen            mevsimlerde ısınmak için ve denizlerde avlanmada kullanılan kanoların            yapımında hep kereste kullanıldı. Üstelik kesilen ağaçların yerine            yenilerinin dikilmesi hiç düşünülmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ağaçların en çok kullanıldığı bir yer            daha vardı: Moai�lerin taşınması.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;            &lt;b&gt; Moai'ler ve Ormanlar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Clive Ponting�in A Green History of            the World (Dünyanın Yeşil Bir Hikâyesi) isimli kitabında aktarılan            bilgilere göre, Rapa Nui insanı, geçimini sağlamak için fazla            çalışmıyordu. Zaten çalışmaya da ihtiyaç duymuyordu. Çünkü tek            yetiştirebildikleri patatesti ve o da çok kolay yetişiyordu. Bu yüzden            insanların ellerinde bol bol zamanları vardı. Bu zaman bolluğu ada            sakinlerini adada en çok bulunan şeye, yani sert kayalara yöneltti.            Heykeltraşlık zaman içinde Rapa Nui halkı arasında en saygın bir            meslek haline geldi. Pek çok heykeltraş yetişti ve bu heykeltraşlar            hiç işsiz kalmadılar. Büyük kütleler halinde bulunan kayalardan            heykeller yapmaya başladılar. Böylece herbir klanın onlarca heykeli            oldu. Günümüz insanının şaşkınlık içinde seyrettiği, sırrını çözmek            için yoğun çaba harcadığı dev heykellerdi bunlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bu heykeller ya o sırada hayatta olan            klan reislerine, ya da kutsal gördükleri atalarına aitti. Ancak            heykellerden bazıları öylesine büyüktü ki, günümüz şartlarında dahi            zorlukla yapılacak ve taşınabilecek boyutlardaydı. Örneğin, El Gigante            isimli moai 22 metre yüksekliğinde, 165 ton ağırlığındaydı. Buna            karşılık bir metre yüksekliğinde moailer de vardı. Adadaki moailerin            ortalama yüksekliği 4 metre, ortalama ağırlığı 14 ton idi. Yekpâre taş            kütlelerinden yapılan bu heykeller, adanın güneyinde bulunan ve sönmüş            bir yanardağ olan Rano Kao�da yapılıyordu. Tonlarca ağırlığındaki            taşlar uzun zaman alan çalışmalar sonucu yontuluyor ve tamamlanan dev            insan heykelleri kilometrelerce uzaklara taşınıyordu. Bu heykellerin            taşınması için kullanılan temel araç ise yine ağaçlardı. Heykeller ya            yere döşenen kızaklar üzerinde kaydırılarak veya yuvarlak keresteler            üzerinde yuvarlanarak taşınıyordu. Bir heykelin daha önceden            hazırlanan ve Ahu adı verilen platformlara getirilebilmesi için çok            sayıda kereste kullanılıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             &lt;b&gt;Azalan Kaynaklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Özellikle 1200�lü yıllardan itibaren            köklü bir uygarlık oluşturan ada sakinleri arasında ciddî anlamda            rekabetlerin yaşandığına dair en belirgin gösterge o yıllarda yapılan            moailerin yükseklik ve hacimlerindeki hızlı büyümeydi. 1500�lü            yılların ortalarına gelindiğinde, adadaki heykel sayısı 900�e            ulaşmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Kaynaklara göre Rapa Nui�de bu            yıllardan itibaren yeni moai yapılmadı. Çünkü küçük adanın en değerli            hazinesi olan ormanların hesapsızca tüketilmesi, ada insanını            kaçınılmaz bir sona doğru hızla yaklaştırıyordu. Adanın ekolojik            dengesinin bozulması ada sakinlerinin de sonunu hazırlıyordu. ABD�li            uzman Prof. Jared Diamond, Discover dergisinin 68. sayısında            yayınlanan �Easter�s End� (Paskalya Adasının Sonu) başlıklı yazısında            adadaki hayvansal yaşamın nasıl sona erdiğini şöyle anlatıyor:            �Adadaki hayvan türlerinin yok edilmesi tıpkı ormanların yok edilmesi            kadar acımasızca gerçekleştirildi. Neredeyse kuş türlerinden böcek            türlerine kadar herşeyi yok ettiler.�&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             &lt;b&gt;Ormanların intikamı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Ormanlar azaldıkça, zaten sınırlı            olan toprak örtüsü erozyon tehlikesiyle yüz yüze geldi. İnsanlar artık            en kolay besin kaynaklarından mahrum kalmışlardı. Üstelik ormanların            yok olmasıyla artık ne ağaçtan evler inşa edebiliyor, ne de denize            açılıp balık avlayabilecekleri sağlam ve uzun kanolar            yapabiliyorlardı. Barınmak için sığındıkları tek çare, kayalık            alanlarda oyulan mağaralar veya sulak alanlarda yetişen sazlıklardan            yapılan derme çatma kulübelerdi. Balık avlamak için de yine            sazlıklardan yapılan küçük kayıklar kullanılıyordu. Bu küçük            kayıklarla insanlar denize fazla açılamıyorlar, bu yüzden ada            çevresindeki çok az sayıdaki deniz ürünüyle yetinmek zorunda            kalıyorlardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Böylece Rapa Nui halkı kendi            elleriyle kendilerini bu küçük adaya mahkûm etmiş oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             1600�lü yıllara gelindiğinde artık            çok kanlı savaşlar oluyordu Rapa Nui üzerinde. Elde kalan son            kaynakları ele geçirmek arzusuyla yanıp tutuşan klanlar birbiriyle            kıyasıya çarpışıyordu. Bir zamanların çok sistemli sosyal düzeninin            kurulu olduğu ada üzerinde tam bir kaos durumu hakimdi. Güçlü olanın            sözü geçiyor, güçsüze hayat hakkı tanınmıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Bir süre sonra ada üzerinde uğruna            savaş verilecek hiçbir besin kaynağı kalmadı. Bunun üzerine açlık            tehlikesiyle karşılaşan farklı klanlar, adadaki en son besin kaynağına            yöneldiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Son besin kaynağı, rakip klanlardan            ele geçirilen esirlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;             Aynı anne-babadan türeyen insanlar,            gözleri dönmüş bir vaziyette ellerine geçirdikleri rakiplerini yemeye            başladılar. Prof. Jared Diamond�a göre, hâlâ varlığını sürdürebilen            klanların yerleşim yerlerinde insan kemiklerinden tümsekler oluşmaya            başlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt;Yazan :&lt;/b&gt; Dr. veli Sırım&lt;br /&gt;                          &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Durcan Cengiz / Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2523760344691137441?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2523760344691137441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2523760344691137441' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2523760344691137441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2523760344691137441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/bir-uygarlk-byle-batt.html' title='Bir Uygarlık Böyle Battı'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-4595468593529387975</id><published>2008-01-19T08:32:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:34:21.073-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Osmanlı Devrinde Bahçecilik'/><title type='text'>Osmanlı Devrinde Bahçecilik</title><content type='html'>&lt;b&gt;                Osmanlı Devrinde Bahçecilik&lt;/b&gt;                                                                                                                               &lt;br /&gt;               Tarihler boyunca Osmanlı                medeniyeti için bir değer oluşturmuştur bahçeler� Osmanlı                tarihçileri imparatorluğun askeri, siyasi durumu ve gelişimi                hakkında fazlaca bilgi verdikleri halde, medeni durum ve                yönlerinin gelişimine ışık tutabilecek bilgileri vermekten                sakınmaları veya ihmal etmeleri sonucu, Osmanlı medeniyetinin esas                bünyesi içinde parçalanmaz bir unsur olan bahçelerin tarihsel                gelişimi ile ilgili yeterli sayılabilecek bilgiler günümüze                ulaşmamıştır ne yazık ki� Mevcud kaynaklardan elde edilen                bilgilerin yeterli olmayışı, diğer taraftan da aid oldukları                devirlerden kalma bahçe örneklerinin günümüze ulaşmamış olmaları,                Osmanlı bahçeciliği üzerine yapılan araştırmaları zora sokmaktadır                takdir edersiniz ki.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Bu olumsuzluklarla birlikte, mevcud olan                kısıtlı kaynaklardan elde edilen bilgiler ışığında edindiğimiz                kanaat doğrultusunda asla ihmal etmedikleri bahçecilik alanındaki                durum, aşama, faaliyet ve hamleleri, belli başlı örnekleri kısmen                de olsa hatırlatılarak, Türk Bahçecilik Tarihi�ne dair bir                pencere açılmış olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Neredeyse                bütün tezyinatında çiçeklerden esinlenen ve bunu çeşitli örnekler                halinde taşından toprağına kadar aşılayan bir milletin, hem                estetik hem işlevsel manada bahçelere gereken önemi vermemeleri                çok uzak bir ihtimaldir. Eski ve yeni bütün medeni milletlerde                görülen ilk vatansever ve medeni gelişme adımının bahçe yaratmakla                başladığını kabul ettiğimize göre, Türk bahçeciliğinin her halde                çok eski devirlere kadar uzanıp giden bir geçmişi olması da                mantıken icab eder. Ayrıca bahçecilik ve çiçekcilik alanında                vaktiyle yetişen Türk ve bilhassa Osmanlı mütehassıslarının sayıca                bolluğu ise, diğer milletlerinkiyle her bakımdan boy ölçüşebilecek                durumda oldukları da bir gerçektir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Osmanlı                Türklerinde bahçeciliğin bir bilim dalı ve sanat olarak görülmesi                oldukça eski tarihlere dayanır.Bu eskiliğin hicri 900 (1495)                tarihlerinden daha geçmiş zamanlara doğru uzanıp gittiğini                gösterecek nitelikte �Tezkire-i şükufeciyan�, �Revnaku�l-ezhar�, �Şükufenama�,                �Mi�yaru�l-ezhar�, �Ferahname� ve�Garsname� gibi bir takım tarihi                kaynaklara rastlanmaktadır. Hicri 1100 (1689) yıllarında Şehremini                Cami�nin hatibi olan Übeydullah Efendi yazdığı Netayicü�l-ezhar                (Tezkire-i şükufeciyan) adlı çiçekci kitabında çiçekseverliğe                gayret edilmesinin çiçek yetiştirmede ne derecede etkili                olduğundan, zamanında mevcud olan çiçeklerin kimler tarafından ilk                olarak yetiştirildiğinden bahsetmektedir.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Ayrıca alfabetik sırayla                çiçekçilikle uğraşan şahısların adlarını da kitabında                sıralamıştır ki, bunlar arasında Ebüssuud Efendi ile İbrahim Han                zade Ali ve Mehmed beyler, İmam zade Mehmed Çelebi, Yeniçeri                efendisi İsmail, Anbarcı zade, Bostan zade Mehmed Efendi, Piri                Paşa zade Seyyid Cemali Bey, Tezkireci Mehmed Efendi, Tacir                Mustafa Çelebi, Cüce Hüseyin Çelebi ve Hasan Beşe gibi isimler                bulunmaktadır. Übeydullah Efendi�nin bu eseri, Osmanlı                bahçeciliğinin geçmişi incelenirken başvurulması gereken tarihi                kaynakların başında gelir. Bunlardan başka Avcı Sultan Mehmed                devrinde yaklaşık 1667 yıllarında Şükufename-i musavver adlı bir                eser yazan Ali Çelebi ile Dördüncü Murad�ın aynı zamanda                hekimbaşılığını yapan Kasımpaşalı Emin Mehmed Efendi, Hoca                Sadü�ddin zade Salih Efendi, Tophaneli hattat Mahmut Çelebi, Dede                Bey, Koca Mustafa şeyhi Hasan Efendi, Sarıyerli Solak zade oğlu,                Fındıklılı Molla Çelebi, Üsküdarlı Muharrem usta, Çorbacı oğlu,                Eyüblü veli Çelebi, Hasankaptan zade ve Üçüncü Ahmed devrinde                yaşamış Üsküdarlı Toygarbaba lakabıyla bilinen Hamza Çelebi�yi                sayabiliriz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Türkiye�de ve                özellikle İstanbul, Edirne, Bursa gibi büyük şehirlerde eski                devirlere aid Osmanlı bahçelerinin tasarımı, mimarisi, biçim ve                içerikleri, kullanılan harç ve materyalleri hakkında yeterli                derecede bilgi olmadığına, bunun yanında bahçe örneklerinin de                günümüze ulaşmadığına temas etmiştik. Bahçelerle ilgili bilgilere                başta eski minyatürler, divanlar, tarihler ve özellikle,                isimlerinden bahsettiğimiz çiçek ve bahçelere dair yazılmış                eserlerle arşiv belgelerinde rastlanmaktadır. Bu kaynaklar klasik                devirdeki               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Osmanlı bahçelerinin nitelik ve özellikleri hakkında                yeterli olmasa bile aşağı yukarı bir fikir verebilmektedir. Bu                fikirler doğrultusunda, Osmanlı bahçelerinde genellikle dört köşe                büyük mermer havuzlar, gölge veren ve meyva yetiştiren büyük                ağaçlar, sarmaşıklı ve salkımlı çardaklar, sed ve merdivenler,                fıskiye ve selsebiller, çeşme ve ağzından su akan arslan                heykelleri, gülistanlar, lalezar ve çemenzarlar gibi canlı ve                cansız materyallerin bulunduğu yühsek ihtimal dahilindedir.                Osmanlı bahçelerinin tasarımlarında karakteristik olarak havuz                (daha ileri dönemlerde yapay gölet ve şelaleler de mevcut),                fıskiye, selsebil, çeşme, ağzından su akan heykeller v.s. gibi                daha çok suya dayalı cansız materyaller ile çeşitli canlı                materyallerin kullanılmasında, islamiyette yapılan cennet                tasvirinin; �cennet içinden ırmaklar akan, büyük havuzlar ve                şelaleler bulunan, çeşitli türlerde ağaçlar ile hurma bahçeleri ve                üzüm bağlarından oluşan bir bahçe mekanı olarak vurgulanmaktadır�                rolü büyüktür.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı�da dünyevi mekanda bir cennet köşesi                yaratma arzusu ile bahçelerinde bu tür canlı ve cansız                materyalleri kullanarak karekteristik Osmanlı bahçesini meydana                getirmiştir. Bahçelerde canlı materyal olarak çınar, dışbudak,                ıhlamur, karaağaç, çitlenbik, defne, erguvan, ve ahlat v.s. gibi                büyük ağaçlardan, gül, lale, sünbül, zerrin ve karanfiller v.s.                gibi bezeme elemanlarından bahsedilebilir. Bundan başka Osmanlı                devri bahçelerinin mimari ve geometrik açıdan, bir tabiat taklidi                eser olmadığını da kabul etmek gerekir. Bu durumda Osmanlı devri                bahçesini, Osmanlı mimarisi gibi sadece milli bir zevk ve duygunun                ürünü olarak düşünmek gerekir. �Süs� ten ziyade �mantık� ve                �fayda� ya önem veren bu zevk ve duygu, yarattığı bahçesinde de                kendisini göstermiş ve bu nedenle çiçek kadar yemişe ve ağaca da                değer vermiştir. Ayrıca Osmanlı devrinde Türk bahçesinin,                bahsettiğimiz belli başlı unsurları gibi; bir ev veya bir                konağın, bir köşk veya bir sarayın en önemli bir bölümü olduğunu                da göz önünde bulundurmak gerekir. Aralarında yerin konumu ve                müsadesine göre değişik şekillerde tasarlanarak yapılmış olanlar                gibi bazı ayrılıklar bulunmasına rağmen içerik ve karakter                itibariyle birbirlerine aşağı yukarı benzemektedirler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Osmanlı                devrinde İstanbul�da her ev veya konakta olduğu gibi padişahlara                aid saray, kasır ve köşklerinde birer bahçesi olduğu                bilinmektedir. Gerek Osmanlı tarihlerinde, gerekse basılmamış                arşiv belgelerinde bu gibi yerlerden bahçe olarak                bahsedilmektedir. Önceleri sahiplerinin elinde iken sonraları                ölüm, terk gibi daha birçok nedenden dolayı padişahlara intikal                eden bahçeler de mevcuttur. Osmanlı srayında bulunan asıl hasbahçe                haricinde, yine padişahlara tahsis edilen İstanbul bahçeleri de                vardı. Bilindiği gibi İstanbul�da Topkapı Sarayı�ndaki Hasbahçe                içindeki binaların bir çoğu ilim ve sanat öğretilen irfan yuvaları                idi. Osmanlı�da ilim veya sanat akademisi sayılan bu yere &lt;b&gt;               Hasbahçe&lt;/b&gt; denilirdi. Mimar Koca Sinan ile Mimar Mehmed Ağa�nın                hep bu hasbahçedeki çalışma mekanlarından ilham alarak                yetiştiklerini biliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Şahsi                gelirlerinin bir kısmını veya şahsi zevklerinin belli bir bölümünü                temin ve tatmin etmek amacıyla Osmanlı padişahlarının İstanbul�un                muhtelif yerlerinde bahçeler tesis ve işletmeleri çok eski bir                usuldü ve bu iş Osmanlı sarayında önemli bir yer işgal eden                bostancılar sınıfının esas görevini teşgil ediyordu. Ayrıca                Rumeli�de Tunca ve Meriç vadilerinde Edirne sarayına bağlı geniş                sahalar işgal eden bu cins bahçeler mevcuddu. Bostancı ocağında                görevli kişiler, ya sarayın Hasbahçesi�nde veya saray                haricindeki, diğer bahçe ve bostanlarda hizmet ederlerdi. Bostancı                ocağı dokuz dereceli bir sınıftan oluşmaktaydı. Bahçe ve bostan                işleriyle meşgul olan bostancılar, Hasbahçe ve hassa bostancıları                olarak iki kısımdı. Birinci kısım yirmi bölüktü; ve sarayda                Hasbahçe�ye bakarlardı.Saray dışındaki bahçe ve bostanlarda                çalışan bostancılar, üstad denilen başlarının gözetimi altında                ayrı ayrı topluluk halinde idiler.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Daha sonraki tarihlerde                hariçteki bahçelere de Hadaik-i hassa denilmiş ise de, asıl               Gılman-ı Bağçe-i hassa ismi verilen bostancıların çalışmış                oldukları mahal Hasbahçe idi. İstanbul bostancıbaşısı her                sene idaresi altındaki bütün bu bahçelerde yetişerek satılan                mahsullerin defterini zamanında padişaha sunmak görevleri                arasındaydı. Dışarıda sebzelerin 200, çiçeklerin ise, yaklaşık 17                dükkanda satışa sunulduğu söylenir. Bütün hadaik-I hassa�yı aynı                derecede ilgilendiren şu tarihi kayda da dikkat çekmek gerekir.                Evahir-i c. ahir tarihli olan bu hüküm suretine göre bütün                hasbahçe�lere dikilen çınar, dışbudak, ıhlamur, karaağaç,                çitlenbik, meşe, defne, erguvan, ve ahlat ağaçlarının taze ve                yetişmiş fidan halinde İzmit, Karamürsel ve Yalova�dan getirildiği                anlaşılmaktadır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Tarihi                kaynaklarda ismi geçen belli başlı hasbahçe ve diğer İstanbul                bahçeleri arasında şunları sayabiliriz; hicri 991 � 1146 yılları                arasına rastlayan yirmiye yakın tamirat defterinde adları                kaydedilmiş olan Bağçe-i Çiftlik, Bağçe-i Kiremidlik, Bağçe-i                Mandıra-i İrva, Bağçe-i Mandıra-i Mirı, Bağçe-i Bab-ı Nev, Bağçe-i                Kapudan Ali Paşa, Bağçe-i Çiftlik-i Şeyh Efendi, Bağçe-i Tırnakçı                Hasan Paşa, Bağçe-i Ağa-i Darü�s-saade, Bağçe-i Kalender Paşa,                Bağçe-i Sazlı Dere, Bağçe-i Yusuf Paşa, Bağçe-i Şah-ı huban, Bağçe-i                Uskumru, Bağçe-i Merre Hüseyin Paşa, Bağçe-i Mustafa Paşa, Bağçe-i                Haracı, Bağçe-i Mesih Paşa, Bağçe-i Aişe Sultan, Bağçe-i Umur,                Bağçe-i Kuzguncuk ve Bahçe-i Fındıklı gibi bahçelerin tam olarak                bulundukları yerler,yaptıran kişilerinin adları, tesisleri,                bölümleri, mahsulleri ve diğer özellikleri hakkında bugün için                esaslı bir bilgi mevcut değildir. Ayrıca bunlara yine Tersane                civarındaki İskender Paşa, Cebeci köyü�nde Mustafa Paşa,                Alibeyköy�de Mustafa Paşa çiftliği, Eyüb�de Hüsrev Bey çiftliği,                Haznedar�da Çiftlik, Litroz köyü�nde (Bugün Bakırköy�e bağlıdır.              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Bu civarlarda bulunan Ferhad Paşa çiftliği�nde vakıf sularından                Halkalı suyuna ait bir menba bulunmaktadır.) Ferhad Paşa, Tuba                köyü�nde İbrahim Paşa, Karabali civarında Liman-ı cedid, Tuzla�da                Mehmed Ağa çiftliği, Topçular�da Valide Sultan, Rumeli ve Anadolu                yakalarına rastlayan Boğazkesen, Çengelköy�de Kütel, Karaağaç�ta                İbrahim Paşa, Yeniköy�de Feridun Paşa (veya Ağa) ile Eyüb Paşa,                İmam iskele�nde Fatıma Sultan ile Hatice Sultan, Kağıdhane�de                kasır ve Kadırga�da Osman Paşa, İbrahim Paşa Sarayı, Galatasaray,                Taşlık ve Kuruçeşme civarında Gazanfer Ağa, Ahmed Paşa,                Samandıra�da Kapuağası çiftliği, Kiremidlik ve Gökçelü köylerinde                Defterdarzade İbrahim Paşa bahçeleri bir dereceye kadar ilave                edilebilir.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Bulundukları yerlerden başka yine haklarında esaslı                bir bilgi bulunmayan diğer bazı İstanbul bahçeleri arasında ise,                Beşiktaş�ta Valide Sultan ile Valide kethüdası Mustafa Efendi                bahçeleri ve Kazancıoğlu bahçesi, Ortaköy�de Bayram Paşa kethüdası                Ali Paşa, Mehmed Paşa ve Halil Paşa bahçeleri,Göksu�da Küçükgöksu,                Bayram Paşa ve Sultan Beyazıd bahçeleri, İstavroz�da Mirimiran                bahçesi�yle Mehmed Paşa, Yemişçi Hasan Paşa, Receb Paşa ve Nakkaş                Paşa bahçeleri, Üsküdar�da Gaffuri Efendi, Defterdar Paşa, Bayram                Paşa, Sinan Paşa ve Müsahib Paşa bahçeleri, Kuleli�de Mustafa Paşa                bahçesi, Beykoz�da Cay-i Umur Bahçesi, Yenikapı�da Bab-ı nev ve                Valide Sultan bahçeleri, Yedikule�de Mehmed Paşa bahçesi,                Topkapı�da Valide Sultan ve Hasan Ağa-zade bahçeleri ile Halil                Paşa, Fazlı Paşa veYemişçi Hasan Paşa bahçeleri, Südlice�de                Caferabad, Hasanabad, Abdüsselam, Ebüssuud Efendi ve Bezirganbaşı                bahçeleri, Küçükçekmece ile civarında Valide Sultan ve Mahmud Paşa                bahçeleri ile Safraköyü ve Florya bahçeleri (Tamirat defterlerinde                adına Florina olarak rastlanan bu bahçenin, Florina kuşları ile                bir ilgisi bulanması olasıdır.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Aynı zamanda Flurya ismi altında                onyedinci asır Ikinci yarısında mevcud olduğunu da bilinmektedir.                Bir rivayete göre Florina kazasından gelip Çifteburgaz köyüne                yerleşen ve sonrasında bugünkü Florya semtlerine kadar yayılan                Rumlar birlikte getirdikleri Florina kuşlarını burada üretip                çoğaltmışlardı, bugünkü Florya isminin buradan geldiği                sanılmaktadır.), yine Küçükçekmece civarında Harmanderesi                mevkiinde Bahçe-i Sultani bulunmaktadır. Belli başlı hasbahçeler                olarak ise; Davutpaşa Bahçesi, İskender Çelebi Bahçesi, Harami                Deresi Bahçesi, Vidos Bahçesi, Siyavuş Paşa Bahçesi, Halkalı                Bahçesi, Tersane Bahçesi, Karaağaç Bahçesi, Koca Yusuf Efendi                Bahçesi, Beşiktaş Bahçesi, Dolmabahçe, Karabali Bahçesi, Üsküdar                Bahçesi, Ayazma Bahçesi, Piyale Paşa Bahçesi, Haydarpaşa Bahçesi,                Fener Bahçesi, İstavruz Bahçesi, Kule Bahçesi, Kandilli Bahçesi,                Göksu Bahçesi, Çubuklu Bahçesi, İncirli Bahçesi, Sultaniye                Bahçesi, Tokad Bahçesi, Büyükdere Bahçesi, Emirgune Bahçesi, Bebek                Bahçesi gibi bahçeleri sayabiliriz.                    &lt;b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kaynak : &lt;/b&gt;                   &lt;br /&gt;                  De Amicis, E.                  (1993) İstanbul (1874)                    &lt;br /&gt;                  Şehsuvaroğlu,                  H. Y. (1986)Boğaziçi�ne Dair                    &lt;br /&gt;                  Erdoğan, M.                  (1956)  Osmanlı                  Devrinde İstanbul Bahçeleri Vakıflar Dergisi Sayı 4                   &lt;br /&gt;                 Nirven, S. N. (1946) İstanbul                  Suları                   &lt;br /&gt;                 Uzunçarşılı, İ. H. (1945) Osmanlı                  Devletinin Saray Teşkilatı                   &lt;br /&gt;                 Refik, A. (1930) Hicri OnIkinci                  Asırda İstanbul Hayatı&lt;br /&gt;                   &lt;b&gt; Derleme :  &lt;/b&gt;                                             F.Reyhan USLU - Mimarsinan üni. Mimari Restorasyon&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-4595468593529387975?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/4595468593529387975/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=4595468593529387975' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4595468593529387975'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4595468593529387975'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/osmanl-devrinde-bahecilik.html' title='Osmanlı Devrinde Bahçecilik'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6660307798014270953</id><published>2008-01-19T08:32:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:33:59.149-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Toprak Askerler'/><title type='text'>Toprak Askerler</title><content type='html'>&lt;b&gt;Toprak Askerler &lt;/b&gt;                                                                                         &lt;br /&gt;                                                                                                            &lt;br /&gt;                                      Yüzyılın                    arkeolojik buluşu olarak kabul edilen toprak askerler hakkında                    ne kadar bilginiz var? Gerçeküstü kabul edilebilecek bu                    askerler hakkında biraz bilgi sahibi olalım.                        Çin�e                    adını veren ilk imparator Çin Şhi Huang                      öbür dünyada da yaşamının aynen devam edeceğine inanmış.                     &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                      Bunun için ordusunu da beraberinde götürmek istemiş.  13                    yaşında imparator olmuş Çin. Sene milattan önce 247.Li                    Dağı�nın eteklerinde, öldükten sonra yaşayacağı sarayın                    inşaatını başlatmış. 49 yaşında ölen imparatorun ahretteki                    dergahı için 720 bin Çinli, tam 36 yıl taş taşımış.                    Yeryüzündeki Çin diyarının bir modelini inşa ettirmiş                    yeraltına. 56 kilometrekarelik bu arazide yeryüzündeki                    dağların, ovaların, nehirlerin benzerlerini yaptırmış. Sarı                    nehrin sularını sırdan akıtmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Kütüphanesindeki kitapları bambuya yazdırmış. Sonra kendine en                    uzun ömürlü metal sayılan bronzdan dökme bir atlı makam                    arabası yaptırmış İmparator Çin. Bir ton ağırlığında, kışın                    sıcak, yazın soğuk olan, kaplumbağa şeklindeki bu araç,                    günümüzün zırhlı güvenlik arabaları gibi kendisinin sürücüyü                    görebileceği ama sürücünün kendisini göremeyeceği şekilde                    tasarlanmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Çin yaşlanınca diğer insanlar gibi küçüleceğini düşündüğünden                    bu arabayı ve atlarını da küçük boyutlarda ısmarlamış.                    Arabanın üstündeki şemsiyeye, güneşin konumuna göre şekil                    değiştirebilen bir düzenek yaptırmış. İçine ipek havlulara                    benzeyen bronz mendiller koydurmuş. Arabayı 34 kişilik şeref                    kıtasının korumasına vermiş. Sonra kendisini ahrette                    koruyacak silahlı orduyu kurmuş Çin. 8 bin askerin topraktan                    heykelini yaptırmış. Her biri değişik boyda, tipte, rütbede...                    Hiçbirinin yüz ifadesi, saçı, bıyığı birbirine benzemiyor.                    Rütbelerini saç biçimlerinden ve etekli üniformalarından                    anlıyorsunuz.Cengaverlerin eline bronz yaylar, kargılar                    vermiş. 2 metrelik generallere zırhlı üniformalar... Altlarına                    üzengisiz, yağız Moğol atları.Bu toprak heykelleri odundan                    ateşle 1000 derecede pişirmişler. ve pişmiş toprak anlamına                    gelen Terra Cotta ordusu böyle kurulmuş. Her bir heykel                    rengarenk boyanmış, 11 koridor boyunca 4�lü sıralar halinde                    hazırola dizilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                          Bu sürede kendi ideolojisine karşı çıkan öğrencilerden 400'ünü                    Wei Nehri'nde boğdururken, 700'ünü de diri diri yaktırmış.&lt;br /&gt;                  Öldüğünde, yerine geçen oğlu, babasına öbür dünyada yardımcı                    olsun diye 3 bin kadını diri diri mozolenin içine hapsedip                    ölmelerini sağlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                         Gittiği                    yerde huzur içinde olabilmek için bu muhteşem kentin üzerini                    ağaç ve toprakla örttürmüş ilk imparator. Lakin                    zulmettiklerinin ahı tutmuş ötede. Mezarında rahat                    vermemişler Çin�e. Sonraki hükümdar gelip kılıçtan geçirmiş                    Terra Cotta ordusunu... ve pişmiş topraktan askerler 2 bin                    yıllık bir uykuya çekilmişler.&lt;br /&gt;                  1974 yılının 29 Mart günü bitmiş büyük uyku. O sabah                    kuraklıktan kavrulan Şian�da 4 yoksul köylü su bulmak için                    kuyu kazarken pişmiş toprak parçaları bulmuş, götürüp                    yetkililere sormuş. Uzmanlar bölgeye gelince bunun 20.                    yüzyılın en büyük arkeolojik keşiflerinden biri olduğu                    anlaşılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  25 yıllık kazılar boyunca, en az inşaatta çalışanlar kadar                    ağır bir çalışma yapmış Çinliler; parçaları birleştirmek için                    bu kez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Tarihi miras kabul edilip UNESCO koruması altına alınan,                    İmparator Çin�in binlerce minik parçaya ayrılmış paramparça                    ordusu yeniden ayağa kaldırılmış. 8 bin askerin her birini                    parçalarından yeniden yaratabilmek için 3 arkeolog birer yıl                    çalışmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                          Terra Cotta Ordusu, 2200 yıl sonra gün yüzüne çıkarıldığında                    arkeologlar ilginç bir olayla karşılaşmış.&lt;br /&gt;                  Toprak askerlerin üzerindeki renkler yer altından                    çıkarıldıktan kısa süre sonra uçup gitmeye başlamış.&lt;br /&gt;                  Bunu engellemek için çıkarılan askerlerden bir kısmı, renkleri                    kaybolmasın diye yeniden toprağa gömülmüş.&lt;br /&gt;                  Derken toprak askerlerin üzerindeki elbiselerin renklerinin                    uçup gitmesinin sırrı çözülmüş. Çözülen sır ile korunan iki                    asker bir cam fanusun içinde renkli elbiseleriyle canlı gibi                    duruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    Bu                    mucizeyi keşfeden o 4 çinli mi? Her birine 5�er Yuen vermiş                    devlet. Bu, iki günlük erzak parasına tekabül ediyor.&lt;br /&gt;                  Şimdi hayatta kalan ikisi, müze kapısında kitap imzalıyorlar.                    Hâlâ yoksullar ama ünlüler bugün...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                         &lt;br /&gt;                                                         &lt;b&gt;Kaynak :&lt;/b&gt; Hürriyet ve Milliyet Gazeteleri&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6660307798014270953?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6660307798014270953/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6660307798014270953' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6660307798014270953'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6660307798014270953'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/toprak-askerler.html' title='Toprak Askerler'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-4570560172959496602</id><published>2008-01-19T08:32:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T08:33:37.579-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğu kültürü ateşe verildi'/><title type='text'>Doğu kültürü ateşe verildi</title><content type='html'>&lt;b&gt;Doğu kültürü ateşe verildi&lt;/b&gt;                                                                                         &lt;b&gt; Irak'taki yağma bitmiyor &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;br /&gt;                                                                  500 bin ciltlik koleksiyonu ve 4 bin 412 el              yazmasıyla dünyanın en önemli arşivlerinden biri olan Milli              Kütüphane önce yağmalandı, sonra ateşe verildi. 600 bin cilt kitap              barındıran Basra Kütüphanesi'nin akıbeti ise bilinmiyor&lt;br /&gt;               Bağdat Arkeoloji Müzesi ve Osmanlı Kışlası'ndan sonra Irak'ın en              önemli kültür kurumlarından Milli Kütüphane de yağmacıların elinde              kaldı. 'Bilgelik Sarayı' olarak adlandırılan ve yağmalandıktan sonra              ateşe verilen kütüphane 1920 yılında 'Selam' adıyla kurulmuş,              1924'te ise 'Milli Kütüphane' adını almıştı. 1961 yılından bu yana              kütüphanede Irak'ta yayımlanan bütün eserlerin bir nüshası da              toplanıyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Savunma Bakanlığı'nın karşısında olmasına rağmen yağmacılara              karşı tedbir alınmayan kütüphanede 500 bin cilt kitap, 4 bin 412              nadide el yazması eser ve 2 bin 618 periyodik yayın bulunuyordu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt; Moğollar da nehre dökmüştü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               Tarih boyunca kitaplıkları ve araştırma merkezleriyle bölgenin en              önemli kentlerinden biri olan Bağdat benzer bir yağmayı bin yıl önce              Abbasiler döneminde de yaşamış ve Moğol hükümdarı Hülagü, kenti              aldığında ilk olarak Bağdat Kütüphanesi'ni yakarak tüm eserleri              Dicle Nehri'ne attırmıştı. Bu talandan sonra hepsi el yazması olan              kitapların mürekkeplerinin Dicle'nin sularına karıştığı ve nehrin              günlerce bulanık aktığı biliniyor. Bağdatlı şairlerin yüzyıllar              boyunca kendilerini üzen kişiler için şiirlerinde ''Hülagü müsün              kafir?' ifadesini kullanmaları da olayın vahametini anlatan bir              başka bilgi. Eski Bağdat Kütüphanesi başta Aristotales ve Sokrates              olmak üzere antik dönem Yunan düşünürlerinin Arapça'ya çevirilen              eserleri ve Süryani yazarların elyazmalarıyla Bağdat'ın dönemin en              önemli bilim ve kültür merkezlerinden birine dönüşmesini              sağlamıştı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Irak'taki gelişmeler üzerine pazar günü bir basın toplantısı düzenleyen İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA) Genel Direktörü Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu, Irak'ın Mezopotomya'dan başlayarak Abbasi, Selçuklu ve Osmanlı devirlerinin sayısız örneğinin savaşta zarar görmesinin ve Irak Arkeoloji Müzesi ile Musul Üniversitesi Kütüphanesi ile tarihi yazmalar koleksiyonunun yağmalanmış olmasının üzüntü verici olduğunu söyledi. Yağmalamalara karşı acilen önlem alınması gerektiğini söyleyen İhsanoğlu, Irak'taki SİT bölgelerinin koruma altına alınmasını, çalınan eserlerin satışının engellenmesini ve eserlerin müzelere iade edilmesini istedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Amerikalı askerler sayılarının yetersiz olması nedeniyle yağmaya              karşı tedbir alamadıklarını açıklarken, Bağdat'ta en az birkaç gün              daha yeterli korumanın sağlanamayacağı sanılıyor. Yazının ilk              bulunduğu coğrafyada yer alan Irak'ta 30 kütüphane daha var. Bunlar              arasında da özellikle Musul, Basra, Erbil ve Bağdat'taki üniversite              kitaplıkları büyük önem taşıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt; Basra Üniversitesi de yanıyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               Irak'taki yıkımdan Basra Üniversitesi de payına düşeni aldı.              Tıpkı Milli Kütüphane gibi yağmalandıktan sonra yakılan üniversite              ateşe verildi. Basra Üniversitesi Dekanı Abdül Cabbar El Halife              durumdan İngiliz askerlerini sorumlu tuttu. İçinde 600 bin cilt              kitap barındıran Basra Üniversitesi Kütüphanesi'nin akıbeti ise              henüz bilinmiyor. Bu arada Bağdat'ın Cumhuriyet Sarayı yakınında              bulunan ve çaldığında kentin bütün semtlerinde duyulan saatin yer              aldığı kompleks ve 30 yıl boyunca dünyanın çeşitli yerlerinden              Saddam Hüseyin'e gönderilen hediyelerin bulunduğu müze de yağmalanan              yerler arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;b&gt;'Eserleri Batı müzeleri alırsa skandal olur'&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Prof. Dr. İlber              Ortaylı A.Ü. Siyasal Bilgiler Fak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bağdat Kütüphanesi'nin yanması bir rezalet. Bilinçsiz ahali kütüphaneyi yağmalıyor. Amerika kendi ülkesindeki eserleri koruyor ama Irak'a aynı özeni göstermiyor. Bağdat'ta yağmalanan eserleri Metropolitan Museum gibi Batı'daki müzeler ve kütüphaneler alırsa büyük skandal olur. Batı'daki kütüphaneler önümüzdeki günlerde kendilerine gelecek eserleri geri iade etmeliler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;b&gt;'ABD güçleri yağmaya müdahale etmemiş' &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Nazan Ölçer (Türk ve              İslam Sanatlar Müzesi Müdürü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Milli Kütüphane'de olanlar bir facia. Sadece Irak'ın değil bütün              insalığın geçmişini yağmalıyorlar. ABD ve İngiltere petrol kuyuları              kadar tarihi eserlerin güvenliğini de sağlayayabilirdi. Ben              televizyonda kütüphanenin güvenlik görevlisinin yoldan geçen ABD              tanklarına 'Müdahale edin' dediğini ama onların aldırış etmediğini              duydum. Bu bir rezalet&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt; Eski Kuran metinleri vardı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               Prof. Dr. Meral Alpay(İ.Ü. Kütüphanecilik bölümü)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Kütüphanenin yanmasına çok üzüldüm. Aynı üzüntüyü Bosna'daki              kütüphane yandığı zaman da hissetmiştim. Kitapları yakmakla geçmişin              izleri siliniyor. Irak'ın dünü ve bugünü ile ilgili eserlerin hepsi              kütüphanedeydi. En eski Kuran metinleri bu kütüphanedeydi. Bence              kütüphaneler geçmişin nüfus cüzdanlarıdır ve bunlarla geleceğe köprü              kurulur. Şimdi Bağdat'ta bu köprü yıkıldı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt; İslam kültürü yok ediliyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               Prof. Dr. Zeki Sönmez (MSÜ Güzel              Sanatlar Fakültesi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Doğu kültürü, İslam kültürü yok ediliyor ve ne yazık ki              hiçbirimizin elinden bir şey gelmiyor. Amerikalılar ve İngilizler              yarın Irak topraklarından çekilecek ama yağmalanan tarih bir daha              telafi edilemeyecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               Zaten savaş ortamında uygarlık yok olur. Bütün yıkımlar gibi bunu              da protesto ediyorum. Şu anda Samara, Bağdat ne durumda, uygarlığa              beşik olmuş o topraklarda ne oldu bitti, bilmiyoruz. Bir insan ve              bilim adamı olarak derin bir hüzün duyuyorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                         &lt;br /&gt;                                       &lt;b&gt;                     Kaynak:&lt;/b&gt;                    Cumhuriyet -Arkitera&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-4570560172959496602?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/4570560172959496602/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=4570560172959496602' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4570560172959496602'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4570560172959496602'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/dou-kltr-atee-verildi.html' title='Doğu kültürü ateşe verildi'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-3328909514956644010</id><published>2008-01-19T08:24:00.007-08:00</published><updated>2008-01-19T08:33:14.648-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ontario&apos;da Profesyonel Organizasyon'/><title type='text'>Ontario'da Profesyonel Organizasyon</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;                               Ontario'da Profesyonel Organizasyon&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                              &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peyzaj                Mimarlığı Kanada�da profesyonel anlamda 1934 yılında organize                olmuştur. Bu topluluğun kurulmasında önde gelenler İngiliz                Enstitüsünden Peyzaj Mimarları olmuştur. İngiltere�de bu topluluk                Kanada�dan 5 sene önce oluşturulmuştur, ve Amerikan Peyzaj                Mimarlığı topluluğu ise Kanada�daki bu organizasyondan 35 sene                önce 1899 yılında kurulmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Kanada Peyzaj                Mimarlığı ve Şehir Plancıları Topluluğu resmi olarak 1934 yılının                Mart ayında Toronto�nun Royal York Oteli�nde keşfedilmiştir. 9                kurucu üye şöyledir: Howard Dunington-Grubb, Lorrie Alfreda                Dunington-Grubb, J. Vilhelm Stensson, Carl Borgstrom, Gordon                Culham, Helen Kippax, Edwin Key, Frances Steinhoff ve Humphrey                Carver. Humphrey Carver bu toplantıyı şöyle hatırlar �bu                birbirinden bir şeyler öğrenmek ve bir arada eğlenmek için                oluşturulmuş küçük bir Peyzaj mimarları grubuydu. Grubblar bu                dairenin merkeziydi...Biz Bloor Caddesindeki bahçenin Diyet                Mutfağı Restoranı�nda buluşmak üzere anlaşmıştık, ve hep beraber                Kanada Peyzaj Mimarlığı Toplumunu keşfettik...�. (Carver,                1975)  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              Gordon Culham                başkanlığa ve H. B. Dunnington Grubb �un onur başkanlığına                seçildi.                  Frances Blue,                eski üyelerden birisi, bu konu hakkında fikrini şöyle söyler                �depresyonun derinliğinde, Peyzaj mimarlığı muhtemelen diğer                meslek gruplarına oranla daha zorluklarla karşılaşılacaktı... bu                onların isteklerini, heveslerini daha belirsiz hale getirmedi..                onlar bir yayım-yayılış, botanik bahçesi, sayısız Peyzaj mimarlığı                okulu planladılar...�&lt;br /&gt;(F.B. planlanmamış müsvedde) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              1938 yılında                Üyelik sayısı on beşe yükseldi. Kanada Evleri ve Bahçeleri başlıklı                bir ilandaki (15: Eylül. 1938, s. 69) liste şöyledir : N.                Boudreau, Montreal; Carl Borgstrom, Lorne Park; H.S.M. Carver,                Lorne Park; Gordon Culham, Toronto; Norman Dryden, Guelph; H.B. ve                L.A. Dunington-Grubb, Toronto; Edwin Kay, Toronto; Helen M. Kippax,                Toronto; Louis Perron, Montreal; Leonard E. Schlemm, Montreal;                Robert Sparks, Kingston; Frances C. Steinhoff, Toronto; J. Wilhelm                Stensson, Toronto; and Frederick Todd, Montreal. Görev listesi                Ontario dışındaki üyeleri de kapsıyordu. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              Topluluğun yeni                üyeleri Amerikan ve İngiliz etkilerinin her ikisini de Kanada�daki                meslekte yansıtıyordu. Beaux Sanatlar mimari dekoratif sitil                naturalistik ile birleşiyordu, neo-romantik sitil ekolojik                yaklaşımı ilan ediyor, haber veriyordu. Modern yaklaşım toplumun                ilgisi ile birlikte � ev ve genel (herkese açık) açık alanlar �                şekillenerek bugünkü geçerli şehir planıyla ilgili araştırmalarla                birlikte genel bir şekil oluşturdu. (Kanada Şehir Planlaması                Enstitüsü mevcut olan haliyle durdu ve iki meslek �Peyzaj                Mimarlığı ve Şehir Plancılığı- zamanla birbirlerini                tamamladılar).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              İki üye, Gordon                Culhalm ve Frederick Todd, Olmstead Brothers adı ile birleştiler                ve projelerini Massachusetts�teki ofislerinde sürdürdüler. 1912                yılında Frederick Todd merkez alanda gelişim ve yapılaşma amacıyla                ilk adımı atarak Ottowa Gelişim Komisyonu�na federal acentelik                için başvurmuştur. Hukuksal olarak ilk profesyonel hareket 1952                yılında Edwin Kay tarafından şöyle açıklanır: � müttefik                mühendislik ve mimarlık meslekleri gibi Peyzaj Mimarlığı arzu                edilen korumaya ve yasal haklara kavuşmuştur. Geçmişe bakıldığında                bu, Kanada�daki Peyzaj Mimarlığı okulu için büyük bir                eksiklikti... ilgili tartışmalar nedeniyle bu senelerdir                sürdürülmüştü�. (F.B. müsvedde) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              �1954 yılında,                Mr. Culhalm tarafından topluluğun lokal bölümlerdeki temele                dayanan teklifleri formüle etmek şeklinde ifade edilen ve                adlandırılan bir toplantı yapılmıştır. 1959 yılında, bölümlerin                sorunları sonucunda karara varıldı: bu bölümler Montreal-Ottowa,                Merkez Ontario ve Prairie Pacific Coast alanlarında bulunmalılar�                (F.B. müsvedde). Bu CSLA ve TP (Kanada Peyzaj Mimarları ve Şehir                Plancıları) nın iki ayrı bölüm halinde ayrılmasındaki başlangıcı                oluşturmuştur. Bu taşralı organizasyonların bağımsızlığı yönündeki                değişim 1962 yılına kadar vuku bulamamıştır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              �1955 yılında,                ilk mezunların sertifikaları için teklif edilen dizayn onaylanarak                sunulmuştur... 1957 yılında, Mr. Austin Floyd müşteri ve Peyzaj                Mimarları arasında Profesyonel Sorumluluk Programı yapmıştır ve                topluluğun üyelerinin yararlanması amacıyla bunu listelemiştir�                (F.B. müsvedde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              1956 yılında                CSLA ve TP bir patentli mektupla birleşmiştir �Profesyonel Peyzaj                Mimarlarını teşvik etmek amaçlarıyla... profesyonel veya genel                serviste görev alanları üye olarak kabul etmek ve bu                meslektekileri teşvik edici meşguliyetlerle... etkiyi arttırmak ve                üyeleri arasında iyi arkadaşlıklar kurmak ve bunları güçlendirmek                için....meslekteki ve genel servistekileri ilerletme hizmeti                sunmayı amaçlamıştır� (CSLA Üyelik sertifikası)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              �Yıllar                geçtikçe deneme tahtası şeklinde başlayan topluluk çok önemli bir                şeklinde kendini göstermiştir. � (F.B. müsvedde) Oluşumundan 25                sene sonra Topluluğun ilk yayımı vuku bulmuştur. �Mr. Donald                Graham, 1959 yılında, bizim topluluğumuz içindeki yayılışın                ünlenerek artmasına ve sonunda &lt;b&gt;Kanada Peyzaj Mimarlığı&lt;/b&gt;                adıyla anılmasına başkanlık etmiştir.� (F.B. müsvedde)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Topluluğun                karakteri 1961 yılında değişiklik göstermiş ve �Şehir Plancıları�                ile birlikte anılmamaya başlandı.                  1963 yılında                ahlak ilminin (etiğin) ilk kanunları üyeler için derlendi.                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Bunca                senenin bir sonucu olarak Kanada�daki Peyzaj Mimarlığı eğitimi                konusundaki tartışmalarda, Eğitim komitesi 1961 yılında bir okulun                kurulmasının zamanının geldiği kararına varıldı. Ontario Hükümeti                tarafından Ontario Ziraat Kolleji�ne Üniversite Statüsü                verilmesine karar verildi. Çok önemli bir olay da (1962) Victor                Chanasyk�ın Ontario Ziraat Kolejindeki (şimdiki Peyzaj Mimarlığı                Okulu, Guelph Üniversitesi...) Peyzaj Mimarlığı bölümünün                Hortikültür Departmanı�na Profesör olarak tayin edilmesiydi.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 �...1964                Eylülünde Peyzaj Mimarlığı kursu Guelph Üniversitesi�nde başladı,                bu gerçek bir kilometre taşıdır!... 1965 yılında Toronto                Üniversitesi�nde, Michael Hough ve Richard b yönetimindeki                senato tarafından Peyzaj Mimarlığı müfredat programı tasvip edildi                (onaylandı)�.                  CSLA daki                değişim 1962 yılında topluluktaki bireysel üyelerin birliğin                parçaları şeklinde organize olmalarıyla başlamıştır. Birtakım                çalışmalar sonucunda Ontario Peyzaj Mimarları OALA adıyla anılmaya                başlandı, CSLA bir ebeveyn organizasyon halini aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Ken Hoyle�nin                yazısında şöyle der �Peyzaj Mimarlığının kanunla                sınırlandırılan uygulamaları düşünüldüğünde genel toplum                tarafından daha fazla korunmaya ihtiyaç duyduğu görülmektedir �                toplum kendi alanlarının Peyzaj Mimarları tarafından                değiştirilmesine ve şekillendirilmesine çok daha fazla inanmalı ve                destek vermelidir, Peyzaj Mimarları kendi işlerini yapan ve bu                konuda bilgisiz-eğitimsiz kişilere karşı korunmalıdır� (Hoyle,                1989) Peyzaj Mimarlarına, toplumun kendi alanlarını profesyonel                bir araştırmayla keşfetmesinde ihtiyaç duyulmaktadır, ve kanunsal                açıdan daha çok kredi Peyzaj Mimarlarına kazandırılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 İşe                yenilendirme hareketleriyle başlandı. İlk taslak 1969 yılında                yapıldı, ve Ikincisi de 1970 yılında. 1971 yılında müsvedde                Ontario hükümeti tarafından hazırlandı. 1972 yılında taslağın                düzeltilmiş versiyonu teslim edildi, fakat taşralı hükümet, var                olan tanınmış meslekle ilgilenmekten ötesini yaptı, hareketi                Profesyonel Organizasyon Komitesi 1977 yılına kadar erteledi,                rapor Attorney General�e 1980 yılında verildi (Hoyle 1989). 1981                yılı itibarıyla kanunlar baştan düzenlendi (Glenn Harrington) ve                etiğin kanunları baştan düzenlendi (Jim Stansbury). 1982 yılında,                hükümet Peyzaj Mimarlığı için uygulamalarda engel yaratan mesleki                kanunları gösterdi, fakat oldukça kullanılan bir isim şeklinde. Bu                çokça OALA üyesi bakımından tercih edildi. 13 Nisan 1983 de,                tasarı kanuna takdim edildi. 26 Nisan 1984 tarihinde gözden                geçirilen tasarıya boyun eğildi. Komitenin tasarıyı Ikinci                okuması Mayısın 17 sinde, Ikinci ve Üçüncü okuması Mayısın 25 inde                gerçekleşti. Mayısın 29 unda işe saygı duyuldu. Ontario Peyzaj                Mimarlığı Kurumuna, Tasarı Pr37, yasal onama verildi (Hoyle 1989).               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 O günlerde                mektupların patenti kurumu güçlendirmek ve devamını özel                kanunlarla bir şirkete dönüştürmek amacıyla geçerlilikten                kaldırıldı, OALA üyelerinin yasal yegane unvanları &lt;b&gt;�Peyzaj                Mimarlığı�&lt;/b&gt; oldu.                  Haziran 1983 de,                OALA Üyelikleri en çok kapsama ulaştı. Kurum üyeler ve üye olarak                kabul edilen diğer kişiler ile birlikte sayı 300 ü buldu. Ekim                1985 de bu sayı 600 e ulaştı (OALA ofisi tarihçe dosyası). 1 Ocak                1989 yılında üye olmayanlar için de �Peyzaj Mimarlığı� terimi                kullanıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Title:               Polytrim: Collaborative Setting for Environmental Design -                Paper Ref:118&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  John W. Danahy,                Rodney Hoinkes&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Centre for Landscape Research, School of Architecture and                Landscape Architecture, University of Toronto, 230 College Street,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Toronto, Ontario, M5S 1A1 CANADA&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;b&gt;                 Çeviri :&lt;/b&gt;  Ayşe Gül Aydın/ Peyzaj Mimarı&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-3328909514956644010?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/3328909514956644010/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=3328909514956644010' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3328909514956644010'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3328909514956644010'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/ontarioda-profesyonel-organizasyon.html' title='Ontario&apos;da Profesyonel Organizasyon'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-421030258715780442</id><published>2008-01-19T08:24:00.006-08:00</published><updated>2008-01-19T08:32:51.015-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Central Park'/><title type='text'>Central Park</title><content type='html'>&lt;b&gt; Central Park&lt;/b&gt;                 &lt;b&gt;&lt;br /&gt;             Centralpark tarihi &lt;/b&gt;         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;        &lt;b&gt;            1800 - 1858             &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;                Central Park'ın zengin tarihi 1800 lü yılların ortalarına dek uzanmaktadır.       Gerçi, park içindeki heykeller ufak bir araştırma gezisine çıkıldığı       taktirde, bugünün popüler kültürüyle nasıl bir araya geldiklerini bizzat       kendileri anlatır gibidir. Central Park, Amerika Birleşik Devletleri'nde       Peyzaj düzenleme yapılan ilk genel parktır. Parkın tasarımındaki       destekçiler - en önemli olarak, zengin tüccarlar ve alan sahipleri - Londra       ve Paris'e ait genel alanları çok beğenmiş ve New York'un da uluslar arası       bir şöhret sağlama açısından böyle bir alana ihtiyacı olduğu düşünmüşler.       Yapılması düşünülen genel park, cazip düzenleme ve donatılarla kendi       şöhretini içinde barındırmalı, New York'un çalışan kesimi için de salonlara       alternatif olarak sağlıklı bir alan sunmalıdır. Park alanının ve       masrafların müzakeresinden 3 sene sonra, 1853 yılında, kanuni açıdan da New       York kenti için Manhattan'ın merkezinde, devlet arazisinden 2800 dönümlük       bir alan elde edilmiştir. &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;                Bataklıklardan ve uçurumlardan oluşan düzensiz alan, kaya parçalarıyla       noktalanmış, 5 inci ve 8 inci bulvarlar arasındaki alan ile hoşa gitmeyen       bir özel gelişim gösteren 59. ve 106. Caddeleri kapsar. Her ne kadar,       parkın tasarımında, kaba taslak 1600 fakir konutu yerinden etmek gerekse de       (içinde İrlandalı domuz çiftçileri ve Alman bahçıvanların bulunduğu) bu       insanlar alan içerisindeki şantiyede yaşıyorlardı. Sekizinci Bulvarda ve       82. Caddede, Seneca Köyü kentin en yoğun Afrikalı-Amerikalı kesiminin       ikamet ettiği yerlerden birisi (3 kilisesi ve bir okulu ile) bulunmaktadır.       1863 yılında 110 uncu Caddenin sınırındaki yayılma park alanına 843 acre       (*) daha kazandırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;     Bu yeni çeşit genel tesisin politik kontrolünün       kim tarafından kullanılacağı? sorusu 19. yüzyıla doğru bir muhteva       noktasıydı. İlk Central Park Komisyonu'nun tayin edilmesi (1857 - 1870),       Andrew Green'in liderliği altında, komisyon kentin ilk planlama       acenteliğini kurdu ve parkın yönetimini de güzel bir şekilde yaptı. Daha       sonra 1870 yılında, yeni kentin karakteri oluşmaya başladığında, parkın       yönetimi lokal kontrole iade edildi, belediye reisi park komisyoncularını       tayin etti. &lt;br /&gt;     &lt;br /&gt;                1857 yılında, Central Park Komisyonu ülkenin ilk Peyzaj düzenleme       yarışmasını yaptı ve Frederick Law Olmsted (aynı zamanda parkın       müfettişidir), Calvert Vaux ve Andrew Jackson Downing tarafından sunulan       Greensward Planı nı seçti. Tasarımcılar İngiliz romantik akımından       etkilenerek pastoral bir Peyzaj oluşturmak istemişlerdir. Yerel       eleştirilere cevaben, tasarımcılar planlarında mevcut dolaşım sistemini       düzenlemişler, yaya yollarını, at patikalarını ve araba yollarını       birbirlerinden ayırmışlardır. Jacob Wrey Mould tarafından asistanlığı       yapılan Vaux, 40 tan fazla köprü tasarlayarak geçişleri değişik rotalarla       derecelendirmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                Kaynak:                              centralparknyc.org/thenandnow/cp-history &lt;br /&gt;                                         Çeviren:                              Ayşe Gül Aydın/ İ.Ü - Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-421030258715780442?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/421030258715780442/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=421030258715780442' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/421030258715780442'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/421030258715780442'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/central-park.html' title='Central Park'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6256153909100234435</id><published>2008-01-19T08:24:00.005-08:00</published><updated>2008-01-19T08:26:24.211-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Güzelcehisar cafe'/><title type='text'>Güzelcehisar cafe</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;                                Güzelcehisar cafe&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                                Günlük Şehir stresinde boğulurken,                doğayla denizin kucaklaştığı güzel bir mekanda, Güzelcehisar'a kuş                sesleri ile bir öğlen kaçamağına ne dersiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Dinlendirici müzik eşliğinde, ister                şömine çevresinde huzurla size özel hazırladığımız leziz                yemeklerimizi yerken dostluk sohbetlerimize katılabilir,                İsterseniz de hafta sonu ailenizle gelebileceğiniz ve dinlenirken                eğlenebileceğiniz bir ortamda dört mevsim buluşabilirsiniz..  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Adını                bulunduğu semtin nadide eserlerinde biri olan Güzelce hisar                kalesinden alan bu cafe, özellikle eşsiz boğaz manzarasıyla                dikkati çekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Boğaz sırtlarına konumlandığından dolayı                birbirinden bağımsız duran kaskatlar halinde katlar, kayrak                taşıyla yapılmış merdivenler ve ahşap ağırlıklı köprülerle                bağlanmıştır.&lt;br /&gt;                              &lt;br /&gt;              Tüm mekan çevresiyle olabildiğince uyumlu olması dolayısıyla                mevcut güzellik içerisinde hoş bir cafe oluşturulmuş. Özellikle                ahşap ve doğal taşın dekorasyonda bolca kullanımı günümüzün trend                yerlerinden farklılık sağlamış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi evinizin bahçesindeymiş                gibi rahat hissetmenizi sağlayan konforuyla ve zengin mönüsüyle                misafirlerinin hoş saatler geçirmesini sağlamıştır. Özellikle                Pazar günleri Brunch'larıyla tüm İstanbul� un               buluşma noktası olmuştur.&lt;br /&gt;                              &lt;br /&gt;              Yazın nargilenizi içip, tavla oynayabileceğiniz bölümlerinin                yanında, kışında salebinizi çıtır çıtır yanan şöminenin önünde                keyifle içebilirsiniz.&lt;br /&gt;                              &lt;br /&gt;              Mekanda uzun saatler geçirmenizi amaçlayan işletmeciler                çocuklarınızı da unutmamış onların keyifli saatler geçirmesi için                çocuk oyun bahçesini de bünyesine katmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              Bugüne değin gitmediyseniz mutlaka görmeniz gereken bir mekan                olduğunu düşünüyorum, zaten gördüyseniz fikirlerimi                paylaşacağınızı umuyorum.&lt;br /&gt;                              &lt;br /&gt;                                                   &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;                                Güzelcehisar web sitesi&lt;br /&gt;                            Derleme:                  Deniz Kap      (Peyzaj Mimarı- İ.Ü ) &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6256153909100234435?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6256153909100234435/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6256153909100234435' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6256153909100234435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6256153909100234435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/gzelcehisar-cafe.html' title='Güzelcehisar cafe'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-1120432624249546736</id><published>2008-01-19T08:24:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T08:25:58.227-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kemer Country'/><title type='text'>Kemer Country</title><content type='html'>&lt;b&gt;Kemer Country &lt;/b&gt;                      &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Özgürce kurulmuş ve gerçeğe dönüştürülmüş düşlerle yaratılan özgün mekânlar...          ve bu mekânlardan biri...&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Kemer Country, Belgrad ormanlarının uzantısında yer alan Mimar Sinan�ın          su kemerleri ile komşu bir yerleşim alanı olup, şehir merkezine 14 km uzaklıkta,          1200 dönüm arazi üzerine kurulmuştur. Alandaki yerleşim dört bölgede toplanmaktadır.        &lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Bu dört bölge;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        1. Orman boyu&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        2. Ortabayır (Lale Bayırı)&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        3. Kemeriçi&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        4. Kemerboyu ve Yalıkonaklar&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        isimli mahallelerden oluşmuştur. Dört mahallede de, yaşayanların boş zamanlarını          nasıl geçirebilecekleri de düşünülerek oldukça zengin bir sosyal altyapı          planlanmıştır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Bu amaçla köy meydanı, merkez kulüp binası, tenis kortları, yüzme havuzları          ve yürüyüş yolları oluşturulmuştur.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Ayrıca yerleşim alanının hemen yanında kurulan Golf ve Country Kulubü�ne          ait golf sahası, atlıspor tesisleri ve Ormanevi hizmet vermektedir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        �Kemer Country� yerleşim alanında, çevredeki tepelerin ve tarihî su kemerinin          görüntüsü de kullanılarak kaliteli bir yaşam ortamı yaratılmaktadır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Yapı blokları, birbirlerinden farklı tasarlanmıştır. Ünitelerin düzenlenmesinde          manzaraları ortaya çıkartmak, bahçelerde maksimum güneş ışığı elde etmek,          mevcut ağaçları korumak, soğuk kuzey rüzgârlarını kesmek, meydanlar ve parkları          kapsayarak şehir nimetlerini de sağlamak gibi konulara da dikkat edilmiştir.          Kamu alanları ve özel alanların duvarlarla birbirinden ayrılmalarına büyük          önem verilmiştir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Kemer Country Çevresi Genel Peyzaj Karakteristiği &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Kemer Country�nin içinde yer aldığı, İstanbul�un akciğeri sayılabilecek          Belgrad ormanları zengin bitki türlerini bünyesinde barındırmaktadır. Gerek          şehre çok yakın olması, gerekse ormanın içinde yer alması gibi doğal avantajlara,          Mimar Sinan�ın su kemeri de eklendiğinde eşsiz bir çevre Peyzajı ortaya          çıkmaktadır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Kemer Country Ortak Alanları Peyzaj Karakteristiği&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Kemer Country ortak alanlarında vurgulanmak istenen Peyzaj özelliği, orman          dokusunun yerleşimin içine kadar girmesi ve evlerin tamamıyla orman dokusu          içerisinde yer almasıdır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Bu nedenle ortak alanlarda kullanılan bitki türleri ve sert zemin elemanları          doğa ile uyum içerisindedir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Golf alanlarının çevresi, evlerle ve yollarla sınırlı olan bölgeler ağaç          ve çalı gruplarıyla bitkilendirilmiş, dört mevsim farklı bir görünüm sunulmasına          olanak sağlanmıştır. Ormanboyu ile Lale Bayırı arasındaki �lineer park�          olarak adlandırılan vadinin, orijinaline uygun olarak yeniden düzenlenmiş,          içinden minik bir derenin aktığı, yer yer mevcut bitki dokusu korunarak          kaskatların oluşturulduğu bir gezinti mekânı haline getirilmesi planlanmıştır.          Bu bölgede yer alan ev bahçeleri genel Peyzaja uygun olarak kademeli yani          teraslı bahçeler şeklinde düzenlendiğinden, parkın görüntüsü ev bahçeleriyle          bir bütünlük oluşturmuştur.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Yollarda o yolu tanımlayacak bitki ve ağaç türleri kullanılmıştır. Örneğin,          imar yokuşunda ıhlamur, akçaağaç, çınar kullanılırken; Ikinci derece yollarda          sarı salkım, Japon kirazı, oya, lale ağacı, üvez gibi kendine özgü olan          ve o bölgelere kimlik kazandırabilecek ağaçlar kullanılmıştır. Yaya yolları          ve çevresindeki çeşitli bitki gruplarıyla, dört mevsim olarak renk ve estetik          değerler kazandırabilecek ağaçlar kullanılmıştır. Bütün bu alanlar dışında          kemer içi ve kemer boyunda kanal, oturma alanları ve gezinti yolları birer          rekreasyon alanı olarak tasarlanmıştır. Su arıtmanın yanındaki alan ise,          tenis kortları ve çeşitli oyun etkinlikleri ile çokamaçlı oyun alanı olarak          genel Peyzaj içinde yer almaktadır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        1.200.000 m2 lik Kemer Country�nin 800.000 m2 lik bölümünü ev bahçeleri          oluşturmaktadır. Bu nedenle ev bahçelerinin Kemer�in genel Peyzaj karakteristiği          içinde çok önemli bir yeri vardır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Ev bahçeleri, evsahiplerinin kendi kullanım amaçlarına göre, istek ve gereksinimleriyle          doğru orantılı şekillenmiştir. Bahçelerin ölçeği ne olursa olsun, mutlaka          planlamaya gereksinim gösterir.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Bu nedenle, bahçe tasarımı mimari, bitkisel planlama ve uygulama anlamında          zengin bilgi ve deneyim gerektirir. Kemer Country�de ev bahçeleri türlü          etkinliklerin gerçekleştirilebileceği, işlevsel alanların estetik değerlerle          bütünleştiği bir mekân ve mekânlar topluluğu olarak ele alınmıştır. Bahçenin          mevcut durumu saptanmış, bölgenin doğal koşulları (toprak, su, sıcaklık,          yağış, iklim, eğim vb.) kullanıcının estetik değerleri ve işlevsellik de          tasarıma yansıtılmıştır.&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        Olması gerektiği gibi..&lt;br /&gt;       &lt;br /&gt;        &lt;b&gt;Yazan : &lt;/b&gt;Tuğçe CAN / Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-1120432624249546736?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/1120432624249546736/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=1120432624249546736' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1120432624249546736'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/1120432624249546736'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/kemer-country.html' title='Kemer Country'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-879529489719125669</id><published>2008-01-19T08:24:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:25:36.567-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye&apos;nin En Büyük Parkı Açılıyor'/><title type='text'>Türkiye'nin En Büyük Parkı Açılıyor</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;Türkiye'nin En Büyük Parkı Açılıyor&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;           &lt;/tr&gt;           &lt;tr&gt;             &lt;td height="25"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;             &lt;td height="25"&gt;             &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;               &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                 &lt;td&gt;&lt;b&gt;Yeşilin Tüm Renklerini Yunus Göleti�nde Birleştiriyor&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Büyükşehir Belediyesi, Piknik Alanları, Spor ve Kültürel Tesisler                  ve Çocuklar İçin �Masal Adası� ile Yeşilin Tüm Renklerini Yunus                  Göleti�nde Birleştiriyor&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Ankara Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma Daire Başkanlığı tarafından                  yaptırılan Yunus Göleti Ağustos ayında açılıyor.Sincan ve Eryamanlıların                  yeşil alan ve göl ihtiyacını karşılayacak olan Yunus Göleti aynı                  zamanda Türkiye�nin en büyük parkı olacak&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                &lt;b&gt;16.07.2003&lt;/b&gt; - Basın Yayın&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Sincan Fatih semti yanında bulunan 1 milyon 200 bin metrekare alana                  yapılan proje ile piknik alanları, spor ve kültürel alanlar ile                  yeşilin tüm renklerinin bezendiği bir doku oluşturuldu. Gençlik                  Parkı�nın 4 katı ve Altınpark�ın 2 katı büyüklüğündeki bu alan,                  yeşil alan olarak Başkent�e kazandırılıyor.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Altınpark�ın mimarı Ömer Tokcan tarafından projelendirilen Yunus                  Göleti, Ankaralıların ihtiyaç duyduğu büyük bir kentsel park özelliği                  taşıyor. Her yaştan ve sosyal kesimden kentli insanın doğa ile bütünleşeceği,                  büyük çoğunlukla açık, kapalı ve yarı açık mekanlar zinciri içinde                  tasarlanan proje içerisinde dinlenme, eğlence, sportif ve kültürel                  faaliyet alanları yeralıyor.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Çoçuklara "masal adası"&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Projenin yaklaşık olarak 650 bin metrekaresi yeşil alan, 329 bin                  metrekaresi yol ve meydan, 41 bin metrekaresi otopark alanı, 67                  bin metrekaresi yapı alanı, 100 bin metrekaresi su alanları ve 30                  bin metrekaresi Masal Adası olarak planlandı. 2 Etabı da bitme aşamasına                  gelen Yunus Göleti�nin 1. Etabında; 2 bin 800 metrekare alan içersinde                  bulunan 550 kişilik bir ana salon ve 2 küçük salondan oluşan rahat                  ve modern nikah salonları, göl ve 5 bin kişilik yarı açık göl anfisi,                  kıyı çay bahçesi, deniz ürünleri lokantası, fast food merkezleri,                  su depoları, toplam 14 tane giriş kulübesi, bin 700 metrelik bir                  kıyı şeridi ve ayrıca çocuklar için Nasrettin Hoca, Keloğlan, Red                  Kit, Şirinler, Gülliver, Asteriks, Taş Devri gibi masal ve çizgi                  kahramanlarının mekanlarında 12 çocuk sinema salonunun yeraldığı                  �Masal Adası� yapılıyor.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Büyük bir yönetim binasının bulunduğu 2. Etapta ise 350 kişilik                  bir konfrans salonu, toplantı, sergi, sinema ve tiyatro salonları,                  suni bir göl, özürlülerin de yararlanabileceği açık ve kapalı yüzme                  havuzları, kır kahvesi, kafeterya, fitness , piknik alanları, otoparklar                  ve geniş bir yeşil alan bulunuyor.&lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                Başkentliler , İstanbul çıkışı Ayaş Yolu üzerinde 12. kilometre                  üzerinde bulunan ve çift şeritli güzel bir otoyolla gidilebilen                  Yunus Göleti�ne, yapımı son hızla devam eden Sincan Metrosu�nun                  Gölet alanında bulunan bir istasyonu sayesinde de rahatlıkla ulaşabilecek.                &lt;br /&gt;               &lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Kaynakça : &lt;/b&gt;Ankara Büyükşehir Belediyesi                &lt;br /&gt;                &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt; Ferda Arkain (Peyzaj Mimarı- İ.Ü )&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-879529489719125669?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/879529489719125669/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=879529489719125669' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/879529489719125669'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/879529489719125669'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/trkiyenin-en-byk-park-alyor.html' title='Türkiye&apos;nin En Büyük Parkı Açılıyor'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-9005953610367503772</id><published>2008-01-19T08:24:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:25:18.191-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Avrupa&apos; da Kırevleri'/><title type='text'>Avrupa' da Kırevleri</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;Avrupa' da Kırevleri&lt;/b&gt; &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;           &lt;br /&gt;                        Avrupa�da kırevleri fiziksel yapıları ve       kullanışlı olmalarıyla çeşitlilik göstermesi ve      değişik sitilleriyle ön plana çıkmaktadır.venbsp; Bu yapılar � çevreyle       uyumlu      olarak yapılır ve iç mekanı rahatlık düşünülerek tasarlanır- kırsal kesimde      çalışan işçilerin oturduğu; ahşap veya küçük taşlarla inşa edilen, dam      örtüsü olarak saç veya saman kullanılan evlerdir. Yöresel olarak, bu evler      çevreyle kolayca kaynaşabilen yerel materyaller kullanılarak bölgede      bulunan inşaatçılar tarafından yapılmıştır.   &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                Modern bir bakış        açısıyla kırevleri, orijinal yapısını koruyan evlerin restore edilmesiyle        veya şömine, taş duvar, kiriş , kapı pencere ve kepenk gibi malzemelerin        özenli bir şekilde yeniden oluşturulmasıyla meydana gelmiştir.   &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;                                                                                  Dış Mekanlar Kırevlerinin yapılarının nasıl olması                            gerektiği konusunda insanların değişik fikirleri                            vardır. Örneğin Boston�daki modern bir aileye göre                            kusursuz bir kırevi ekolojik yönden verimli                            toprakların çevresinde olan ve okul ve dükkanlara                            yakın olmayan ahşap kulübelerdir. Stockholm�da                            varoşlarda yaşayanların tercihi kent havası veren,                            hayatı kolaylaştıran kullanışlı modern küçük evlerdir.                            Milan�da kent hayatından bıkmış insanlar kentten izole                            edilmiş bir şekilde dağ eteklerinde yaşamak isterler.                                                 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                         Genel olarak insanlar kırsal çevrede veya                     tarımsal çevreye uygun alanlarda sakin bir hayat yaşamak                     isterler. Bu genel istek coğrafik sınırlara göre bina                     sitillerinin zengin çeşitliliğine olanak sağlar. 20.yy ın sonunda; zanaatkarlar içinden                     marangoz ve duvar ustaları bir kez daha talep gördüler. Aynı                     zamanda dış cephelerin yarı ahşap olması, çatı penceresi,                     kırsal mutfaklar vs. ev dekorasyonunda standart elemanlar                     haline gelmiştir &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                &lt;b&gt;                               Kırevleri ve Peyzaj&lt;/b&gt;    &lt;br /&gt;                                                                                                                                                                                                                                                                    Yöresel yapılar arasında -en                               eskilerinin- geleneksel özellikleri uzun süre                               ayakta kalabilecek şekilde dayanıklı olmasıdır.                                            &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                                                             Bu yapılar kayalık zemin üzerine                               oturtulmuştur. Birçok gökdelenin dizayn süreci                               bölgesel yapıların dayanıklılığından esinlenilerek                               yapılmaktadır. Renkli yapılmalarının dışında                               kolayca fark edilmezler. Dış cepheleri doğaya                               uyumlu olarak renklendirilmiştir.                                                                                            &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                               İngiltere�de çiftlik ve kırevleri                               yapımında Cumbrian taşı denen özel taşlar                               kullanılmaktadır. Fransa�da çiftlik evlerinde ise                               çatı yapımında (Roman tiles) olarak adlandırılan                               materyaller kullanılmaktadır. Bölgede zayıf veya az                               sayıda taş varsa ahşap malzeme kullanılarak evler                               inşa edilir. Greenada adasında ise evlerin dış                               cepheleri manzaraya uygun olarak                               renklendirilmektedir.                     &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                                 Yerel Materyaller                       Bölgesel                     özellikler göz önüne alınarak inşa edilmiş ve buna göre                     dekore edilmiş olan Kennixon�daki 17. yy a ait bu evler Welsh                     Folk Müzesi�nin öncülüğüyle bakıma ve korunmaya alınmıştır.                      Bölgesel yapılar yerel iklim ve koşullara uyum sağlayacak                       şekilde, mimarların yardımı olmadan yapılmışlardır.                       Ahşaptan yapılmış bu yapılarda yöresel yapıların dekore                       edilme geleneğini ve renklerin hassas bir şekilde                       kullanımını yansıtmaktadır.                                                             &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                           Ucuz ve seri üretilen yapı malzemelerinin                              kullanılması, bölgesel geleneği beraberinde                              getirmiştir. Yeni fikir ve materyallerin kullanımı                              (çatılar, şömineler, bacalara yerleştirilen                              saksılar, çatı altlarında yapılan üç köseli                              duvarlar) bazı bölgeleri birbirinden ayırmaktadır                                 &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                                               İşlemeli kapılar, taş tahta çatılar,                              eski moda bacalar ve bacalara yerleştirilen saksılar                              bir kırevinin ne zaman yapıldığına dair ipucu verir. Fransa�nın Massif Central bölgesinde                              bazı eski çiftlik evlerinde çatılar dik eğimlidir ve                              balçık kiremitten oluşmuştur. Bazılarında ise dam                              örtüsü olarak saz veya saman kullanılmıştır.                              Dolayısıyla evlerin ayırt edilmesinde çatılar baz                              olarak alınmamalıdır.                                    &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;                                                                                            Bir kırevi ilk bakışta keyifli bir                              tecrübe olabilir. Antik girişi çevreleyen güller                              sizi zarif bir şekilde selamlar. Binanın yan                              duvarını örten mor salkım, sıcacık bir giriş kimin                              hayallerini süslemez ki?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                         &lt;b&gt;  Kaynakça:  &lt;/b&gt;                                                            The Perfect Country Cottage (Bill LAWS)                 &lt;br /&gt;                                                            &lt;b&gt;Derleme:&lt;/b&gt;                  R.            Duygu ÇAY / Peyzaj Mimarı A.İ.B.Ü. 2001&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-9005953610367503772?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/9005953610367503772/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=9005953610367503772' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/9005953610367503772'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/9005953610367503772'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/avrupa-da-krevleri.html' title='Avrupa&apos; da Kırevleri'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-4242478477866271692</id><published>2008-01-19T08:24:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:24:54.735-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kenosha'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A.b.d'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Harborpark'/><title type='text'>Harborpark, Kenosha, A.b.d</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;                               Harborpark, Kenosha, A.b.d                              &lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                 &lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                 Michigan Gölü                kıyısı&lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                                 Harborpark                alanı; planlanmış bir ticaret bölgesi, yeni bir müze ve konut                alanını kapsayan bir park-açık alan sistemi. Park ve açık alanın                birlikteliği ile konutlar, müze, marina, liman ve elektrikli                ulaşım araçlarının biraraya gelmesi her yıl yüz binlerce                ziyaretçiyi bölgeye çekmekte. &lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                Ulaşım ve                Bağlantılar: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;                                 Ulaşım ve                bağlantılar çok iyi düzenlenmiş. Araba, otobüs, elektrikli otobüs,                bisiklet, roller-blade ve kay kay kullanarak ya da yürüyerek alana                ulaşmak mümkün. Alan çevre mahallelere bisiklet yolu, sokaklar ve                su yoluyla bağlanıyor.&lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                Rahatlık ve                Görünüm: &lt;/b&gt;                 &lt;br /&gt;                                  Alan yeterli ve rahat otopark yanında gezinti ve rekreasyon                güzergahlarına yakın ulaşım noktaları da sunmakta. Alan içerisinde                antik banklarla çeşitli oturma seçenekleri oluşturulmuş.                Işıklandırma, çevre parklar ve kent merkezi ile kontrast                oluşturacak şekilde, millerce uzaktan göze çarpmakta. Yer                döşemesinde kullanılan Betonun etkisini yumuşatmak amacıyla tuğla                kullanılmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oluşturulan meydanlarla ziyaretçilere, biraraya                toplanma veya özel günlerde gösteriler yapan sanatçıları izleme                olanağı verilmiş. Ayrıca marina ile alana denizciliği çağrıştıran                bir renk katılmış.&lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                Kullanım ve                Aktiviteler: &lt;/b&gt;                 &lt;br /&gt;                                  Michigan Gölü; turistler, kayığı olanlar, balıkçılar ve rekreatif                amaçlı kullanıcılar için doğal bir cennet. İnsanlar marinadan;                balık tutma, kayıkların muhafazası ve yaz mevsimine has pek çok                faaliyet için faydalanmakta. Yılın her ayında etrafta gezinen,                paten kayan, bisiklete binen veya yürüyüş yapan insanlara                rastlanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alan aynı zamanda birçok özel gün için de merkez                durumunda. Her hafta sonu formal Wolfenbuttel çiçek bahçelerinde                düğün törenleri düzenlenmekte. Alan, otoyol ve raylı sistemleri de                kapsayan bir ağla yerel halkın kullanımına sunulmuş. İnteraktif su                elemanı, oyun ve rekreasyon alanları çocuklar ve gençlere yönelik                aktiviteleri barındırmakta. Alan içerisinde, ziyaretçiler için                ilgi çekici noktalarda sanatsal etkinlikler (public art) de                düzenlenmekte.&lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;                               &lt;br /&gt;                               &lt;br /&gt;                               &lt;br /&gt;                              &lt;b&gt; Kaynak:                &lt;/b&gt;                Project For Public Spaces &lt;br /&gt;                                              &lt;b&gt;Çeviri :&lt;/b&gt; Berfu KARAMAN  &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-4242478477866271692?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/4242478477866271692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=4242478477866271692' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4242478477866271692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4242478477866271692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/harborpark-kenosha-abd.html' title='Harborpark, Kenosha, A.b.d'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-3655548769363226431</id><published>2008-01-19T08:20:00.006-08:00</published><updated>2008-01-19T08:24:25.631-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paris&apos; te küçük bir Çocuk Oyun Parkı'/><title type='text'>Paris' te küçük bir Çocuk Oyun Parkı</title><content type='html'>&lt;b&gt;Paris' te küçük bir Çocuk Oyun Parkı&lt;/b&gt;                            &lt;b&gt;         &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;        Paris 'e geleli 3 gün  olmuştu. Notre Damme Kilisesi'ni gezmiştik ve onca merdivenden sonra dinlenecek  ve yemek yiyecek bir yer arıyorduk; saat akşam 6: 30 sularıydı.. Paris'in bizim  için en kötü yanı damak tadımıza uygun yiyecekler bulamamızdı. Belki bir Türk  lokantası buluruz ümidiyle Notre Damme 'ın arka sokaklarında gezinirken harika  birşey oldu! Sonunda bir market görmüştük. Harika birşeydi bu çünkü Paris'in  merkezinde bakkal, market görmek mümkün değildi. Ama sonunda gizemli yollardan  geçerek bulmuştuk marketimizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bol kalorili bisküvileri , çikolataları, gazlı  içecekleri, meyveleri çantalarımıza doldurup örümcek ağından daha da karışık  metroya dalmak üzereyken birşey gözüme çarptı. Orada , ağaçların arkasında küçük  bir park vardı. Eşime "hadi şu parkta dinlenelim, hem yemek yeriz hem de ben  biraz fotoğraf çekerim" dedim. Bu Paris'te küçük bir parkın hikayesi; belki  küçük ama şirin bir park...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade, yeşil bir kapıdan içeri girdik. Şöyle bir  çevreye baktım , park tamamen demir parmaklıklarla çevriliydi. Nedeni: oyun  alanının küçük beylere ve hanımefendilere hizmet vermesiydi ve dışarıda yoğun  bir trafik vardı. Koşuyolu'nda oğlum Mert'i götürdüğümüz park da ahşap çitlerle  çevriliydi ama kapıları yoktu. Ayrıca firar edecekler için birçok kaçış noktası  mevcuttu. Ah bu yaramazlar....Tehlike nerde onlar orada! Kapı ve demir parmaklıklar doğru  fikir    Ordaki tabela neymiş bakiim? Sanırım park kuralları. Fransız' cam malesef "0".  Birkaç kelime öğrendim gerçi; bonjour, bonsoir..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakültenin 2nci sınıfında okurken  bir gece bir rüya görmüştüm. Kendi yaptığım bir parkta bir bankta oturuyorum.  Ayağımın altında bir pedala basıyorum, pedal dik bir demiri çeviriyor,  gözlerimle demirin üzerinde ucuna doğru yol alıyorum ve bir bakıyorum ki atlı  karıncaya benzer birşey hareket ediyor.Üstünde oturan çocuk neşeyle bana bakıp  gülümsüyor...Evet! Yandaki resimdeki güzel oyuncakları görünce bu rüya canlandı  kafamda. Çok basit ama güzel. Bu detayların fazlasını ülkemizde görmek mümkün  ama ben bu gördüğümde duyduğum samimiyeti dile getirmek isterim&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birşeye dikkatinizi çekmek istiyorum: EĞİM! Kaydırağın eğimi çok mantıklı;  ucuna doğru eğim sıfıra yaklaşıyor. Bizdeki kaydıraklarda çocuk 1 metre uçup  sonra yere konuyor. OĞLUM UÇUYOOOR !!! Çok ciddiyim. Bu eğime dikkat  bence. Ikinci nokta merdivenler. Küçük bacaklar için uygun. Yine kıyaslayacağım  malesef - bizdekilere ben tırmanamıyorum ama Mert her nasılsa çözdü olayı. bravo  oğluşuma. Üçüncü dikkat çekici detay kaydırağın başlangıcındaki paravanlar.  Kaymaya başlamadan önce dengeyi kaybedip düşmemek için. Güzel. Etrafında dönelim  biraz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı  oyun elemanına 5 adım yandan bakıyoruz. Arkadaki pano mıknatıslı bir oyun. Daha  önce görmediğim için oyunun kurallarını bilmiyorum. Zemin bizdeki gibi kum  değil. Kauçuk! Yürürken esniyor ve harika bir yumuşaklık hissediyorsunuz. Aklıma  okulda okuduğumuz bir dersten notlar geldi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abraham Moscow'un ihtiyaç  piramidiyle ilgiliydi dersimiz. . Hocamız şunları söyledi konuyu anlamamız  için"eğer açlık çeken bir yere havuz yaparsanız ertesi gün o havuzun bütün  taşlarını halk söker; eğer yüksek gelirlilerin yaşadığı yere bir park yaparsanız  daha fazlasını isterler, örneğin bir anfi tiyatro". Abraham Moscow entellektüel  ihtiyaçlardan önce barınma, güvenlik , meslek, sosyal statü - kendini kabul  ettirmenin geldiğini savunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peyzaj Mimarisinin ürünleri her ne kadar toplum için elzem de olsa yaşanılan  hayatların zorluğu bu ürünleri hakaret olarak görmeye kadar varabiliyor. Yani  vatandaş yiyecek ekmek bulamazken evinin önüne yapılan parktaki havuzun ışıkları  , tabelaları yer döşemeleri kendisini aşağılarmışcasına üzerine gidiyor...sonuç:  parkta yoğun imha.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu benim teorim değil. Hocamızın söyledikleri ve buna  katılıyorum hatta şahit oluyorum. Bu sözlerin üzerine şöyle bir soru soruldu  hocamıza : " peki ne yapalım? parkı yapmayalım mı ? ya da nasıl bir park  yapalım?" Cevap şöyleydi: " En iyisini yapmaya devam edeceksiniz. O kişiler  bunun onlar için iyi olduğunu anlayana kadar..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eveet  bir 4 adım daha attım ve deklanşöre bastım. Ahşap işçiliği gerçekten güzel. Meşe  kullanılmış.Tırmanma ipi dağcıların kullandıklarına benzer polyester bir  halat. Etrafında biraz daha dönüyorum; Tırmanma ipinin olduğu yerde tutunma barları  var. Asma köprü ve tırmanma ağı güvenli görünüyor. Yükseklikler  abartılmamış..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;b&gt; Son söz&lt;/b&gt;  : Gitme vaktinin geldiğini farkettik. Bu park ,etrafındaki  ağaçlarla , içindeki insanlarla, tüm sadeliğiyle bize huzur verdi. Kendimizi  evimizde gibi hissetmemizi sağladı. Bir ressam yaptığı eserine o anlardaki  duygularını görünmez bir fırçayla kazır. Bizler bakınca hissederiz o duyguları.  Tarif etmek güçtür; sihirli bir şeydir bu. Bu park da onu yapan ellerin ve  içinde yaşayanların duygularını bize yansıttı. &lt;br /&gt;   Paris'te küçük bir parkta geçen kısa zamanın notlarıydı  bunlar..&lt;br /&gt;             30/10/2002 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;   &lt;b&gt; Yazan :&lt;/b&gt;            Cenk Çağdaş    ( İ.Ü/Peyzaj mimarı )&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-3655548769363226431?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/3655548769363226431/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=3655548769363226431' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3655548769363226431'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3655548769363226431'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/paris-te-kk-bir-ocuk-oyun-park.html' title='Paris&apos; te küçük bir Çocuk Oyun Parkı'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6379322170553628188</id><published>2008-01-19T08:20:00.005-08:00</published><updated>2008-01-19T08:24:00.749-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Circular Quay'/><title type='text'>Circular Quay</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="PeyzajHaber"&gt;&lt;b&gt;                Circular Quay&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                                 &lt;br /&gt;Sidney Opera                House ve şehir merkezi yakınındaki sahil bandı, Sidney,                Avustralya.                 (Resim: 1,2,3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                Quay; bir uçtan                Jorn Utzon�un meşhur Sidney Opera House�una, diğer uçtan da                Sidney�in tarihi �orijinal köy� halini teşkil eden The Rocks�a                bağlanmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Feribot, metro, tren ve otobüslerin varış/kalkış                noktası olarak da Quay, turistler ve diğer kullanıcılar için bir                transfer merkezi olarak görev yapmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Aynı zamanda önemli                turistik mekanlar arasında yayalar için bir bağlantı yoludur.                Sahil boyunca yeme-içme mekanları, balık, ekmek, et, şarap vb                satış standları bulunmaktadır  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Ulaşım ve Bağlantılar &lt;/b&gt;                Quay�in yerel halk için cazibesi, merkezi iş bölgesi için                başlıca geçiş aksı olmasında saklı. Sidney Körfezi�nin karşı                kıyısında yaşayanların büyük kısmı işe gitmek için feribot                kullanmakta. Estetik ve pratik özellikleriyle Quay, rıhtım ve kent                merkezi arasında önemli bir geçiş alanıdır &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Rahatlık ve Görünüm &lt;/b&gt;                Quay, rahat ve iyi bakımlı alanlarıyla hem turistlere hem                de yerel halka hizmet vermekte. Küçük kafeler ve restoranlar hafif                menüleriyle, zaman zaman sahil boyunca yerleştirilmiş bank ve                duvarları da tercih eden, ofis çalışanlarına hitap etmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokak                çalgıcıları, harikulade manzarası ve Writer�s Walk (Peter Carey,                Miles Franklin ve Germaine Greer gibi ünlü Avustralyalı yazarların                ve Charles Darwin, Joseph Conrad, Mark Twain gibi Avustralya�yla                ilgilenmiş diğer ünlülerin anılarına plaketlerin bulunduğu bir                yürüme yolu) gibi özellikleriyle Quay, turistlerin ve ailelerin                ilgisini çekmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt; Hotel de Ville&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Place de                Greve, Paris, Fransa.                 (Resim: 4,5,6,7,8)                                   Meydan; bu sıradışı şehri canlandıran bağlantıları ve tarihi ile önemli bir                sosyal, kültürel ve kamu alanıdır. Her ziyaret içerisinde, alanda                mevcut aktiviteler göre bir sürprizi barındırmakta. Kışın ücretsiz                kullanılan paten alanı, diğer zamanlarda fuar alanları, çocuklar                için spor alanı vb aktivitelerden faydalanmak mümkün  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;b&gt;                               Ulaşım ve Bağlantılar &lt;/b&gt;                 Seine ve Rue de Rivoli boyunca merkezde yer alan meydan, Paris�in                önemli birçok mahallesine yürüyüş mesafesinde ve meşhur bir                mağazanın da hemen yanında. Alan içerisindeki aktiviteler de alan                içinden/dışından birçok noktadan görülebilmekte  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;b&gt;                               Rahatlık ve Görünüm &lt;/b&gt;                 Büyük ve esnek bir açık alan olan meydan, görkemli Rönesans stili                bir binanın önünde yer almakta ve çok sayıda ilgi çekici detay                içermekte &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;               &lt;b&gt;                               Kullanım ve Aktiviteler &lt;/b&gt;                 Alan, Paris�in vitrini niteliğinde. Ayrıca meydan, alışverişin                kalbinin attığı bir merkez ve kültürel ve turistik güzergahlara da                oldukça yakın  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt;                Sosyabilite &lt;/b&gt;                Meydan genellikle ailelerin, çocukların ve yaşlıların                kullanımında. Aynı zamanda turistler, yerel halk ve her çeşit                kullanıcı için de önemli bir toplanma/buluşma alanı konumunda &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 &lt;b&gt;Kaynakça:                   &lt;/b&gt;                  Project For                  Public Spaces &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                 &lt;b&gt;Çeviri                                :&lt;/b&gt; Berfu Karaman (Peyzaj Mimarı- İ.Ü )&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-6379322170553628188?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/6379322170553628188/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=6379322170553628188' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6379322170553628188'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/6379322170553628188'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/circular-quay.html' title='Circular Quay'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2584772465814074782</id><published>2008-01-19T08:20:00.004-08:00</published><updated>2008-01-19T08:23:29.410-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Golf Klübünden AltınPark&apos;a...'/><title type='text'>Golf Klübünden AltınPark'a...</title><content type='html'>&lt;table align="center" border="0" cellpadding="1" cellspacing="0" height="734" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;  Golf Klübünden AltınPark'a...&lt;/b&gt;  &lt;b&gt;               &lt;/b&gt;               &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="105"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                                         &lt;br /&gt;                  1936' ların Ankarasında, kentin hayli uzağında kabul edilen bu alan,                    Atatürk'ün imzasını taşıyan 5591 sayılı bakanlar kurulu kararı                    ile golf alanı olarak Ankara İmar Planına dahil edilmiştir.                    Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Altınsoy'un talimatıyla                    1985 yılında açılan proje yarışması sonucu Birincilik ödülünü                    alan Önder Tokcan, Hulusi I.Gönül ve C.İlder Tokcan'ın                    gerçekleştirdikleri projenin uygulamasına 1987 yılında                    geçilmiştir&lt;br /&gt;                                       &lt;br /&gt;1993 Mayısına kadar geçen süre içerisinde yönetim binaları, Uluslararası Fuar Merkezi, Bilim Merkezi, Kültür merkezi, Kapalı ve Açık Spor Alanları, Açık ve yarı açık gösteri anfileri, Türk, İtalyan ve Çin lokantaları, Türk Sokağı ve Tepe hanından oluşan bölüm, gölet ve bahçeler, üretim seraları, revir, itfaiye ve atelyeler grubu, at tavlası tamamlanarak ziyarete açılmıştır.&lt;br /&gt;                   &lt;br /&gt;Adını bağlı bulunduğu Altındağ İlçesi ile projenin öncülüğünü                    yapan Mehmet Altınsoy'dan alan Altınpark, 1994 Mart ayından                    itibaren gelişmesini sürdürmüş, o tarihten itibaren yönetimi                    devralan Büyükşehir Belediye Başkanı İ.Melih Gökçek'in yakın                    ilgisiyle Olimpik Yüzme Havuzu ve diğer tesisler tamamlanmış,                    yeşil alanların bakımı ve büyük eksikliği hissedilen                    ağaçlandırmaya ağırlık verilerek bugün Ankara'nın en güzel                    parkı olma özelliğine sahip olmuştur.. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                        &lt;b&gt; Gezinti ve eğlence&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ziyaretçilerin                    memnuniyeti için en ince ayrıntıların profesyonelce                    düşünüldüğü AltınPark'ı gezerken kendinizi; kentin içinde,                    temiz havası, göz kamaştıran renklere sahip çiçekleri ve                    yeşili, havuzları ile doğal bir ortamın serinliğinde                    bulursunuz. Çeşitli Fuar, Organizasyon ve Konserlere ev                    sahipliği yapan, Başkentin ve Türkiye'nin en büyük rekreasyon                    alany olan AltınPark, bir çok Sosyal ve Spor Tesisleri, Piknik                    Alanları, Çocuk Parkları, Lokanta ve Restorantları, Çay                    Bahçeleri ve Kafeteryaları ile dört mevsim gece-gündüz gezmeye                    doyamayacağınız eşsiz bir mekandır�&lt;br /&gt;                                      &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt; Fuar Merkezi &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  AltınPark'ta bulunan EXPO- A ve B salonlarında                    gerçekleştirilen fuarlar, organizasyon, sergi ve kültür                    etkinliklerinin yanı sıra; Göl Tiyatrosu, Ana Meydan ve                    Anfilerde Halk Konserleri düzenlenmektedir. Ayrıca yaz                    mevsiminde AltınPark Ana Meydan'da kurulan Panayırda birçok                    ürün satışa sunulmaktadır&lt;br /&gt;                                      &lt;br /&gt;                           &lt;b&gt; Lokanta ve Restorantlar &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  AltınPark, damak zevkine önem verenler için de eşsiz                    bir mekandır. Hemen hemen bütün yemek ve tatlı çeşitlerini                    tadabileceğiniz gibi, yöresel lezzetler de hizmetinize                    sunulmuştur. Yörük çadırında; hiçbir yerde bulamayacağınız                    Yörük Pilavı, Yörük Kavurması, Yörük Dürümünü tadabilir,                    İtalyan Restaurant'ta Akdeniz mutfağından Spagetti ve makarna                    çeşitlerini değişik soslarla tadabilir, Wangchao Çin                    Lokantasında Çin Mutfağından çeşitli kara ve deniz ürünlerini                    de tadabilirsiniz. Bunların yanı sıra AltınBahçe Park                    Restaurant, Rıhtım Restaurant ve Dede Efendi Lokantası Türk                    mutfağından çeşitli yemek ve tatlıları da damak zevkinize                    sunmaktadır&lt;br /&gt;                                      &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;                       Kafeteryalar, Çay Bahçeleri, Büfeler &lt;/b&gt;                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AltınPark'ın doğal                    ortamında, benzersiz manzaralar eşliğinde Çay Bahçelerimizde                    oturabilir, Kafeteryalarymızda çeşitli gözleme, mantı, köfte                    ve tost çeşitlerini tadabilir, büfelerden ihtiyaçlarınızı                    karşılayabilirsiniz&lt;br /&gt;                                      &lt;br /&gt;                  &lt;b&gt; Piknik Alanları&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  &lt;/b&gt;AltınPark'ta hazır lokanta, cafeterya ve büfelerin                    yanı sıra mangal yakmamak koşuluyla piknik yapabilirsiniz�&lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt;                   &lt;/td&gt;                 &lt;/tr&gt;               &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;               &lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;                      &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;Anfa Peyzaj birimi&lt;br /&gt;                  &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt;  Hakan Korgavuş / Peyzaj Mimarı&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2584772465814074782?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2584772465814074782/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2584772465814074782' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2584772465814074782'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2584772465814074782'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/golf-klbnden-altnparka.html' title='Golf Klübünden AltınPark&apos;a...'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-2084011440728268455</id><published>2008-01-19T08:20:00.003-08:00</published><updated>2008-01-19T08:22:25.433-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duluth Town Green'/><title type='text'>Duluth Town Green</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;                               Duluth Town Green&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                &lt;br /&gt;                  3578 West Lawrenceville Street, Duluth, GA, ABD&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Town Green,                parkın merkezinde Viktorya stili bir halk merkezi binası ve büyük                bir sahne ile son bulan, birbirini takip eden yeşil teraslardan                oluşuyor. Parkın her noktasından görülebilen sahnenin, üstü açık                oturma alanı 10.000 kişi kapasiteli. Büyük sahnenin tam                karşısında bulunan amfi şeklindeki oturma alanının merkezinde,                daha ufak çaplı aktivitelere yönelik tasarlanmış yuvarlak ve daha                küçük bir sahne bulunmakta. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                 Ulaşım ve Bağlantılar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Town Green                şehrin iş merkezinin ortasında yer almakta ve etrafı Main                Caddesi�ndeki dükkanların arka duvarları, apartmanlar, Taylor Park                ve Şehir Merkezi ile çevrili. Şehir Merkezi�nin önü ile Town Green                arasından doğu-batı arası ana ulaşım bağlantısı sağlanmakta. Bu                nedenle Town Green�in hafif bir meyille alçalan çim alanları ve                muhteşem fıskiyesi Duluth�dan geçen herkes tarafından mutlaka                görülmekte. Şehirden gelen kaldırımlar parkın içindeki oval                biçimli yaya yoluna ve bu yol da parkın merkezindeki interaktif                fıskiyeye bağlanmakta. Park içi dolaşım, kullanıcıların fıskiyeyi                mutlaka görecekleri ya da etkileşimde bulunacakları biçimde                tasarlanmış. Yerel konut alanları parka kaldırımlarla bağlanmış.                Parkın ana duvarları, festivallere veya çeşitli aktivitelere                hazırlanırken üzerlerinde araç kullanımını da sağlamak amacıyla                güçlendirilmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                 Rahatlık ve Görünüm&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Parka                girildiğinde fıskiye her açıdan görülmekte. Suyun sesi de parkın                içinde her noktaya ulaşıyor. Amfinin merkezindeki küçük sahne de                her noktadan izlenebiliyor. Amfi, bir tiyatro olarak inşaa edilmiş                fakat buna karşın boş olduğu zamanlarda bomboş bir sahne izlenimi                de vermiyor. İnsanlar amfiyi piknikler, partiler için ve                güneşlenme alanı olarak da kullanıyorlar. Parktaki tüm duvarlar,                kalabalık aktivitelerde oturma yeri işlevi de görsün diye 45 cm                yüksekliğinde yapılmış. Fakat duvarlar aralıksız devam etmiyorlar.                Duvarlar arasında, kullanıcıların sandalye koyması, minderlerini                getirip oturabilmesi vs için aralıklar bırakılmış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Caddenin                tam karşısında polis merkezi bulunmakta. Ayrıca alan içerisinde                Town Green�e özel olarak bisikletli ve atlı polisler de                görevlendirilmiş. Ayrıca alan yollarla, trafik keşmekeşi ile                çevrilmediği için de güvenlik ve rahatlık hissi oldukça yoğun.                Alan, merkeze doğru hafif meyille inen çim alanlarla çevrili.                Anneler de parkta oynayan çocuklarının güvenliği konusunda son                derece rahatlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;                 Kullanım ve Aktiviteler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Town Green                inşaa edileli 1 yıldan biraz fazla oluyor. Bu sürede Park�ın kent                kimliği ve halk üzerinde olumlu yönde belirgin etkileri olmuş.                Tamamlandığı tarihten bu yana alanda, halkın uzun süre etkisinde                kaldığı değişik çaplarda çok sayıda aktivite düzenlenmiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                         3 günlük                  Sonbahar Festivali�nin 40.000 ziyaretçi çekeceği tahmin                  ediliyor. Alanda 100�den fazla çadır ve yiyecek servisi yer                  alacak. Amfi tiyatro da konuklara aralıksız eğlence sunacak.                                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                     Alanda,                  10.000�in üzerinde insanı çeken konserler ve aktiviteler                  düzenleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                           Alanda                  düğünler, aile toplantıları ve doğum günü partileri                  düzenleniyor. İnteraktif                  fıskiye, gençler ve çocuklar tarafından çok daha çekici                  bulunuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                          Aileler                  toplu Noel fotoğrafları için alanı tercih ediyorlar.                   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                        İlkokul                  öğrencilerinin gösterileri ve liselilerin mezuniyet törenleri de                  alanda düzenleniyor.                                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                     Yerel                  tiyatro ekibi yıl boyunca oyunlar sergiliyor.                                                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Orkestra                  öğrencileri keman derslerinden önce gazeboya gelip                  egzersizlerini yapıyorlar.                                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                     Bayramlarda                  kutlamalar ve havai fişek gösterileri yapılıyor.                                                       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                    Kışın 3 ay                  boyunca binlerce ziyaretçiyi çeken buz pateni pisti oluşturulmuş                  ve Winter Wonderland Karnaval�ı düzenlenmiş.                   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                        Yaz boyu                  her gece yazlık sinemada filmler gösterilmiş.                 &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                &lt;b&gt;                Sosyabilite&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                               Town Green                kent dışında yaşayan kitleyi merkeze çekmekte ve bir halk olarak                insanların etkileşim içerisinde bulunmasını sağlamakta. Eskiden                tamirci dükkanlarından ve ufak bir cep parkından ibaret olan alan                artık yeşil bir cennet. Yalnızken de bir grupla birlikteyken de                Town Green�de yapılabilecek birşeyler daima var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt; Kaynak:                &lt;/b&gt;                Project For Public Spaces&lt;br /&gt;                                              &lt;b&gt;Çeviri :&lt;/b&gt; Berfu Karaman / Peyzaj Mimarı- İ.Ü&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-2084011440728268455?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/2084011440728268455/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=2084011440728268455' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2084011440728268455'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/2084011440728268455'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/duluth-town-green.html' title='Duluth Town Green'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-4247515221080227562</id><published>2008-01-19T08:20:00.002-08:00</published><updated>2008-01-19T08:22:01.530-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Williams Meydanı/ Las Colinas - Teksas'/><title type='text'>Williams Meydanı/ Las Colinas - Teksas</title><content type='html'>&lt;b&gt;Williams Meydanı/ Las Colinas - Teksas &lt;/b&gt;                                                                                         &lt;br /&gt;                                                                                                             &lt;b&gt;Mimarı                    Proje:&lt;/b&gt; Skidmore Owings ve Merrill - SWA Group &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;b&gt;Proje geliştirme: &lt;/b&gt;Southland Menkul Kıymetler Şti.                     &lt;b&gt;  &lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;                Ödüller: &lt;/b&gt;ASLA Ulusal Onur ödülü, ASLA Teksas yetenek                    ödülü        &lt;br /&gt;            &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;                    Fotoğraflar:&lt;/b&gt; Tom Fox                     Williams                    Meydanı, SWA Group tarafından planlanmıştır. Swa, Las Collinas                    Merkezinin ortasında konumlanan, bu ödül kazanmış olan                    meydanın yerleşim planı, Peyzaj tasarım hizmetleri ve heykel                    işlerini üstlendi. Robert Glan tarafından tasarlanan, ince                    işçilikle detaylandırılmış bronz wahşi MUSTANG atların, akan                    bir nehir boyunca uzanan geniş meydanda dörtnala koştuğu                    izlenimi verdiği düzenleme, Texas doku ve Peyzajından                    gelen mirası sembolize etmektedir. Tamamlandıktan sonra çok                    tanınmış bir yer haline gelen bu meydan, Dallas bölgesini                    oluşturan kimliğin bir parçası haline gelmiştir.                   &lt;br /&gt;  &lt;b&gt;Resim 1:&lt;/b&gt; Williams                    Meydanı'nın genel görünüşü                     &lt;b&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Resim 2:&lt;/b&gt;                    Suyun etkisi ile güçlendirilen canlandırma ve bunun                    düzenlemeye kazandırdığı dinamizm                      &lt;br /&gt;&lt;br /&gt; &lt;b&gt;Resim3: &lt;/b&gt;Mustang atlarından bir detay. Bronz işçiliğin kalitesine dair.                                        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                   &lt;b&gt;Kaynak: &lt;/b&gt;                     SWA GROUP /                    Tasarım Group                                        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Derleme: &lt;/b&gt;                                        HakanKorgavuş(İ-Ü/P.m-90)                                        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                                                                                 &lt;b&gt;WILLIAMS SQARE/ LAS COLINAS- TEXAS  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                  Architect: &lt;/b&gt;Skidmore Owings ve Merrill - SWA Group&lt;br /&gt;                                   &lt;br /&gt;   &lt;b&gt;                   Developer: &lt;/b&gt;Southland                                        Investment                    Company                                      &lt;br /&gt;                  &lt;br /&gt; &lt;b&gt;Awards: &lt;/b&gt;ASLA                    Nationsl Honor Award, ASLA Texas Merit Award &lt;br /&gt;                                 &lt;br /&gt;     SWA group                    privded site planning, hardscape/ landscape design services                    and sculpture planning for this dramatic, award-winning plaza                    in the  of the planted community of Las Colinas.                    Beautifully detailed bronze wild mustangs by sculptor Robert                    Glen gallop across the open granite plaza through a running                    stream, symbolizing the herigtage of the Texas landscape.                    Since its completion this tableau has become a celebrated                    landmark and is now pavt of the identity of the Dallas region.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-4247515221080227562?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/4247515221080227562/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=4247515221080227562' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4247515221080227562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/4247515221080227562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/williams-meydan-las-colinas-teksas.html' title='Williams Meydanı/ Las Colinas - Teksas'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-3111410724850673616</id><published>2008-01-19T08:20:00.001-08:00</published><updated>2008-01-19T08:21:40.510-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Chiswick parkı'/><title type='text'>Chiswick parkı</title><content type='html'>&lt;table border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" height="100%" width="100%"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="peyzajhaber"&gt;&lt;b&gt;                               Chiswick parkı&lt;/b&gt;&lt;/td&gt;             &lt;/tr&gt;             &lt;tr&gt;               &lt;td height="25"&gt;              &lt;br /&gt;&lt;/td&gt;               &lt;td height="25"&gt;               &lt;table align="center" border="0" cellpadding="0" cellspacing="0" width="98%"&gt;                 &lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;                   &lt;td&gt;                &lt;br /&gt;                  Chiswick Parkı, Londra'nın merkezine yakın                geliştirilen ve mimari tasarımını Richard Rogers'ın yaptığı ofis                bölgesinin içinde yer alan bir bahçe olarak adlandırılabilir.                Chiswick Parkı'nın tasarımı West8 tarafından yapılmış&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 Chiswick Parkı, Londra'nın merkezine yakın                geliştirilen ve mimari tasarımını Richard Rogers'ın yaptığı ofis                bölgesinin içinde yer alan bir bahçe olarak adlandırılabilir. West                8'in tasarıma yaklaşımı, İç Bahçe ve Dış Peyzaj olarak net bir                şekilde ikiye ayrılabilir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 İç Bahçe, binaların önünde ve arsanın                merkezinde yer alıyor. Burası, Monet'in tablolarına, 19 yy'daki                Çin etkileşimlerine cevap verebilecek nitelikte. Bahçede                nilüferler, kemerli ahşap köprü, ahşap yürüyüş yolu, taşlar,                çimenler, kozalıklı ağaçlar bulunuyor. İç Bahçenin en önemli                özelliği, doğal malzeme ve kırmızı renk kullanılmış olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Bahçe tasarımında taşlar, mimari öğe, heykelsi obje olarak                kullanılmış. Merkezde bulunan göl şelale ile ikiye ayrılıyor.                Ahşap yürüyüş yolu ve ahşap köprü bahçeyi izlemek için stratejik                bir nokta oluşturuyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Dış Peyzaj, İç Bahçe'nin aksine basit ve fonksiyonelliği ön                plana çıkarıyor. Tasarım, arsanın ve otoparkın çevresini ve                binaların arasındaki ana yolların düzenlemeni kapsıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              Dış Peyzaj'ın esas özelliği, kaldırımlar ve çimenlerin arasına                büyük ağaçların dikilmiş olması. Binalara fon oluşturan ve                yapraklarını dökmeyen bu ağaçlar, yumuşak Peyzaj elemanları olarak                form buluyor. Dış Peyzaj'ın esas fonksiyonu ise, yayalar,                bisikletliler ve araçlar için net sirkülasyon alanları                oluşturması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                 &lt;b&gt;Müşteri&lt;/b&gt; Stanhope plc&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt;Mimar:&lt;/b&gt; Richard Rogers Partnership&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt;Arsa alanı:&lt;/b&gt; 33 Dönüm&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt;Bütçe:&lt;/b&gt; 4.5 Milyon Sterlin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;              &lt;b&gt;Proje Ekibi:&lt;/b&gt; Adriaan Geuze, Nigel Sampey, Theo Reesink,                Tyler Myer, Jacco Stuy, Fritz Coetzee, Sabine Müller&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncü Hollanda Mimarlığı'nda kulvarında                tek olup, görüşleri açısından oldukça yenilikçi ve çalıştığı ölçek                bakımından da mimarlık ile kentsel tasarım arasında önemli bir                arakesitte bulunan West 8, son dönemlerde öne çıkmış ve bu kısa                sürede gerçekleştirdiği projeleriyle şimdiden Hollanda Mimarlığı                için vazgeçilmez isimlerden biri olmuştur. Hollanda'da son dönemin                en önemli mimarlık gruplarının yer aldığı SuperDutch adlı kitaba                da girmeyi başarmış olan bu grup, aslen Peyzaj mimarlığı eğitimi                almış Adriaan Geuze ve 4 ortağı tarafından kurulmuştur&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Kurucuları arasında mimarların yanısıra şehir plancıları ve                Peyzaj mimarlarının da olması nedeniyle mimari tasarımlarında                farklı bir bakış açısı sergilemeyi başaran West 8'in en önemli                projesi Amsterdam'daki Borneo-Sporenburg konut yerleşimidir.                Amsterdam eski liman bölgesinin yeniden ele alınması ve konut                yerleşkesi olarak planlama projesi West 8 grubuna verilmiştir.                West 8 de bu iki yarımadanın master planlarının hazırlamasından                sonra, daha küçük ölçekte çalışacak diğer mimarlarla sonuna kadar                koordineli bir çalışma götürmüş ve dış mekan elemanlarına dek                tasarıma imzasını atmıştır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                Borneo-Sporenburg projesi ile Kentsel Tasarım alanında veronica                Rudge Green Ödülü'nü alan West 8 ayrıca yine bu yerleşke için                tasarladığı yaya köprüleri ile de basında geniş yer almış ve 2002                yılında Paris'te gerçekleşen Uluslararası Yaya Köprüsü                Konferansı'nda Estetik kategorisinde Yaya Köprüsü Ödülü'nün de                sahibi olmuştur. Son olarak 2003 yılında Norveç Tromso bölgesi                için Space Group ve Ove Arup ile ortak hazırladıkları kentsel                tasarım projesiyle uluslararası projede Birincilik almışlardır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                West 8'in diğer projeleri arasında, İsvçre'de gerçekleşen Expo                2002'nin sergi alanının tasarımı, Kröller Müller Müzesi'nin heykel                bahçesi tasarımı, Schiphol Havaalanı'nın Peyzajı ve Rotterdam                Schowburgplein meydan tasarımı en ilgi gören projelerindendir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;b&gt; Kaynak:                &lt;/b&gt;                West8/ Arkitera                &lt;b&gt;               &lt;br /&gt; Resimler:                &lt;/b&gt;                West8      &lt;br /&gt;                          &lt;b&gt;Derleme :&lt;/b&gt;                                 Hakan KORGAVUŞ/ Peyzaj Mimarı- İ.Ü&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/189132772155168540-3111410724850673616?l=peyzajmimarligifp.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/feeds/3111410724850673616/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=189132772155168540&amp;postID=3111410724850673616' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3111410724850673616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/189132772155168540/posts/default/3111410724850673616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://peyzajmimarligifp.blogspot.com/2008/01/chiswick-park.html' title='Chiswick parkı'/><author><name>Peyzaj Mimarlığı</name><uri>http://www.blogger.com/profile/02775227668334534243</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-189132772155168540.post-6908943772575722596</id><published>2008-01-19T08:20:00.000-08:00</published><updated>2008-01-19T08:21:01.557-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Parc de la Villette'/><title type='text'>Parc de la Villette</title><content type='html'>&lt;b&gt;Parc de la Villette&lt;/b&gt;                                                                                      &lt;br /&gt;                               &lt;b&gt; Bernard Tschumi � 1982&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                  Fransız                hükümeti tarafından 1982 yılında Parc De La Villette Tasarım                Yarışması düzenlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Bu yarışmayı Bernard Tschumi kazanarak Parc                De La Villette�te tasarımını uygulayan kişi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Bernard                Tschumi çalışmalarında bir bakıma Archigram�ın hemen oluşan kent                (Instant City) türü düşlere yer veren, ama temelinde Çatkıcı                mimarlık akımının estetiği ile bütünleşmiş bir sanayi ötesi                toplumun özlemi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimarlığı olay ve zamanla oluşan ve                yaşamadığı zaman anlamını bulamayan toplumla birlikte mayalanmış                bir bütün özlemi var. Bu Parc De La Villette�te bir havai fişek                gösterisi iken, yüzlerce metreyi bulan uçsuz bucaksız Kansai                Havaalanı�na �yumuşak� yaşam katan bir eğlence dizisi                olabilmektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Kuramsal The                Manhattan Transcripts (1981) projesinde ve gerçekleştirilmiş Parc                De La Villette �te olduğu gibi, sorgulanan birlik kavramıdır.                Tasarlandıkları biçimiyle, her iki yapıtın da başlangıç ve sonları                yoktur.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunlar yinelemeler, çarpıtmalar, üst üste bindirmeler vb.                den oluşturulmuş işlemlerdir. Kendi içsel mantıkları bulunsa da                �amaçsız bir biçimde çoğulca değildirler- salt içsel ya da                ardışık dönüşümler açısından tanımlanamazlar. Düzen fikri, sürekli                olarak sorgulanıp meydan okunarak en uca itilmiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 La                Villette�te kopma stratejisinin farklı öğeleri kullanılmıştır. Bu                strateji, bir ya da bir çok temanın sistematik olarak                incelenmesine dönüşür: La Villette örneğinde üst üste bindirmeler                ve yinelemeler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Geleneksel                bileşenler bir kez parçalara ayrıldıktan sonra, onları bir araya                getirmek uzun bir süreçtir; her şeyin ötesinde, sonunda klasik ve                modern kurallar bütünün ihlal edilmesi olan şeyin, biçimsel                deneyselciliğe doğru kaymamasına izin verilmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;verilerin                hiç bağlantılı olmadığı, çatışma ilişkilerinin de sentez ya da                bütünlüğü reddederek dikkatle korunduğu Transcript�te ve                Villette�te işte bu nedenle kopma stratejisi kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Proje                hiçbir zaman tamamlanmamış, sınırlar da hiçbir zaman                kesinleşmemiştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Bu park                basit bir park olmasının ötesinde kültürel ve eğlence aktiviteleri                bakımından zengin; açık hava tiyatroları, restoranlar, sanat                galerileri, müzik ve resim atölyeleri, çocuk oyun alanları, film                gösteri merkezleri, bilgisayar merkezleri ile desteklenmiş                kompleks bir parktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Tschumi bu                parkı, parktaki tüm binaların birleşimiyle �dünyadaki en büyük                bina� olarak nitelemektedir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                                 Tschumi�nin                yazdıklarının yanında uygulamaları ile tanınması ise 1982 yılında                Paris için tasarladığı Parc De La Villette Projesi ve özellikle de                Park içinde yer alan �folie� ler (şaka-yapılar) ile oluşmuştur.               &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünsel temelini Derrida ile birlikte oluşturdukları bu proje,                temelde �folie� adı verilen, park içinde belli bir düzen /                düzensizlik içinde yerleştirilmiş ve her biri başka işlevlere 
